kedilerin gariplikleri

16 /
revoluce revoluce
kovalamaca oynarken satın almış olduğum yuvanın içine girmek yerine, kağıt poşetin içine girerek benden saklanması, evin en trafiği yoğun yerine bu poşeti taşıyıp içinde uyuması. tüm oyuncakları ve avlarını da yine aynı poşetin * içinde istiflemesi.
bi niyan vardı bi niyan vardı
bir insanla daha rahat yaşadıkları halde her fırsatta her delikten kaçmaya çalışmaları... herhalde bu nedenle nankör deniyor. calvin'in küçüklüğünden beri hastalığı marazası bitmedi. bağışıklığı düşük, hassas bir kedi ve her stresi hastalığa dönüştürmeyi biliyor. ilaçları var, özel mama yiyor, ilgisi cabası... buna rağmen dün, 2 dk açık bırakılan kapıdan sıvışmak suretiyle evden kaçmış. saatlerce her yerde aradık. ilan astık sokak sokak. camdan gördüğüm siyah kedilere calvin zannedip koştum; 4 sn de 100 km hıza çıktım. benim koşmam en son 9 sene evvel görülmüş bir doğa olayıdır. o kadar ağladım ki gözlerim maymun götüne döndü. üç hürellerin dördüncüsü 'ne bayağı sövdüm, kendisinden özür diliyorum. 'tavşan suratlı oğlan' diyordu, nazar değdirdi diye düşündüm. 11'den akşam 8'e kadar filan kayıptı oğlan. sonra telefon çaldı. 'sizin kedi burda!' dediler ve 35 defa baktığım yerden çıktı. alt kattaki komşunun kapısının önündeki ayakkabılıktan! temizlemeden gelmiş halılar filan var önünde. bir de sağolsun komşunun ekstra bir demir kapısı var. girip de oralara bakamadım. sinmiş yatmış ayakkabıların üzerine. "ne bok yedim ben?" ifadesi vardı yüzünde.
gariplik şu, bir kat inip, bir kat nasıl çıkamaz bu hayvan?
2
16 /