kara thrace

ugandalı nil timsahı ugandalı nil timsahı
ne yapacağı önceden kestirilemeyen, dik kafalı, kimseyi dinleyemeyen ama karizması da muhteşem olan sarışın cylon raider avcısı.

--çok pis spoiler içerir--

new caprica'da lee adama ile mercimeği fırına verdiği gecenin sabahında gidip samuel anders'la evlenmesi örnek olarak gösterilebilir.

-vay be, ne sabahtı çok şey kaçırdın !
-ha noldu cylonlar mı saldırdı?
-kara evlendi inanabiliyor musun?
-lee'de mavi ekran-
caesarius caesarius
battlestar galactica dizisinin en kaçık ve en kevaşe karakteridir... diziyi takip edenler bilirler (izlemeyip izlemeyi düşünenler bu giriyi esgeçerse sevinecem); artis tavırlara sahip olsa da son derece duygusaldır. izleyeni en kıl edici yanı ise doyumsuzluğudur, zira hemen her karakter belli bir karşıcins ile paslaşırken bu hanım ablamız hangi erkek karakter o sıralar revaçta ise ona yavşamakta, hatta üstüne de yatağa atmaktadır. tabi en büyük hedefi esas oğlanımız lee adama'dır ve aslen capricalı olan lee diğer capricon(oğlak) erkeklerinin aksine son derece duygusal, ne olursan ol gel seveyim seni modundadır. bir ara lee'yi kötü emellerine alet etmeyi başarsa da yine doyumsuzluğunu gösterip daha önce ayar verdiği sporcu elemanla evlenmiştir. bir de kendisine ölümün habercisi sıfatı bahşedilmiştir bir cylon melezi tarafından, insanlık için bilemem ama oradaki erkek camiası için son derece doğrudur, üstüne laf söylenmez...
iao iao
battlestar galactica'nın en ilgi çekici karakterlerinden biri. ünlü adıyla starbuck'ı eski seride a takımı dizisindeki face rolüyle (ekibin adı bilinmeyen dizi sonunda güzel kızları öpen karakteri) hatırlayacağımız dirk benedict tarafından canlandırıyordu. purosu, piramit ve kart oyunlarına düşkünlüğü, kurallara uymayan serseri davranışları aynı olsa da yeni seride bu rol eski seri severleri şaşırtacak şekilde bir kadın oyuncu yani, katee sackhoff'a ait.

kara thrace, en başta aşırı yetenekli bir viper pilotudur. hatta eğitmenleri böyle bir yeteneği hiç görmediklerinden bahsederler. ancak kuralsız davranışları yüzünden subay okulunu birincilikle bitirmediği için annesi socrata thrace tarafından aşağılanmıştır. ayrıca çok iyi bir piramit oyuncusu olmasına ve profesyonel kariyer düşünmesine karşın sakatlanınca sporu bırakmıştır. ayrıca uçma ile ilgili en ilginç başarılarından biri de bir cylon raider'la uçmayı başarması ve böylece cylon raiderlar hakkında insanlara net bilgiler verebilmesidir. ayrıca diriliş gemisinin radara yakalanmayan blackbird adlı gemiyle içine girip bilgi almış ve yok edilmesinde büyük katkıda bulunmuştu. değişik kurtarma operasyonlarında da sayısız ölümcül risk içeren başarılı sonuçları da mevcut.

canlı kişiliğine rağmen sürekli korunmada durması, sert tavırları, hırçın kişiliği, ani gel gitlerinde annesi ile olan ilişkisinin payı büyüktür. socrata thrace kızının her zaman farklı olduğunu düşünmekte, ancak bir yandan da ona asla yakın davranmayıp güçlenmesini istemekteydi. zira ona göre kişiyi hayatta tutan şey öfke ve acıydı. kızının da aynı şekilde büyümesini istiyordu. kara thrace ile annesi arasındaki hesaplaşma onun en büyük yüzleşmesi anında mutlu bir sona kavuştu.

