karantina

1 /
zeus zeus
bulaşıcı bir hastalığın mikrobunu taşıma olasılığı bulunan kişilerin yasalar gereğince bir süre ayrı bir yerde tutulması, sağlık kontrollü hapis..
melomania melomania
şans denen şeyden, nasipten kısmetten nasibini almamış, diploması üniversitede kalmış mühendistir.

"makine, 10 tanesini yan yana koyunca voltran olan şeylerdir." aforizmasının sahibidir.
melomania melomania
o taşak geçmek için girdiğimiz rockbar'da ortamı bildiği için efes dark istemişti bu eleman, ben orada bir işkillendiydim açıkçası bundan ama bir şey anlattı, güleceğimizi sanıyorduk, son cümlede güldük de ama birkaç saniye sonra kendi halimize güldüğümüzü anladık.

"yani abicim, biz de eğleniyoduk ama ne bileyim, zenginler bi başka eğleniyolar ya biz onlar gibi eğlenemiyoruz. zenginler çok başka eğleniyor."
melomania melomania
şimdi bu dengesiz o kadar absürt bir adamdır ki yani o kadar olur. geçen ay dedi ki ben nisan'ın 12'sinde askere gidiyorum. tamam dedik. bekle bekle gitmiyor bu ibne askere maskere. lan noldu o iş dedik. durum şu: karantina bey kısa dönem sınavına girmek için sınav merkezine gidiyor, herkes elinde sınava giriş belgeleriyle tıpış tıpış içeri girerken bu gidip "şey ben sınava girecektim de..." diyor, "eee," diyorlar. "şu arkadaşın elindeki kağıtlardan bende yok." diyor. "e giremezsin o zaman." diyorlar. bu da mal geri dönüyor. işten ayrılmışsın, psikolojiyi, herkesi hazırlamışsın ama şimdi gitmiyosun askere... gerzek.

zaten sözlükte benden başka seveni de yok. yeni fark ettim, en son nikaltını tam 366 gün evvel gene ben yazmışım. hayırlısı tabii, her şeyin hayırlısı...
bkz age bkz age
şirin soysal şarkısı



korkma artık benim değilsin
sanma ki hala peşindeyim
güzel bir sözün varsa hediye et bu ayrılığa
sorma beni kimselere sakla serin bir yerlere
bozulmasın dokusu unutulsa bile
pırıl pırıl hayatlara doğru gidiyorum
bulutları hedef almış gibi yükseliyorum
damdan dama sarılman saçağın bacaların arasında
koyu kahverengi kokan dilimde yapışıp kalan
çocuk yüzlü masum adam yoksun bir masal tadında
sızma hayallerime basma gölgelerime
ufalmış halleriyle gezinsinler her gece
nerden girdim hayatına kaldım bu karantinada
durduğum yerde koşuyor uzaklaşamıyorum
kayıkların bile üşüdüğü serin sularda
sessizliğin müzikle karıştığı karlı ovalarda
solukların peşini bıraktığı sır kapılardan
geçitlerin kapandığı tutsakların dolandığı
kelimelerin kandırdığı yer pek yakın gibi
güneşten sersemlemiş arnavut taşlarında yürürken
papatyaların hep seviştiği nemli çimenlerden
aceleci ruhların tebessüm ettiği bahçelerde
dev ayakların bastığı karıncaların kaçtığı
mezar hırsızının da korktuğu o kara duygu
hayaletin garip huyları hayaletin garip huyları
lama gibi eline tükürerek para sayan, poşet açan esnafı karantina altına almak lazım. sonra " para insanın elinin kiri " diyorlar. ulan kâğıt parayla bile fantezi yaşıyor adamlar nasıl kirlenmesin ?

paralara tükürmeyin lan davarlar.
neverendingblueroad neverendingblueroad
karantina, latincede 40 günlük periyot manasına gelen quarentena kelimesinden gelir. 14. yüzyılda yine çin ve orta asya'da ortaya çıkan ve avrupa nüfusunun üçte ikisini yok eden, kara ölüm-veba salgınının ipek yolu ve deniz yolları ile tüm dünyayı etkisi alması üzerine hasta olanların diğerleriyle temasının kesilmesi amacıyla ilk olarak venedik egemenliğindeki dubrovnik limanında uygulanmaya başlamıştır. bir ada üzerine karantina hastanesi inşa edilerek gemi personelinin burada izole edilmesiyle hastalığa dair ilk önlem de böylece alınmış olur. (italyancada isola ada manasına gelir.) gemi ve personeli önce trentina uygulaması (30 günlük periyot) ile limanda bekletilmiş sonra hastalığın ciddiyeti ve kuluçka döneminin uzun olduğunun fark edilmesiyle bu süre 40 güne çıkarılarak karantina uygulamasına geçilmiştir.

kara vebanın en çok etkilediği yer şüphesiz o dönemin en pis şehri olan londra'dır. elizabeth dönemi'nde lağımların londra sokaklarına akması ve hemen yanındaki thames nehrinin ise bir çöplük olarak kullanıldığı bilinen bir gerçek. bu kirli koşullar farelerin üremesini fazlasıyla kolaylaştırırken, sokaklarda cirit atan bu farelere ticaret yollarından ve deniz aşırı ülkelerden gelen diğer farelerin de eklenmesi sonucu hastalık hızla yayılmıştır. londra sokaklarında her yerde vebadan ölmüş cesetler ve bu cesetlerdeki yaralar insanları dehşete sürüklemiş, tüm şehir havayı temizlemek ve cesetleri yok etmek için yakılan ateşlerle yanmıştır. gözlem yeteneği, tıp bilgisi ve diğer tüm alanlarda söyleyecek bir şeyi, sahneleyecek bir oyunu olan shakespeare bile tiyatroların kapanmasına sebep olan bu veba görüntülerini, dehşetinin büyüklüğü nedeniyle tiyatro sahnesine taşımamıştır. ama kendisini de derinden etkileyen vebaya metafor şeklinde eserlerinde yer vermiştir. işte tüm bu dehşet verici gelişmelerden sonra londra'da da ilk karantina oxford belediye başkanının emri ile gerçekleşmiştir. vebaya yakalanan hastaların evlerinin kapısına kırmızı haç çizilerek üzerine "lord have mercy on us" (tanrı bize merhamet etsin) cümlesi yazılmıştır.

aynı dönemde istanbul'da da veba salgını halkı büyük yıkıma uğratmış ancak osmanlı karantina uygulamasına çok geç başlamıştır. hatta ticaret gelirlerini kaybetmek istemeyen dönemin padişahları karantinayı zaman zaman yumuşatarak hastalığın iyileşmesini dünya açısından da geciktirmişlerdir.

tüm bunların ışığında vebanın başlangıcından, uygulanan karantinadan, hastalığa sebep olan etmenlerden ve diğer tüm her şeyden tarihin corona virüsü ile tekerrür ettiğini söylemek yanlış olmaz.
sadecegunlukseyleryazicam sadecegunlukseyleryazicam
gün 11:

dedem agresifleşmeye başladı.

ceza yerim diye dışarı da çıkamıyo. ceza 3 milyarmış herhalde. :d

kendini dayıma arabayla bağ evine kaçırtma planı yapıyo sesli bi şekilde.

bakalım ne olacak.
1 /