kediler krallara bakabilir

kerrigan kerrigan
enis batur'un kişisel ansiklopedisinin ilk kitabıdır.* sel yayıncılıktan çıkan baskısı oldukça güzel görünümlü kırmızı renkte, şarap gibi desek doğru olur. denemelerde herzaman ki gibi kişisel ve cüretkar cesur yaklaşımlarını bulmak kolay.
yeni basımda eklenen parçalar var. yaptığı kesin yargılar dışında okumaya değecek bir kitap.
maia maia
ambrose bierce'nin kedi ve kral isimli kısacık öyküsünün ana konusu. üstad "a cat was looking at the king. as permitted in the proverb" şeklinde ilk cümlede kullanmıştır. (permitted lafına dikkat).
kiya kiya
enis batur benim düşünme ve yazma yeteneğine, izlediğim kadarıyla sohbetlerine ve de venedik'i sevişine özel bir sevgi beslediğim bir isim.

bir yerlerde kedilerin insan psikolojisindeki karmaşaya en yakın canlılar olduğunu okumuştum. bence de en az artaud kadar derin bunalımlar geçirebilirler.

sadece güzellikleri değil- güzel çok hayvan var sonuçta-güzellik için vurgulanmış bir stildeki görüntülerini takip eden davranış biçimleri de onları sanatın göbeğine yerleştiriyor bence.

kedi sadık olmaz evet ama katışıksız sadakat ister. daha doğrusu her an hizmete hazır olunmasını. ve bu hizmetler arasında sürekli tazelenerek sunulacak abartılmış sevgi gösterileri de yer alabilir. tabi sıkılmazsa bundan.

hayvanlar içinde derdini en iyi insana aktaran kediler bence, demek ki edebiyatı da seviyorlar.

bir de kedi severlerin ortak nişanı bileklerindeki tırmık izleridir. eğer bu yoksa anlarız ki o kişi kedisini büyük bir ihtimalle şiddet sonucu sindirmiş. çünkü bir kedi tırmalamaksızın sevmekten hiç hazzetmez.

kedi sevmek insansı ihtiyaçlarını bir hayvan aracılığıyla karşılamak ötesinde bir incelik gereksindirir.

kedi sevmek, sevgiyi kanını kuruturcasına sunmaktır. çünkü içine devinik kedilerin ruhlarına sevgi ancak böyle yoğun bir kusma sonucu, üstelik ancak sızar.

bir kediye yönelenin iflahı yoktur. af çıkmaz, müebbet infaza hiç dönüşmez. gittiğinde bile, gittiğinde bile, gittiğinde bile...

kedilere dair kural birrrr...

bir kedi tırnaklarını içinde saklar... hiç bir kedi yumuşak adımlarını tırnaklarının özel bir sanatla batmak için dövülmüş uçlarıyla katılaştırmaz.

bir kedi canının yanarak yaşamsal ahenginin bozulmasından nefret eder..

bir kedi canını yakanın katil olduğu hükmüne aniden, çarçabuk varır, canı her ne sebeple yanmış olursa olsun.

bir kedinin sevgisi sevilenin katilsi tavrına rağmen değişmez. -ancak kendine buyruk herhangi bir nedenle vazgeçer, uçan bir kuş, harika bir yüzgece sahip balık ya da buğulu harflerle yazılmış bir şiir gibi..-

ancak bir kedinin yegane görevi acısını durdurmaktır.

sürekli içine bata bata ruhunu kangrenleştiren tırnaklarını çıkarması ve tırmalaması arasında uzun bir analiz yolu da yoktur.

ancak bir kedi o olağanüstü değerli tırnaklarını da herhangi bir fani için bilemez.

kediye dokunan bunu bilecek ve hatta bunla avunacaktır. mecburdur.

çünkü bu mahkemede hiç bir karar estetik olmaktan öte bir şart taşımaz.

kedilere dair kural ikiii..

neymiş..kedilerin tırnakları aldırılmayacak hatta bilakis bu tırmalama eylemi övülerek, kedi mutlu edilecekmiş.

çünküü,

kedilerin tırnaklarını aldırtma operasyonu ehlileşmiş kediler değil vahşileşmiş ölümler yaratır.


neymiş... bir kedi ya ölerek sevilir ya da hiç ellenmezmiş. "

ve evet bence de kedi sevenlerle kedi sevmeyenler hatta kediden nefret edenler olarak dünya ikiye ayrılır.