sezonlar ilerledikçe melez olmasına dair teorilerin artmasındaki en büyük paylardan biri babasının hakkında piyano çalması dışında bir bilginin bulunmaması.

duygusal hayatındaki çalkantıları her zaman fazla. ilgi çekici kişiliği yüzünden her daim karşı cinsin gözdesi olabiliyor. hikaye william adama'nın oğlu zak adama ile nişanlı iken başlıyor. zak da kendini ispatlayıp pilot olmak istese de zorunlu eğitimi geçemiyor. ancak starbuck gururunun kırılmaması için onu sınavdan geçiriyor ve bir görevde zak hayatını kaybediyor. sevdiği adamı öldürme sorumluluğu ile kalıyor.

zak adama'nın kardeşi lee adama ile arasındaki arkadaşlık, samimiyet ve sonunda aşka dönen bir ilişkisi var. ancak samuel anders denklemi karıştırıyor. caprica'ya apollo'nun okunu bulmak için gittiğinde karşılaştığı direnişçilerin lideri samuel anders'a da duyduğu bir tutku var. sonuçta lee adama'ya onu sevdiğini itiraf edip ertesi sabah da samuel anders ile evlenmesi de aslında starbuck'ın kişiliğini en iyi özetleyen detaylardan biri. gene de starbuck için lee adama'nın her zaman yeri ayrıydı, duygusal temennim de sonunda bir araya gelmeleri.

kara thrace'in hayatını tamamen değiştiren, çok önemli noktalarda karşısına çıkan ayrıca önemli bir karakter de leoben conoy yani number two diye bilinen bir skin job.

kara ve leoben'in ilişkisini ilk kez birinci sezon flesh and bone'da görüyoruz. sorgu sırasında leoben'in av değil avcı konumunda olduğunu ve kara hakkında pek çok şeyi bildiğini görüyoruz. ayrıca leoben ilerleyen sezonlarda karşımıza hep çıkacak olan şeyi söylüyor: kara thrace'in özel bir yazgısının olduğunu.

new caprica'daki cylon istilası sırasında leoben starbuck'ı kaçırmış ve onu kendisini sevmeye zorlamıştı. ayrıca her zamanki akıl oyunlarıyla kara'nın aklını çelmek için kacey adında bir kızı da suni döllenme ile yaratılmış çocukları olarak tanıtmıştı. kara, en az beş leoben kopyası öldürse de aralarında cinsel bir tansiyon olduğu da aşikar.

nitekim maelstrom'da yani üçüncü sezon on yedinci bölümde açılış sahnesinde kara'nın rüyasında leoben ile seviştiğini ve duvardaki on üçüncü koloniye ait olduğu tahmin edilen sembole baktığını görüyoruz. kara yazgısından kaçamayıp "ölümü" seçmesinden önce ona yol gösteren ve annesiyle yüzleşip barışmasını sağlayan da bir leoben görüntüsü. ancak ölmeden önce görüntünün leoben olmadığını öğreniyoruz.

kara thrace'in kökeni binlerce yıllık nebulayı andıran sembolü küçüklüğünden beri çizdiği bir gerçek. tabii ki garipliğin en büyük kısmı kendini ölüme bıraktıktan sonra üçüncü sezonun son bölümünde ionian nebula'ya geldiğinde geri dönmesi. ve dahası dünyaya gittiğini söylemesi.

battlestar galactica razor'da kendra shaw'un her şeyi patlatmadan önce gördüğü ilk hybrid kara thrace'i "harbinger of death" yani ölümün müjdeleyicisi; insan ırkını sonuna götürecek isim olarak adlandırıyor. dördüncü sezondaki bulunan ölü dünya'ya ithafen mi denildi yoksa dizinin sonu insanlığın yokoluşuyla mı biteceği bilinmez ama hybrid'in kendisi hakkında bu kadar kehanetler yapması da ayrı bir gizem.

