kapalıçarşı

1 /
boundless boundless
bıyıklı ve hafif göbekli, bağrı açık türk rehberimiz turist kafilesini gezdirmek için kapalıçarşıya götürür ve mekanı tanıtmaya başlar daha kapıdan adımını atmadan "here is the closed bazaar..." ve turist yengemiz de cevabı yapıştırır " if it is closed then we can come tomorrow". (doğrusu covered bazaar)
viola viola
sahaflara her gittiğimde mutlaka uğradığım mekan. bir sürü kilimcilerin, aktarların olduğu, otantik muhtelif giysilerin, takıların,şalların satıldığı her gittiğimde param olsun bundan da 'alıcam' dediğim yer.
ximxili ximxili
en güzel şiirlerinden biridir orhan veli nin:

giyilmemiş çamaşırlar nasıl kokar bilirsin,
sandık odalarında;
senin de dükkanın öyle kokar işte.
ablamı tanımazsın,
hürriyette gelin olacaktı, yaşasaydı;
bu teller onun telleri,
bu duvak onun duvağı işte.
ya bu çamurdaki kadınlar?
bu mavi mavi,
bu yeşil yeşil fistanlı...
geceleri de ayakta mı dururlar böyle?
ya bu pembezar gömlek?
onun da bir hikayesi yok mu?
kapalı çarşı diyip geçme;
kapalı çarşı
kapalı kutu
dünyayı kurtaran adam dünyayı kurtaran adam
türkiye ekonomisini tek başına taşıyan yer neredeyse. biraz abartı oldu ama bunda gerçeklik payı var.

1999 depremi olduğu sene yazın kapalıçarşı'da çalışıyordum. bir büyüğümün şu sözü halen kulaklarımdan çıkmamıştır.

" tüm türkiye'de deprem olsa, sadece istanbul ayakta dursa istanbul tüm ülkeyi besler, ama istanbul'da deprem olsa sadece kapalıçarşı yıkılsa, türkiye ekonomisi 5 yılda kendisini toparlayamaz "

valla çömezlik zamanında bu sözler böyle inandırıcı gelmiyordu ama 2001 krizi öncesi rutin kapalıçarşı ziyaretlerimden sonra konuya daha vakıf olmaya başladım.

daha 2000 kasım olayları sonrasında tanıdığım birkaç döviz bürosu sahibinin, " krizin eli kulağında, bir kıvılcım bekliyor" şeklinde beyanatları ile karşılaşınca, deniz gökçe gibi ekonomi profesörlerine fazla güvenilmemesi gerektiğini düşündüm. zaten tv kanalları bile o dönemde nuruosmaniye camii'sinin avlusunu kendilerine üs seçip, konuyu alaylı uzmanlara sormaya başladılar. gerçekten hareketli ve ilginç günlerdi o günler.

bugünlerde ise bu alaylı kişiler yine " ekonomi iyi değil " açıklamaları yapıyorlar. inşallah bu sefer haklı çıkmazlar...
meramise meramise
istanbul turistlerinin oryantalizme olan sevdaları gereği (sanki her doğulu o kıyafetleri hala giyiyormuş gibi, tuhaf olduklarını da umursamadan) ve az biraz da meraklarından kafalarına geçirdikleri, onunla sultanahmet civarını şaşkın naralar eşliğinde turladıkları feslerin alındığı yer.
her bir dükkanı ayrı bir tarihi yolculuğa çıkarır sizi. renkli renkli kumaşlar, hiç bir yerde bulamayacağınız aksesuarlar satılır burda. gittiği yerlere istanbul'u da taşımak isteyenler, mutlaka buraya uğrayıp bir kaç parça bir şey de alırlar.
esnafı güleryüzlüdür. turistlerle sohbet etmeyi çok severler.
onların bilmedikleri bir dil biliyorsanız, ne kadar bu ülkenin insanı gibi görünseniz de, turist olduğunuza inanmaları için kendinizi fazla zorlamanız gerekmez. turist olduğunuza inandıklarında da ellerindeki malı size satmaya çalışırlar ve bunu yaparken onların pazarlama kabiliyetlerine şaşmaktan kendinizi alamazsınız.
ama turist olmadığınızı biliyorlarsa, fiyat sorduğunuzda o malı almayacağınıza ya da alamayacağınıza anında kanaat getirirler ve bunu da belli etmekte beis görmezler. biraz da haklıdırlar aslında; sattıkları her bir şey, lükse çok az bir bütçe ayırmak zorunda olan ortalama türk vatandaşı için, pahalıdır ve onlar da lüks harcama sayılabilecek eşyaların dışında bir şey satmadıkları için sizi en baştan uyarmak biraz da haklarıdır. gerçekten, malları da biraz pahalıdır.
her ne yaparlarsa yapsınlar, değişmez bir kaide dikkati çeker: kapalı çarşı esnafı pazarlamanın ve müşteri ilişkilerinin duayenidir.
chrystal chrystal
çalışanların, sık sık gidenlerin çarşı olarak bahsettikleri ve nispeten ucuza altın, mücevher alabileceğiniz yerdir. öyle çok bir şey farketmez ama daha ucuzdur işte. üstelik burda çeşit boldur, kalpakçılar caddesi'nde dizi dizi bir dolu kuyumcu vardır ve buradakiler genelde en piyasa olan yerlerdir. gümüş takı almak isterseniz cevahir bedesteni'nde bir dolu gümüş takı satan yeri bulabilirsiniz. eğer turist gezdiriyorsanız ve üstünde istanbul, türkiye, vs. yazan t-shirt almak istiyorlarsa sandal bedesteni'ne uğrayın. genelde kalpakçılar caddesini ana cadde gibi düşünmek ve referans almak şaşırmanızı engeller. çünkü bir süre sonra bütün dükkanlar ve satılanlar birbirinin aynısı gibi geliyor. turistik eşya alacaksanız deli gibi pazarlık yapın, satıcının söylediği fiyatın yarısını söyleyin, kazıklanmayın. bir de abuk subuk are you spanish gibi çığırmaları duymayın, ilgilenmeyin. aynı şekilde kapı önünde tavla oynayıp, milleti kesenlerle de ilgilenmeyin. dolaşırken çok kibar dükkan sahipleri gördüğünüz gibi, çok kaba çığırtkanlar da göreceksiniz, hazırlıklı olun.

altın, mücevher alırken ise asla benim param yetmez bunlara mantığında olmayın, alıcı olduğunuzu belli edin, bir dükkanda istediğiniz fiyat aralığında ürün bulamazsanız bile iyi bir diyalog ile o dükkan sahibi sizi başka bir dükkana yönlendirecektir ve istediğiniz ürünü almanıza elinden geldiğince yardım edecektir. uzun vadede ise kendinize bir dükkan seçin ve hatırlı müşteri olun.

yeme-içme içinse kapalıçarşı içinde de dışında da güzel yerler vardır. halıcılar'daki fes cafe çok popülerdir. bunun dışında kapalıçarşı ile sınırlı kalmayın mutlaka nuruosmaniye kapısından çıkıp o güzelim bulvarda yürüyün.
1 /