kedileri kısırlaştırmalı mıyız sorunsalı

ekmek arası maden suyu ekmek arası maden suyu
başlığın türevlerini aradım fakat bulamadım. eğer bilen/bulan olursa başlığı taşıyabiliriz.

son zamanlarda çevremde ve sosyal medyada çok fazla kısırlaştırma karşıtı görüyorum. insanlar kısırlaştırdığı hayvanın annelik ya da babalık duygularını zorla elinden aldığını düşünüyor. halbuki kedilerin annelik duygusu ne yazık ki yok. yani bizim öyle düşündüğümüz 'ay yavruuuummm' diyerek böyle duygulara bürünüp kutsal saymıyorlar. hatta diğerlerinden daha çelimsiz, daha küçük ya da anomalisi olan bebeklerini yiyorlar. çünkü kediler için üremek bir içgüdü ve bu içgüdü tamamen nesillerini devam ettirmek için var. biraz büyüyüp çiftleşme yaşına geldiklerinde evlatlarıyla-anne/babalarıyla-kardeşleriyle çiftleşebiliyorlar. o nedenle kısırlaştığı zaman ben neden ebeveyn olmadım diye ağlamıyor kediler sandığımız gibi.
sonra sokaklarda yuva bekleyen bir sürü bebek var. hayatlarını ellerinden aldığımız için -doğayı bozup onlara yaşam alanı bırakmadığımız için- zaten var olanlara öncelikle sahip çıkmamız gerekiyor. o nedenle 'yuva bulurum bulamazsam salarım sokağa yeter ki benim çocuğum anne olsun' demek bana çok bencilce geliyor. çünkü sokakta olan her 5 yavrudan en az biri ya da ikisi zaten yaşayamayıp ölüyor hasbelkader hayatta kalmayı becerebilenler ise sağlıklı bir kedi 15-20 yıl yaşayabilecekken 3-5 yıl aç ve sefalet içinde yaşayıp sonra ya bir araba altında kalarak, ya köpekler tarafından parçalanarak ya da açlıktan, soğuktan yani kötü yaşam koşullarından dolayı ölüyor. oysa dünyaya gelen her canlı tıpkı güzel duyguları yaşasın istediğimiz kendi çocuğumuz gibi birinin evladı olmayı, iyi koşullarda yaşamayı ve mutlu bir hayat sürmeyi hak ediyor. öte yandan kendi kedimiz açısından baktığımızda da kediler doğum yaptıkça/çiftleştikçe kısa ve uzun dönemde meme tümörü, rahim ve yumurtalık kanseri gibi birçok ciddi hastalığa yakalanma riski artıyor. yani aslında iyi bir şey yapıyoruz diye düşünürken belki de çocuğumuzun yaşayacağı o uzun yılları kendi elimizle kısaltıyoruz.
yine aynı göz bebeğimiz canımız kedimiz her kızgınlığa girdiğinde strese girdiği için psikolojik açıdan ona kötülük etmiş oluyoruz.

tüm bunları toparlarsak bir gün her eve en az bir kedi, her kediye de kısırlaştırma kampanyası başlatılırsa bir yerlerde ilk destekçisi ben olacağım galiba *

canım kediler, tüyünüz kadar ömrünüz olsun.
the red queen the red queen
bazıları o bağırtılara ve doğan bebeklere bir süre katlandıktan sonra akıllanır ve kısırlaştırma taraftarı olur, bazıları ise benim gibi onlarca sokak kedisine ev bulmuş birinin tecrübe kaynaklı tavsiyesini dinleyerek. bazıları da hiç akıllanmaz.
3
gayfe gayfe
hani böyle doğada hiç bir hiyvin hiç bir hiyvini biyli yipmizzzz diye duyar kasarlar ya. doğada hiç bir maymun bu aslanlar bizim ebemizi sikiyor, şunları bir iğdiş edelim demez.

