kasap

1 /
chrystal chrystal
eskiden giriş kapılarında püskül perdelerden ( ya da onlara ne deniyorsa) olan, kendine has garip bir kokusu olan yerler. küçükken çiğ etler ve tavuklar yüzünden çok korkutucu gelen yer.
gelirsemkal gelirsemkal
eskiden hayvanı anında siparişiniz üzere kesip etini size veren insanlarmış bunlar, dondurucu filan yok ya. saatlerce beklenirmiş ya da sonra tekrar uğranırmış buralara.

- buyur abi
- ya ben şöyle akşama güzel birşey bakmıştım...
- tabii abi, taze kestim kuzuyu, veriyim mi pirzola?
- yok, hanım sığır ciğeri istedi.
- abi uğraştırma şimdi, al bak pirzola güzel.
- yok illa da sığır ciğeri.
- ciğerini skim.
venom venom
mahallenin bütün dedikodularına, istihbaratına muaffak esnaf birimi.
alışverişe çıkan ev hanımları ya da hizmetçiler kıyma çektirirken, et ayıklattırırken oturup vakit geçsin diye muhabbete girmelerinden dolayı mahallenin bütün arşivine sahip olurlar.
zaten memlekette bir ailenin et alma sıklığı ve miktarı da maddi gücünü gösteremkte.

ayrıca, kedilerin de uğrak mekanlarından biridir.
genelde şen kasap adı verilir.
dünyayı kurtaran adam dünyayı kurtaran adam
türk tipi esnafcılığın son örnekleridir. bazı yörelerde işi et satmaktan başka yemeklerin hazırlanıp fırına pişmeye gönderen bir yer bile olmuştur.

küçük yerlerde halen bu meslek kolu çeşitli dayatmalara rağmen devam etse de, büyükşehirlerde önce süpermarketlerdeki et reyonları sonrasında ise mezbahaların toptancılıkla beraber mağazalar açarak perakende şekilde de satışlar yapmaya başlamasıyla rekabet koşullarına dayanamayıp, ufalmaya ve kepenklerini kapatmaya başlamışlardır. artık mahalle arasında nobran yüzlü kasapları göremiyeceğiz. bir esnaflık kolunu da kaybediyoruz.
i screama you screama we all scream for ice creama i screama you screama we all scream for ice creama
nasıl insanlar olduklarını bir türlü kavrayamazsın kasapların. anormaller. düşün bak; et satıyorsun. bi tarafında karanfilli kuzu kalçaları var. vitrine pirzolaları, külbastıları sermişsin. önünden geçen adamın aklına mangal geliyor ağzı sulanıyor falan. dükkana dalıp içeri bakıyorsun.. kasabın arkasında iki parlak tavuk resmi. pırıl pırıl tüyleri, çarpıcı bakışları seni süzüyor. kanat desen alamıyorsun. tavuklar sana bakıyor. vitrine eğiliyosun. tam kafanı çevirdiğin an vitrinin üstündeki iki şirin kuzu oyuncağıyla gözgözesin. kıvır kıvır tüyler. pembe bir ağız. kırmızı ete uzansan bu sefer de kafanda kuzular meeliyor. insan, etini sattığı canlının öylesine şirinlik timsali oyuncağını koyar mı hiç vitrine? sonra gözlerini gezdirsen kasabın üstündeki kanlı önlüğe takılıyorsun. korku filmlerinde 'aha katil bu!' diye aklını çelen adamlar olur ya öyle. vitrinin üstüne baharat falan koyan kasaplar ne güzeller. insanın iştahı kabarır.
hiç anlamam bu yüzden sittin senedir kuzu oyuncağıyla kuzu eti satan kasapları.
wertyytrew wertyytrew
ehliyet verebilme yetkisene sahip sürücü kursu.... kasap sürücü kursundan ehliyetini almış insanları hemen tanırsınız.... kursata; kırmızı ışıkta nasıl geçilir, yağmurlu havada motosiklet nasıl kullanılır, ara sokaklarda ibre 90-120 ye nasıl vurdurulur, hatasız hatalı sollama nasıl yapılır gibi elzem şeyler gösterilir.
soldier in the army soldier in the army
en korkutucu esnaf türü.

bizim oradaki kasap, vitrininin en önüne sokaktan da görülebilecek şekilde koyun bacağı, keçi kellesi, toynak, dil, beyin, işkembe ve bilimum sakatatları yerleştirerek dükkanını daha da ürkünç bir yer haline getiriyor. güya çeşitlilik olacak. pehhh!

bir gün içeri girip "bak esnaf ağabey, şu şeyleri arka tarafa doğru diz. bizim kıyma, kuşbaşı göresimiz var. onu da alma elimizden" diyeceğim. eğer aksi bir şey derse "gelen kurban bayramıyla birlikte sen kaybedeceksin" deyip kapı girişine astığı boncuklu süsü de sallandırıp kaçacağım.

velakin çok korkağım. şu an sadece kafamı o yöne çevirmeden, iki adımda geçiyorum dükkanın önünden.
ceza aka keskinkılıç ceza aka keskinkılıç
gökhan barlas adlı yazarın ermeni olayları ile ilgili olarak yazdığı yarı gerilim yarı bilim kurgu roman.

trabzon'da misyonerlik faaliyetleri yaptıkları gerekçesi ile linçe uğramak üzereyken, polis memuru kemal aslan tarafından kurtarılan ailenin, türkiye'ye izinsiz giriş yaptıkları saptanır...
geçmişi türkiye ile bağlantılı ermeni asıllı lübnanlı bu aile, savcı talimatı ile sınır dışı edilmek için, yanlarında polis memurları kemal aslan ve selçuk şahin ile yola koyulurlar.

yolculuk sırasında, emniyet amirliğine bir ihbarda bulunulur. bir gün sonra istanbul'da ermeni bir gazeteci öldürülecektir ve bu cinayetin planlayıcısı olarak ailenin babası alen egoyan'ın ismi geçmektedir.

emniyet amiri, geri dönmeleri talimatını vermek için hemen polis memurlarını arar, ancak polis memurlarına ulaşamaz...

elinizden bırakamayacağınız bu kitap, sizi nakış gibi işlenmiş çarpıcı maceranın içine hapsedecek, barındırdığı sınırsız gerilim adrenalinizi yükseltecek, karşı koyamayacağınız merak duygusu uykusuz bir gece geçirmenize neden olacaktır.

ermeni iddialarına müthiş bir gönderme ile gerçeklerden yola çıkarak yazılan bu kurgu kitap size, tüylerinizi diken diken edecek sahneleri ve hafızanızın en derin noktalarına kadar işleyecek temposu ile elinizden bıkamayacağınız kusursuz bir deneyim vadediyor.

kaynak :http://www.kitapturk.com/books/Kitap/46848/Kasap_-_Cep_Boy.htm
yok yok
ölü hayvan eti satar. evet o yedikleriniz de ölü hayvan. bir zamanlar canlı olan, nefes alan, yaşayan hani...
1 /