kayıp şehir

7 /
durefsan durefsan
ilk kez derin/duygusal nedenlerden ötürü "şu oyuncuya bakıp çıkacam" diye markaja aldığım; ardından uzun yıllar sonra takip ettiğim ilk türk dizisi olan, güzel bir seyirlik... idi!

nerde devam eder bilinmez ama o kadroyu daha uzun süre görürüz ekranlarda bence.
blonde blonde
gökçe bahadır'ın içini dışını gözler önüne seren dizi olmuştur. arıza hatun modeli de fena yakışmıştı kendisine lakin kısa sürdü.
imkanatutuldum imkanatutuldum
son izlediğim bölümde ne güzel replikler vardı: kadir'le irfan teras'da konuşurlarken irfan: "anlıyorum seni kadir, hatta ethem'i bile anlıyorum, aysel bu, istanbul gibi" . daha yerinde bir benzetme olamazdı. aysel bu, asla kayıtsız kalınamayacak kadar güzel, her rengi, görkemi, acıyı içinde barındıran istanbul şehri gibi bir kadın.
diğer replik: kadir'le aysel'in sokaktaki karşılaşmalarında; kırık dökük de olsa bişeyler söylemek isteyen kadir'in yerine söylenecekleri söyleyen aysel: "insanız be kadir oluyor böyle şeyler, seviyor gönül, ama olmadı, ne yapalım, artık bir dahaki hayata"...
kaftan mağara adamı kaftan mağara adamı
güzel başlayan,boku çıkarılan,tam toparlanmışken bit(iril)en dizi.ya yok arkadaş,bu televizyon izleyen kitlenin hepsi hıyar ya.gidin arka sokaklar'ı,bol sikmeli sokmalı ağa-aşiret-töre dizilerini,kurtlar vadisi'ni felan izleyin siz.bu kayıp şehir çok fazla size.
imkanatutuldum imkanatutuldum
çok güzeldi bitişi. irfan ne güzel sevdi aysel'i. ne güzel bir baba oldu. aysel irfan'ın güzelliğini gördü, beraber sevecekleri bir varlıkları olunca o da irfan'ı sevdi.
yalnızlıkömürboyu yalnızlıkömürboyu
bir zamanlar hakkında şöyle dediğim dizi:(bkz: #9909508)
kendime diyorum ki halt etmişim.
her ne kadar gökçe bahadır'a ayar olsam da giri sonrasında izledim oğlum.

finalinde güldüm, ağladım, daha çok ağladım, düşündüm, hak verdim, en çok da özendim.

ulan herkesin çok büyük dertleri vardı ama herkes ömrünün bir kısmında mutlaka "çok mutlu" olmuştu bu dizide.

işin tuhafı hepsi de yadırgadığımız, "aaa şuna bak!" dediğimiz insanlardı.
hepsi bizden ama hiçbiri bizden değildi.

bazıları da yürek parçalayan cinstendi: çilem. yok mu bu çocuklardan, doluu. hergün gazetlerden okuyoruz, hergün haberlerde duyuyoruz: "cinnet geçiren koca karısını öldürdü, flaş flaş!". bu koca gerçekten cinnet mi geçirdi acaba? ya çocuklar, onlara ne oluyor? keşke hepsinin sonu böyle mutlu bitse...

türk izleyici kitlesi hakkını verdi her zamanki gibi.

ama onların da suçu yok canım. suç zırp pırt dizinin gününü, saatini değiştiren kanal d'de.

çünkü türk izleyici kitlesi yemeklerini her zaman aynı saatte önlerinde bulmak isterler.
amaaaa bir terslik mi oldu hemen mutfağa gidip tencereden ne varsa yerler ya da ekmek arası birşeyler yerler.

bak arka sokaklar'a, bak çiçek taksi'ye yıllarca aynı gün ve saatte izlendi durdu.

neyse giden gitti.
ama keşke gitmeselerdi.
kısacası emeği geçen herkese teşekkürler.

içte kalmasın notu: yalnız bir şeyi söylemeden geçemeyecem şu zengin kızla evli olan abi var ya, onun yüzüne tükürmek istiyorum.
affedilmemeliydi ulan! sürünsün köpek!
turkuazdelisisarışın turkuazdelisisarışın
dün onunla aynı masadayken kalbim çıkacakmış gibi hissettiğim sırada hiç bir şey düşünemedim tabi. pubdan çıktım eve geldim, bütün yol boyunca bu şarkıyı dinledim. aşktan korkuyorum ben, aşık olmamalıyım.

sürüne sürüne tutsağım gözlerine.
delice delice tutkunum sadece
kızıyorum en zayıf halime.
sev sevme vazgeçmiyorum.
sev sevme seni seviyorum.

diye bir nakaratı olan şarkı. çok fena platonik aşk acısı çektirir.

(bkz: gökhan türkmen)
albertine albertine
hikaye ve senaryosu 'rocco e i suoi fratelli' isimli 1960 italyan-fransız yapımı filmden uyarlanmış dizi. filmin başrolünde alain delon rocco'yu canlandırıyor (dizideki kadir karakteri). filmde konunun işlenişi ve finali çok daha farklı; bazı karakterler de filmde yok. kayıp şehir bu haliyle bile türk izleyicisine ağır geldiyse hikayede değişiklik yapmalarına şaşırmamak gerek.

biraz uzun bir film ama kesinlikle izlemek lazım. (bkz: rocco e i suoi fratelli)
7 /