dördüncü sezonda ise ölümden geri dönülen ve yeni bir cylon modeli sayılan bir kara thrace ile karşılaşıyoruz. ki aslında seyirci açısından bile ne olduğu hala belirsiz. kendi adıma onun son cylon değil, bir melez olduğunu düşünüyorum. babası da herhangi bir cylon modeli olabilir.

haliyle başta laura roslin olmak üzere kimse onun dünyanın yerini bildiğine inanmadığından -ve tabii ki onun bir cylon olduğunu düşündüğünden- kara yolu kaybetmesinden ötürü sürekli agresif tepkiler veriyor, hatta işin sonunda roslin'e silah çekmek bile var. sonunda william adama öz kızı gibi sevdiği bu kadına demetrius adlı bir gemiyi verip yolu bulması için ekip veriyor.

demetrius ile sayısız "altıncı his" sıçraması yaptıran ve kararsız davranan kara sonunda ekibini isyana sürüklemişti. sonuçta felix gaeta başka bir sıçrama isteğini reddedince çıkan arbedede samuel anders tarafından vuruluyor ve sonunda bir bacağını kaybetti.

sonunda starbuck gizemli bir şekilde leoben conoy ile tekrar karşılaştı -ki bu dönem de cylon iş savaşının sonrasına dayanıyordu. leoben'e göre kara cylon ana gemisine gelmeli ve hybrid'i görmeliydi. nitekim hybrid ile kara karşılaştı, d anna biers'ın geri döndürülmesi gerektiği ve son beşlinin de dünyanın yolunu bildiği ortaya çıktı.

dördüncü sezonun son bölümünde; son dörtlü starbuck'ın ölümden dönerken birlikte getirdiği "yeni" viperda bir tuhaflık hissettiler. nitekim kara, viperı kurcalayınca dünya'nın sinyalini içeren bir bilgi buldu. bunun kim tarafından konduğu bilinmiyor ancak viper ile ilgili diğer bir ilginç bilgi de; tam starbuck gemisiyle döndüğü anda, son dörtlünün duyduğu parçanın net duyulması ve kim olduklarını öğrenmeleri. açıkçası geminin gizeminin çözülmesi çok şeyi ortaya çıkaracak.

dizinin merkezindeki en önemli karakterlerden biri olan kara thrace, dediği gibi insanları dünyaya getirdi. ama bu yıkılmış ve ölü bir dünyaydı. yazgısının sonunda neler olacağını hep birlikte göreceğiz.
boş vaktim vardı boş vaktim vardı
katee sackhoff da dahil bu diziye karışan, bulaşan herkesin bir noktadan sonra nefret ettiği karakter. fakat kabul etmek gerek ki, battlestar galactica'nın en önemli, en kilit konumdaki karakteri. bunu kanıtlamak için de "starbuck için ne dediler" tarzı bir işe girişmek istiyorum.

"if that's me lying there, then what am i?"
kara thrace

"you are the harbinger of death, kara thrace. you will lead them all to their end. end of line."
the first hybrid

"they will know enmity, bitterness, the wrenching agony of the one splintering into the many, and then they will join the promised land, gathered on the wings of an angel. not an end, but a beginning."
the first hybrid

"i don't see kara thrace. i see an angel blazing with the light of god, an angel eager to lead her people home."
leoben conoy
ne alakası var ne alakası var
savaş yıldızı galactica'da yatıp kalkmadığı adam kalmadı şırfıntının, aman neyse canı sağolsun. viper pilotluğu kolay iş mi onca stres, kelle koltukta cylon avlamak kolaydı sanki. kızcaz stresini alkolle seksle atacak tabikisi. hem melekmiş zaten kızcaz öyle ya kendi ölüsünü falan filan da gördü, canım ya büyük travmalar yaşadı. ayrıca kara remembers melodisi de çok iyiydi yea.