karma

2 /
dünyayı kurtaran adam dünyayı kurtaran adam
opeth'in* 1998 yılında çıkardığı my arms your hearse isimli albümündeki bir parça. sözlerini de verelim eksik olmasın;

and as they say, grief is only able to possess.
the rotting body clad in ancient clothes
is left behind with a wave of the hand.
i have gone away. the bed is cold and empty.
trees bend their boughs toward the earth.
and nighttime birds float as black faces.
it was the hand reaching out through the mirror.
unknown and scarred by life
the luring eyes, you had never seen.
you have nothing more to find.
you have nothing more to loose.
the cold season drifts over the land.
they huddle in the brown corners.
some would settle for less.
the castles were all empty, asleep.
long awaiting their king.
beckoning round the bend.
amidst the forest one would hear that i had been there.
draped within a fate i could not change,
and always welcoming winter's epilogue.
nomennocry nomennocry
alicia keys şarkısıdır kendisi.kemanın çok düzgün ve etkili şekilde kullanılmasına dikkat etmiştim ben en çok şarkıda.bir de ingilizce bilmeseniz bile bir serzeniş olduğunu anlayabileceğiniz şekilde 'duyguyu vermiş'.alicia ablanın aynı şekilde ne dediğini sözlerine bakmadan anlayacağınız bir başka şarkısı için (bkz: if i ain t got you) ama şimdi şu şarkının sözlerine bi bakalım derim ben:

weren't you the one who said that you don't want me anymore
and how you need your space and give the keys back to your door
and how ı cried and tried and tried to make you stay with me
and still you said your love was gone and that ı had to leave
now you're talking bout a family
now you're saying ı complete your dreams
oh
now you're sayin ı'm your everything
you're confusing me
what you saying to me, don't play wit me, don't play wit me
cause....

what goes around comes around
what goes up must come down
now who's cryin', desirin' to come back to me
what goes around comes around
what goes up must come down
now who's cryin, desirin', to come back

ı remember when ı was sittin home alone
waitin for you til 3 o'clock in the 'morn
and when you came home you'd always have some sorry excuse
half explaining to me like ı'm just some kind of a fool
ı sacrificed the things ı wanted just to do things for you
but when it's time to do for me
you never come thru
now you wanna be up under me
now you have so much to say to me
now you wanna make time for me
whatcha doin to me, you're confusin me
don't play with me don't play with me cause


ı remember when ı was sittin home alone
waitin for you till 3 o'clock in the 'morn
night after night knowing something goin on
wasn't long before ı be gone
lord knows it wasn't easy believe me
never thought you'd be the one that would deceive me
and never do what you're supposed to do
no need to approach me fool, cuz ı'm over you
gotta stop trying to come back to me
ıt's called karma baby and it goes around
dis dis
inanmadığım felsefedir.
şöyle ki, bir sürü kötü şey yaptım şimdiye kadar. çok insanın kalbini kırdım (isteyerek veya istemeden), ona buna küfrettim. o oldu bu oldu şu oldu ve genellikle serseri olarak anıldım.

bir de şeker gibi, karıncayı bile incitmemiş tertemiz bir arkadaşım vardı. saf bir elemandı. bu elemanın başına bir dolu talihsiz olay geldi, gündemde olan ve aklımda kalanları yazayım:
-koçtaş'tan duvar saati alır, alet 2 saatte yarım saat geri gider.
-telefonu avcılar'da gasp edilir. (istanbullu bu arkadaş. ben istanbul'a yeni geldiğimde turist gibi çok boktan mekanlarda geceleri yürümeme rağmen başıma hiç bir şey gelmemiştir)
-arabayla mahallede top oynayan çocukların kale taşını ezer, taştan bir parça kopar bir çocuğa gelir. mahallenin veletleri "abi çocuğun çüküne niye taş atıyorsun ya" diye dalga geçer bu elemanla. o da yetmezmiş gibi her mahalleye girdiğinde "kaçın, acemi geliyor!" naraları yükselir veletlerden.
-tanıştığımız gün 4 kez bira döktüm bir de ben bu adamın üstüne. halbuki taaa masanın köşesinde oturuyordu, benim de kafa güzel, aynı zamanda da sinirliyim. ille de o köşeden tuvalete veya telefonla konuşmaya çıkıyor, her geçtiğimde de en uçtaki masada 3 5 tane insan oturmasına rağmen, masanın hep aynı tarafına çarpıp üstüne bira döküyordum adamın.

şimdi düşünüyorum da, bu arkadaşa göre ben çok kötü bir adamım, hayatımdan memnunum veya değilim, ancak başıma hiç böyle talihsizlikler gelmiyor. o zaman nedir? karma koskoca bir yalandır anasını satayım.
castiel castiel
karma, bağımsız bir varlık olduğuna inanma hatasına düşen benliğin bilgisizliğinin bir sonucudur. benlik bu bilgisizlik içinde hareket ettikçe "sebep - sonuç" yasasıyla yönetilen gerçeklik boyutları arasında sürekli bir ölüm ve yeniden doğum sürecinde tutsak olmaktadır.
fiziksel planda bile bağımsız yaratıklar olduğumuz düşüncesi, dayanağı olmayan bir inanıştır. kendi kendimize beden maddemizi oluşturamayız, bizi meydana getirmeleri için ebeveynlerimizin fiziksel aracılığına ihtiyacımız vardır. işte bu sebep - sonuç yasasıdır. yani karmadır
2 /