çok kedi besledik, hiç birini kısırlaştırmadık. kedinin fikrini alsak öldür beni daha iyi der eminim. biz de genşler takılsın deyip bıraktık valla, çok mutlu hayvanlardı.

bak sözlük erkeklerinine anket yapalım, size 50.000 trilyon vericez ve çok sevicez. mutlu bir yuva, karşılık olarak çükünüz gidecek. böylece uzun yaşayacak ve hiç aç kalmayacaksınız, hepsi de öldür daha iyi der. hayvanın da farkı yok, hele de kimseye eyvallahı olmayan kedinin.

kendi zavallı yalnızlığını bir miktar hafifletmek için hayvanı tutsak ediyorsun. çünkü kedi insan sevgisine muhtaç bir hayvan değil, özgür bir hayvan. yani seni emin ol seni sevmiyor, çöplükte daha mutlu. köpeği bilmem ama ben kısır kedilere vallahi çok üzülüyorum, mutsuzlukları yüzlerinden belli oluyor.
almost almost
bence "sorunsal" bile değildir. evinizde beslemeyi düşünüyorsanız, dişi veya erkek ayırt etmeksizin kısırlaştırmanız neredeyse elzemdir bile diyebilirim. kısırlaştırmayı düşünmüyorsanız da her türlü sonucuna, şikayet etmeden katlanmak durumundasınız tabii.

yine kişisel görüşüm, sokakta yaşayan kedilerin bile kısırlaştırılması doğru olur. keza sokak köpekleri için de aynı şeyi söyleyebilirim. kısırlaştırma operasyonu değil ama kısırlaştırılmak üzere, yakalanmaları kısmı zor ve masraflı olduğu için en azından sizden kaçmayacak derecede yakın olanları kısırlaştırmayı düşünmek daha makul bir seçenektir.

kedi popülasyonunu kontrol altına almak, hem insanlar hem de onlar için doğru bir seçimdir diye düşünüyorum. başlık sahibinin girisinde belirttiği üzere zaten yüksek ihtimal, doğacak kedilerin bir çoğu çok erken yaşlarda ölecektir. "hayata gelmiş bir canlının, yaşam hakkını elinden almaktansa, hayata gelme ihtimalini en başından ortadan kaldırmak" bana çok daha doğru geliyor. hayvanlara korunma yöntemi veya kürtaj uygulama şansımız olmadığına göre bu açıdan kısırlaştırmak akla gelen ilk ve hatta tek seçenektir.

primatlarların bazı türleri hariç, çoğu hayvanın "cinsel yaşamı", iletişime ve zevk odaklı olmaya dayalı değildir. yani insan beyni gibi komplike bir yapıya sahip olmadıkları için, işin keyif veya zevk kısmından ziyade sadece "üreme" odaklıdır genellemesini yapabiliriz. bu çiftleşme sırasında zevk almadıkları anlamına gelmez elbette. ancak annelik -babalık duygularının elinden alınmasının haksızlık olduğuna dayalı "duygu durum" içeren sözleri sarf etmek, az önce açıkladığım nedenden dolayı gerçeği yansıtmaz, hatta komik bile denilebilir.

yani hiç bir kedi, "ah yaşım gelse de bir anne olsam keşke" tarzı bir şey düşünmez. erkek kedileri zaten pas geçiyorum, ancak dişi kedilerde ki annelik duygusu da tamamen içgüdüseldir ve doğum öncesi ve sonrası salgılanan hormonlar neticesinde belirlenir. dolayısıyla kısırlaştırıldım artık anne olamayacağım tarzı bir depresyona veya strese girmeleri çok olası değildir. bu arada yanlış bilgi vermek istemem ancak bildiğim kadarıyla, daha zahmetli veya masraflı olsa da bazı kısırlaştırma operasyonlarında, hayvanların cinsel içgüdülerinin tamamı ellerinden alınmış olmayabiliyor.

son olarak vahşi doğadaki akrabaları hariç, kedi ve köpekler evcilleştirilmiş hayvanlardır. yani sadece ev kedileri ve köpekleri değil, sokakta yaşayanlar bile, doğrudan insanlara veya insanların bulunduğu alanlara bağlı olarak yaşamaya evrimleşmişlerdir. dolayısıyla bu işlemi "doğanın" dengesi ile oynamak gibi düşünmek biraz zorlama bir çıkarım olur. yani o hayvanları evcilleştirerek zaten doğanın dengesini en baştan bozmuş olmaktayız ki, zamanı geriye saramayacağımıza göre, konuya bu yönden yaklaşmak da abes olur.

