kara kitap

1 /
jemand jemand
orhan pamuk'un edebi eser sıfatını sapına kadar hak eden, ''tutunamayanlar'' dan ilhamla yazdığını düşündüğüm ''asıl sihirli'' romanı. içinde kaybolup, her hangi bir labirent çıkamazında kendi yüzünüzü gördüğünüz için mi, yağmurlu bir istanbul akşamını hiç yaşamamış olsanız bile o duyguyu iliğinize kadar sırılsıklam yaşattığıdan mı bu sihir bilinmez. belki de sihirin kendisi budur. yeşil bir dolma kalemle kendi hayatınızı yazıp bir '' rüya'' ya dalasınız gelir.güzeldir.başlandı mı bitirmek gerekir.
bettyboop bettyboop
okuması kesinlikle çok zor.bir paragraf kadar cümleleri var,ki bu cümlelerde birkaç olay birden bağlanıyor dolayısıyla okurken cümlenin başını unutuyorsunuz.sakin,huzurlu zamanlarda okunması gerek sanırım.
1
nickim konusunda kararsızım nickim konusunda kararsızım
orhan pamuk'un ne kadar sağlam yazdığını bir kez daha kanıtladığını düşündüğüm kitap.binbir gece masallarından o kadar etkilenmiş ki kitabın her bölümünde mutlaka geçiyor.en son sayfalarında galip'in düşüncelerine ara verip 'ey okuyucu!' diye başlayan ve ben bu acıyı anlatabileceğimi düşünemiyorum o yüzden kara bir sayfa koyacağım yerine,bilirim okuyucu anlar sözleri emin olsun okuyucunun taa en derinlerine işlemiştir...ellerine bir kez daha sağlık..
gonewiththesin gonewiththesin
yaklaşık iki sene önce çok bunalımlı günlerimde okuduğum ve hayata başka bir açıyla bakmamı sağlayan bir kitaptı kara kitap. evet tam anlamıyle bir "şahaser"dir kara kitap kanımca. her satırında orhan pamuk'un edebi dehasına, araştırmacı ruhuna, ve detayları heryere serpiştirme becerisine, olayları kurgulamasına hayran kalıyorsunuz...
"kara kitap üzerine yazılar" adlı bir kitap ise bu kitabı daha iyi anlamak için basılmış bir kitaptır, bir kitabı açıklamak için böyle bir kitap basılması da kitabın derinliğini, ilginçliğini ve sakladığı sırları olduğunu belirtir...
dengesiz çay tabağı dengesiz çay tabağı
alınıp yarım bırakılan orhan pamuk kitaplarından sadece bir tanesidir benim adıma.gayet sıradan bir kurguyu bu derece dolandırıp kelimelerle oyun oynamayıp takla attırmadan daha yalın bir ifadeyle kaleme almış olsaydı sayın pamuk salt anlatılan hikayenin hayatla örtüşmesi, gerçekliği ve verilmeye çalışılan mesaj dolayısıyla okunabilcek bir eser olabilirdi.işin özü orhan pamuğun karmaşık anlatım tarzına alışamamış biri olarak benim beğenmediğim kitaptır.bir de türkiye dışında bir çok ülkede de bestseller olması şaşırtmış kitaptır.
kesmeseker kesmeseker
müthiş bir dehanın ürünüdür. bu eser; şu kitaptan, şu yazardan çalınmıştır gibi yakıştırmaları artniyetli buluyorum. ayrıca asla sadece bir kurgu romanı değildir. içimizde, benliğimizde kabuk bağlamış, duygusunu yitirmiş, unutulmuş noktalara parmak basıyor, hatta kanatıyor. yargılama niyetiyle değil de anlamak için okursanız; bu kitap; bitirdiğinizde uykulu bir yüze çarpılmış buz gibi su etkisi yaratıyor, arınıyor, uyanıyorsunuz.
munasebetsizevrak munasebetsizevrak
çok yoğun bir orhan pamuk romanı. ayrıca gayet berrak, basit ve tam yerine oturtulmuş bir hayat/kimlik sorgulama kısmı içermektedir ki (haddim olmayarak) takdir edilesi ve paylaşılasıdır:
''...çünkü kendim olmazsam, onların istediği kişi oluyorum ve onların olmamı istediği o insana hiç katlanamıyorum ve onların olmamı istediği o dayanılmaz kişi olacağıma hiçbir şey olmayayım ya da hiç olmayayım daha iyi diye düşünüyorum. ‘çok çalıştı ve yıllar sonra biraz başarılı oldu’ dedikleri kişi oluyorum ve daha kötüsü ben de kendimi başka türlü göremediğim için, bu hiç sevmediğim kişilik etimin üstüne çirkin bir deri gibi yapışıyor ve biraz sonra, onlarla birlikteyken ben kendimin değil bu kişinin sözlerini söylerken yakalıyorum kendimi ve akşam eve döndüğümde olmak istediğim kişinin sözlerini nasıl söylediğimi kendime işkence etmek için bir bir hatırlıyor, mutsuzluktan boğulacak gibi oluyorum.
insanın kendisi olmasının ne kadar zor olduğunu bilirim. daha önce, yalnızca bir başkası gibi olabilme ya da kıskançlık gibi gözükür. gece yarısı sırtüstü uzandığım yatağımda uyuyamadan tavandaki gölgeleri seyrederken o kadar çok başkasının yerinde olmak isterdim ki, derimin içinden, eldiveninden çıkan bir el gibi sıyrılıp çıkabileceğimi, sonra sırf bu isteğimin şiddetiyle o başkasının derisine bürünerek yeni bir hayata başlayabileceğime inanırdım. bazen bu öteki insanı düşünmekten, kendi hayatımı onun hayatı gibi yaşayamamaktan o kadar acı çekerdim ki, bir sinema koltuğunda otururken ya da bir pazaryerinde kendi dünyalarına gömülmüş insanları seyrederken gözlerimden yaş fışkırırdı. hayatımın olması gereken asıl hayatın bir taklidi olduğunu, bütün taklitler gibi utanılması gereken, acıklı, zavallı bir şey olduğunu düşünüyordum. bu umutsuzluktan kurtulmak için elimden yalnızca aslımı daha çok taklit etmek geliyordu. ''
pruebelle pruebelle
okuyucusundan emek isteyen kitaptır. okuma süresini haftalara aylara yaymamak gerekir zira kalınan sayfadan devam edildiğinde sanki sizi değil de bi başkası kitabı eline almış sayfaları çevirmiş izlenimi verir sonra geri gitmek gerekir kitapta taa ki sizin hikayeye tam adapte olduğunuz hatta katıldığınız noktaya kadar.

bir de kitapta aralarda kısa hikayeler vardır bunlardan ilki ve bana göre en güzeli olan "boğaz'ın suları çekildiği zaman " boğaz sularına her bakıldığında akla gelecek ve tarifi zor duygu ve düşüncelere sevk edecektir istanbul seven kişiyi ve bir kez daha istanbul'u sevdirecektir sadece içinde yaşanıldığından dolayı.
1 /