kapının önünde bir yığın misafir ayakkabısı görmek

1 /
ikiguzelhareketbirden ikiguzelhareketbirden
misafir sevmeyen, özellikle kalabalık ortamlara sonradan girme gibi bir korkusu olan kişiler için kabustur. ölümdür, ızdıraptır. kapının önünde bir süre öylece kalakalmaktır. yüksek ihtimalle de geri dönüp dışarda bi süre daha misafirler gidene kadar oyalanmaktır.

içeri girip girmeme ise şu kriterler ile belirlenir:

ayakkabı adedine göre. sayı eğer 4 çiftten fazla ise girmeme ihtimali giderek artar. eğer ayakkabılar yer yetmemiş merdivenlere bile dizilmişse asla girilmez.

eğer ayakkabılar giderken kolaylık olsun diye kapıya doğru çevrilmişse önemli misafirler vardır, girme ihtimali yine düşer.

ayakkabı sayısının çokluğunun, çocuk ayakkabısının sayısına oranına göre. bu oran bire ne kadar yakınsa girmeme olasılığı o kadar fazladır. (çocuklar fena)

(bkz: eve gelen misafir çocukları)
arcturus arcturus
genel olaraktan şok etkisi yaratan hede. lan ne zaman bu tarz bir olaya şahit olsam ''vay amına koyayım ya'' diye içimden geçirip, insanların kabile olarak yaşadıklarını düşünmeye başlıyorum. hayır tamam olur 5 çift ayakkabı falan. 10 çift 20 çift görüyorum lan? o ne oğlum? olay kendi evimizde vuku buluyor ise ani bir hareketle yön değiştirilip, bir arkadaşa veya oraya buraya yönelmekte fayda var diye düşünüyorum.
zna zna
insanları görmeden kaçmak için iyi bir fırsattır hemen tabanlar yağlanabilir ve böylece misafirlerin "iktisatı bitirince noolcan evladım" gibi gereksiz sorularından kurtulmuş olunabilir.
öykü öykü
annenin az sonra "misafirlere hoşgeldin dedin mi yavrum?" sözünü kullanacağının göstergesidir.içeri girilmemelidir derhal ordan uzaklaşılmalıdır.
marshmallow marshmallow
görüldüğü an tüymenin farz olduğu eylemdir. zira sonrasında misafir yığının abuk subuk sorularına maruz kalınıp, bütün gününüz koşuşturma, sofra hazırlama, bulaşık dizme gibi kız kısmının hamarat olduğunun kanıtı niteliğindeki sıkıcı ritüeller eşliğinde geçebilir. kapıda bi 5-10 saniye parmağınız sizden bağımsız bir şekilde zile basmakla basmamak arasında tereddüt edebilir. bi parmağınıza söz geçiremiyorsanız ben daha bir şey demiyorum zaten. neyse basmadan tabanları yağlarsanız iyi edersiniz.
şayze şayze
"anaaaaam hayır uyuyacaktım ama ben" diye yakınmanın ardından " oooo annem neler döktürmüştür şimdi dal dal içeri dal" cümlesini sarfettiren durum.
bir de küçükken beğendiğimiz ayakkabıları denerdik. apartman koridorunda bir kaç tur attıktan sonra üst komşuya yakalanmayla sona ererdi herşey hey gidi hey...
ne desem yarıyor ne desem yarıyor
kötü durumdur , insanı boş yere küfrettirir. çıkarsınız merdivenleri günün yorgunluğu ile yavaş yavaş. kafa merdivenlere doğru bakar kaldıramazsınız doğru düzgün. doğru kata geldiğinizde kafayı birazcık kaldırdınız da kapıyı kuşatmış ayakkabı ordusuyla gözgöze gelirsiniz. o anda o sinirle "amuaa goyum sizin laaaayyn" diyerek ayakkabılara tekmeler sallamak oraya buraya dağıtmak istersizin ama olmaz. belki düşünürsünüz "lan teyzeler kuzenler gelmiş olsun bari muhabbet olur az da olsa" . ama biraz daha göz gezdirdiğiniz de ayakkabılara ufak bir ayakkabı görürsünüz ve dünya başınıza yıkılır o an itibariyle annenizin sözleri kafanızda yankılanır "az bilgisayarı aç da çocuk oynasın" , "düzgün davran tersleme çocuğuu" , "kalk misafirlerin elini öp hadi bakayım". "offf yaaa " der iç sesiniz delirmek üzeresinizdir. en son düşünce olarak "hiç girmesem mi lan eve çekemem valla" dersiniz. ama çok geçtir , anne adını verdiğimiz yüce varlık sizi hisseder ve kapıyı açar "birinin sesini duydum sanki" diyerek. içerinin ışığı suratınıza vurur kapının açılmasıyla suratınıza zoraki bir gülümseme gelir ardından "aaaa kim gelmiiiş gel hadi geeel bak kimler var" der anneniz arkadaki dedikoducu karı dırdırının sesiyle birlikte. ayakkabılarınızı çıkarmak üzereyken sağ koluyla kapıyı tutan ufak biri çıkar ve size saf saf bakışlar atar. işte o kişi akşamı size zehir edecek kişidir. o kişi sizi evinizden soğutacak kişidir. bundan sonrasında size diyebileceğim tek şey var güç sizinle olsun dostlar.
1 /