dipnot : ben çoğu zaman insanların bile kısırlaştırıması gerektiğini düşünüyorum veya en azından çocuk sayısı konusunda sınırlandırılmalarını. zira kaynaklar sınırlıyken, isteyenin istediği sayıda çocuk yapması ve ondan sonra da, "bilmem kaç boğaza bakıyorum, ne olacak benim halim tarzı, "aptalca" bulduğum serzenişleri, bana hem iki yüzlülük hem de aşırı bencillik olarak geliyor. lakin bunun doğru ve adil biçimde uygulanmaya geçirilebilmesini de mümkün görmediğim için bu konuda ancak kişisel olarak eyleme dökebilirim ki, yaptığım da bu olabildi ancak.
gayfe gayfe
son derece zevke dayalı cinsel hayatları var, o kadar zevke dayalı ki. bizim dişiyi bir müddet dışarı çıkarmadık hamile kalmasın diye, 3.kata erkek tırmandı aşağıdan yukarı çağırıyordu ırıspı. söke söke aldı hakkı olanı, en son bıraktık git napacaksan yap diye. biraz hayvanları izleyebilirsiniz.sonra ben bizimkini 4 erkekler yakaladım, bizimki bir yandan inliyordu bir yandan mırlıyordu üstünde erkek kedi varken, bu zevktir. bu hayvan bir memeli ve vajinası var ve o vajina da aynı senin memeli insan vajinan gibi zevk alıyor. sonra bizim dişi doğurdu, yavrularını mırıl mırıl emzirdi. bak bu mutluluktur. arada yavrularını evde kaybederdi, kafayı yerdi, nasıl arardı evde telaş içinde bakın bu annelik sevgisidir. duyguları var karakterleri var, rahat bırakın hayvanları dışarı mama bırakın yesin içsin eğlensinler. doğada da eceliyle ölen hayvan yok, mama bırak dışarı 7 yıl yaşasın. senin ikiyüzlü sevgine muhtaç değiller emin ol.

erkek kedimin cinsel hayatını da anlatırdım da valla yoruldum yazmaktan. var ama ne yazık ki, senden benden iyiler maşallah.
3
caracal34 caracal34
ya arkadaş bakamayacaksanız kısırlaştıracaksınız işte ne salak salak sorular bunlar. sonra twitter'da bu kediye yuva bulalım diye ağlamayın.
bu sefer kesin bu sefer kesin
bahçemdeki kedilere mama ve su koyuyorum.
bu yaz 2 kedinin hamileliğine denk geldim.
bebekler henüz minicikken ve annelerini emerken 3-4 kediden oluşan erkek kedi çetesi tarafından sürekli tecavüze uğradı bu iki kedi.
bildiğin koşarak kaçıyor, duvarların üzerinden yan bahçelere gidiyor ancak kurtulamıyordu bu anne kediler. anne kedileri kısırlaştırmak istedim ama yakalayamadım, umarım yine hamile kalmamışlardır.
karantina sürecinde yazlıklarına gidemeyen ev sahibimin aynı binada oturduğumuz oğlu ve gelini bahçeyi kedilerin girip çıkamayacağı şekilde çevirmeye çalıştı, mama ve su kapları ile ilgili de kavga ettik, oysa bu 4. senem bu evde, daha önce umurlarında bile değildi.

hamileliğini fark etmediğim 3 ayrı kedi daha doğurmuş. şu anda bir karış boyunda bir, iki karış boyunda 2 kedi daha var bahçede. birbirlerine yoldaş oldular, oyunlar falan çok şirinler ama her şekilde kediler kısırlaştırılmalı.
ha kabul etseniz, bence aslında önce insanlar kısırlaştırılmalı ama insanlar üredikçe kedilerin ürememesi lazım. üzgünüm.
the red queen the red queen
kedi ortalama 6 ayda olgunlaşır ve 6 ayda bir yavrular. 1 yıldan sonra da her doğumda 6 yavru yapar. bu eksponansiyel üremenin sonunda doğacak kedilere sponsor olabilecek kişiye hiç itirazım olmaz. doğurtup sokağa atacağın da aklına tüküreyim. kim acaba bencil?
polia polia
bence de kısırlaştırmalıyız. bizim sitede o kadar çok kedi var ki her yerde artık kediler yüzünden ortak kullanım alanı kalmadı. daha dün yolda bir sürü yavru kedi önüme çıkıp durdu. oturamıyorsun bahçede gelip mama istiyorlar ilgi istiyorlar sürtünüyorlar. bu yavrular sonra aç kalınca güçlenemeden ölüveriyor. bazı kedi sahipleri ev kedilerini kısırlaştırmıyor. bir kalemde üç beş yavru gelip bunları bakmak için verecek yer de bulamayınca sokağa salıyorlar. yazık oluyor. artan kedi popülasyonunu geçtim içlerinden sokakta hayatta kalmayanları araba altında ezilip yolda ölü olanları görünce insan üzülüyor. hatta mümkün olsa da sokak kedileri de kısırlaştırılsa ve sayıları kontrol altında tutulabilse ne güzel olurdu.
anne olması elinden alınmasın diye doğurtmak iyi de sonra o yavrulara ev bulamayacak ve sokağa salacaksanız çiftleştirmeyin kısırlaştırın daha iyi. yazık değil mi?
2
plutonun askerleriyiz plutonun askerleriyiz
şöyle kısa bir özetle bu durumu neden desteklemediğimi ve neden desteklediğimi anlatayım:

