kelepçe

1 /
mavio mavio
yeni nesil kelepçeler polimer plastiklerden yapılmaktadır.
böylece herkese, her bileğe rahatça uymakta, hareket kabiliyetini asgariye indirmekte, kesmeden açılmamaktadır

(bkz: sıçarsın)
ziyadesiyle seksliyim ziyadesiyle seksliyim
görseli en güzel metalaradan biri. işiniz gücünüz olmadığı bir vakit, üstüne düşündüğünüzde de şahane metaforlara vesile olabilir zihninizde. ee. semiotik benim işim.[sajhgdagdja]

işimdeyim gücümdeyim diyebileceğim bir an diliminde olmadığımdan, kulağımdaki küpelere bakıp düşündüm bi süre. kelepçe şeklinde gümüş bi küpe almıştım da geçenlerde. onu seyre daldım işte. dışardan bakıldığında deli gibi görünebilirim. amma lakin ki öyle değilim.

teslimiyetin sembolü bu kelepçeler. kendini bırakışın, kendini adama halinin, bir yere bağlanma halinin, bunlardan ötürü de aidiyetin. doğru bildiklerimiz, menfaatlerimiz, inançlarımız, ideolojilerimiz aslında birer kelepçe yani bizim için. çeşitli şekillerde yakalamışlar bizi. kimi ruhumuzdan, kimi zihnimizden. ve elbette aşk da böyle bir şey.

özgürlüğüme son derece önem verdiğimden ötürü (bunun tam manasıyla mümkün olamayacağını biliyorum tabi) kulağıma kondurmuşum sanırım ben de kelepçeleri. insanlar teslim olmadan, bir şeye bağlanmadan, bir şeye kelepçe ile tutunmadan yaşayamıyor çünkü. ne acayip amk.

cinselliğin de bir nevi teslimiyet olduğunu düşünenlerdenim. iki bedenin birbirlerine teslim olma hali... bu yüzden bence pek şahane bir seks objesidir bu. her aktivitede kullanmak lazım. evet.

eyyorlamam bu kadar. hadi hayırlı işler.
ilim ilim
kelepçe kelimesi farsça'daki "kelebçe"den geliyor. elleri birbirine bağlayan zincirli halkalar demek. pek çok toplumda köleleri cezalandırmak için kullanılırdı. ortalama ağırlığı 290 gr. olan kelepçe çelikten yapılıyor. ellere geçirilen bölümlerin arasındaki zincirin uzunluğu ise 6 cm.den başlıyor.

geçirildiği bileğe göre ayarlanabilen kelepçenin bir uçtan diğer uca ortalama uzunluğu 25 cm. biri yedek 2 anahtarı oluyor. dar kelepçe bileklerin yaralanmasına neden oluyor. ilk kez w.v. adams'ın tasarladığı ve 17 haziran 1862'de patent aldığı biliniyor. 1866'da orson c. phelps daha güvenli ve hafif bir kelepçe tasarladı.

2000 başlarında ingiltere ve abd'de elektronik kelepçeler kullanılmaya başlandı. suçluların bununla izlenmesi en insani, etkili ve ucuz yöntem olarak görülüyor. batıda birçok ülkede kullanılan, ev içi ve şehir içi için geliştirilmiş 2 türü var. ayağına elektronik kelepçe takılan suçlu uydudan izleniyor. kurcalandığı zaman bile emniyet birimlerine uyarı gidiyor.

tarih boyunca işkence aleti işlevi de görmüş. çin'de mao döneminde kelepçeleri sıkmak en basit işkence yöntemiydi. ırak'taki el şahap stadyumu'nda futbolculara, özel deri keleçelerle işkence yapıldığı ortaya çıktı.

elektronik kelepçe uygulamasında dayakçı kocalar, sübyancılar, tacizciler, cinayet ve tecavüz suçluları için evde bir nokta belirleniyor. izlenen kişi, merkezi bu nokta olan, yarı çapı da 50 metre olan bir alanda hareket edebiliyor. şehir içinde ise bu mesafe mahkeme tarafından belirleniyor ve 4 km.yi geçemiyor. her durumda da sınır aşılınca sistem uyarıda bulunuyor. uyarıda, suçlunun yeri en çok 2 metrelik sapmayla belirleniyor.

birleşmiş milletler'in 10 aralık 1948'de yayımladığı insan hakları evrensel bildirgesi ve genel kurul kararı ile 10 aralık dünya insan hakları günü ilan edildi. 18 yaşın altındakilere kelepçe takılması, ulusal ve uluslararası yasalara göre en temel insan hakları ihlallerinden biri.
cokciddiyimaslında cokciddiyimaslında
mozole mirach'ın eski bir şarkısıdır.

gerçekten rap söz yazma sanatıdır. ne olursa olsun ülkemizde en iyi underground yapıyor bu işi. bana öyle geliyor nedense.

"ömür bi girdap eskilerde bir kelepce koluma hakim
nedeni sahim nedeni bilemedimki derdim neydi
beydi başıma deydi kılıcı canımı yakıcı onca sancı
nerde kaldı huzrun gözcü haberi sal..(sal)

kan akar buram buram kokar o korkun
ki ecele care yoktur bir sihirdir eşi bulunmaz ancak..
kimi zaman göğüs gerersin kimi zamansa – kayıp o ruha teslim
– nefsim gölge boylarında.

anlatır bi şair ruhu ellerinde kurban ve
göz kapaklarında derman olsa kime ne fayda
kime zarar yazar yazar karar verir arar bulur
ve son savşlarında yüreği en derinde yok olur…

– bir nefes hayat verin bu adama yokki hiç gücüm
öcüm damarlarımda gezinen rap yuvarlardımda…
kanım oluklarımda durgun ve suskun
bakışlarımda ne ki ifade, neydi anlamım?


kelepçe bunalım öncüsüydü ellerimde kördüğümdü
gördüğümde bir resimde sorduğumdu kendime
ve çaresizlik dizlerimde pusuda bekleyişte sakin
hal yalın ayak yalınken aklı alın…


huzur özür dilemeli bana uğaramadığı her gün için
gurur affetmeli ona sadık olamadım tek eksiğim
belki buydu yazdıklarımı dinlenecek hale getiren
zehri tatmak gerekir bazen bilki senin elinden…

derdi anlamakmı yoksa bilmemekmi fayda yoksa
tek bi şansın olsa fişini çekmememekmi fayda nerde?
zorda olsa irade sende hakim her bi hücreme
kilit sinirlerimde kazılı nefretimle…

yıldızlardan birine dokunabildim bu akşam kararsızım
gizlenmiş gecenin karanlığında o siyahıyla ansızın
kör bakar o gözleri ve yolu uzundur besbelli…
canı yanar acır teni kanı akar siler teri….

bu kalbi tek kelepçe iki bilekte bir dilekce olsa
çehre solgun çevre hezeyan devre hüsran hicran kovsa
fobileri ve yoksa imkan elde git ileri nokta
mozz koy nokta."
1 /