kediler kısırlaştırılmamalı çünkü...

hiçbir hayvanın kendi doğası gereği yapması gerekenden mahrum kalmasının doğru olmadığını düşünüyorum. evde veya değil bu hayvanların yaşam alanlarında üremelerine de izin verilmeli. daha doğrusu bu bizim tercihimiz olmamalı.

kediler kısırlaştırılmalı çünkü...

bu noktada tereddütlerim olsa bile birçok açıdan bunun olması gerektiğini düşünüyorum. kedi "satın almak" gibi bir ahmaklığa girişilmediyse ve kedi sahiplendiysek kısırlaştırma işi zorunluluk arz edebiliyor. örneğin ben 2,5 ay öncesine kadar herhangi bir hayvan sahiplenmeyi düşünmüyordum. çünkü o hayvana ayıracak vaktim olmayacaktı. ancak zorunlu şekilde 3-4 günlükken bakmaya başladığım iki tane kedim oldu ve onları çiftleştiremeyeceğim için mecburen kısırlaştıracağım. genel olarak bir hayvanı sahiplenen insanın, onu sokaktan çekip kurtaran ya da sokağa düşmekten kurtaran bir insanın onu kısırlaştırmasını doğru buluyorum.

tabii bununla birlikte işin insani bir başka boyutu öne çıkıyor. şimdi bu kediler bir batımda 3, 4 ya da 5 tane doğuruyorlar. doğurdukları yavrulara bakabilen kedi var bakamayan kedi var. eğer bakamıyorsa veya herhangi bir şekilde öleceğini hissediyorsa onları kendisi öldürüyor, sonrasında yiyor veya bir yere gömüyor. bahçemde nisan ayından beri 20 adet yavru kedi ve bunların anaları olacak karıları besliyorum. annelerin 3 tanesi daha 1,5 yaşında filan. bu annelerden bir tanesi -adı pembiş- 5 yavru doğurdu. ufacık ufacıktı hepsi. sonra bunları bahçe taşlarının, fayansların vs olduğu bir aralığa taşıdı. uzunca bir süre bunun yavrularını görmeye çalıştık, göremedik. bir gün yavrulardan birinin yaşadığına kanaat getirdim ama gözü çapaklıydı. belli ki anası bakamamış. ama 4 taneden iz yoktu. o minnak kediyi yakalayıp gözlerini tedavi ettim. birkaç gün sonra minnak görünmemeye başladı. taşındıkları kedi evinden bir bebek kedi cesedi çıkardım ağlaya ağlaya. erkek adamı bile ağlatıyor yani. sonra fark ettik ki kardeşlerden biriymiş o. minnak hala geziniyor bahçede. diğer kardeşlerin tüyleri ise o taşların aralığını açtıktan sonra bulabildik.

neyse biraz özet geçeceğim: etrafınızda onlarca kedi olunca ve içiniz onların ölmesine elvermeyince çırpınıp duruyorsunuz. gözlerine pansuman yapıyorsunuz sürekli, aman yaşayacak mı, anne terk edecek mi endişesi yaşıyorsunuz. anneler de küçük yaşta -onlar için doğal olabilir- anne oldukları için yavrularına bakamayabiliyorlar. işte tüm bunlar toplanıp bir araya gelince sokaktaki kedileri de kısırlaştırmanız gerektiğini düşünmeye başlıyor ve yakaladığınızı da kısırlaştırmaya götürüyorsunuz.

bunun ahlaki yönü sabaha kadar tartışılabilir ama çevrenizde yavru kediler ölmeden, kör olmadan, anneleri tarafından yenmeden bunun ne derece haklı bir karar olduğunu anlayamazsınız.