kemal kılıçdaroğlu

267 /
anarya anarya
37. olağan kurultaydan, "tek adam rejimini yıkacağaaaaaağğz" diyip, belediyelerde çalışan delegeleri işiyle aşıyla tehdit ederek, diğer delegelerden ise baskı ile korku ile sindirerek imza toplayıp, "tek başına" girdiği seçimi (!)alnının akıyla(!) kazanarak çıkmıştır.

işte demokrasi şöleni ama şölen, çikolata olan şölen yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermeyelim, yersen...

il başkanları da biliyorsunuz tek aday ve blok listeler halinde seçiliyor. o da şölen, yersen..

hepsini geçtim nasıl bir küstahlıktır bu, diğer genel başkan adaylarının konuşmalarını dahi dinlemeden kurultay salonunu terk etmek nedir ?

divan başkanı seçiliyor, kabul edenler etmeyenler "oy birliği" ile kabul edildi diyor millet arkadan itiraz ediyor oy çokluğu hayır verenler var diye "pardon arkadaşlar oy çokluğuymuş eheueheu" diyor. başkanın konuşma metni cebinden çıkıyor....

inanılır gibi değil resmen tiyatro...

az da olsa umutları olan insanların umutlarını çaldınız orospu çocukları...
ila ila
ya bu adam güldürüyor beni. "abdullah gül'ün adaylığından korkuyorlar." demiş hazret. bilmiyorsa söyliyim. sayın gül bizim cenahtan bir tane bile oy alamaz. bak bir tane diyorum. onlar çoook eskidendi. değil abdullah gül, feriştahı gelse bu böyle.
bizdahaolmedik bizdahaolmedik
klişe olacak ama adamda cidden liderlik vasfı yok. bizim siyasette "game changer" adamlara ihtiyacımız var, kendisi katiyen bunlardan birisi değil. gerçi türkiye de bu nitelikte kim var merak konusu.
dumrul dumrul
bu arkadaşla ilgili bir fantezim var. bunu alacaksın, önce tayyip'in vatan, millet, kırmızı çizgilerimiz, milli çıkarlarımız geyiklerini içeren videolarını izleteceksin. "sen ne diyosun bu konuda dayı" diyeceksin. "makağma saygı" lafını daha tamamlayamadan ağzının üstüne bir tane yapıştıracaksın. çat... "sayın erdoğan samimi dindar değil en müslüman biziz" dediğinde bir tane daha yapıştıracaksın. çut... "diyanet işleri başkanlığını atat..." cümlesine başlar başlamaz bir tane daha. çönk... sonra bir tane bir tane daha...

tabii ellerimiz yorulduktan sonra otomatik portakal'daki gibi bir düzeneğe bağlayacaksın ve döndüre döndüre şu videoyu izleteceksin ki ihvancı teröristlerle nasıl konuşulur öğrensin:




türkiye'de parti kur oy vereyim bacım.
orta orta
20 senedir akp'nin kalesi haline gelen istanbul ve ankara'yı almış kişidir. kimse adayların etkisiyle alındı demesin. adayları da seçen kendisi. eğer muharrem ince başkan olsaydı ne istanbul ne de ankara kazanılırdı. o nedenle başarılıdır. 2023 yılındaki genel seçimlerde de göstereceği aday başkan olacaktır. akp'de bunun farkında olduğu için sürekli kendisinin üzerine oynuyor. kim ne derse desin şu an ülkedeki en etkili siyasetçidir.
dumrul dumrul
akp'nin koltuk değneklerinden sadece biri. yalnız ak kafalar her seferinde deniz baykal'ın kaseti de kaseti deyip duruyorlar ya orası çok hoş...

deniz baykal akp ve fetö tarafından istifa ettirildiğinde birisi chp'ye genel başkan olacaktı değil mi? yani parti herhalde genel başkansız kalmayacaktı. ve o koltuğa kim oturursa otursun yine aynı geyikleri yapacaklardı. "gasetle gelen başgan"

pekii kaseti akit'e getiren kim? tescilli fetöcü yener dönmez. yener dönmez'in çıkardığı vahdet paçavrasının yazarları kimlerdi? cübbeli ahmet, ebubekir sifil, mehmet şevket eygi... fetöcünün kurduğu gazete kadrosu niye böyle? bu pislikler fetöcü yener dönmez'in paçavrasına niye sürü halinde koştular?

kaseti internette yayınlama talimatını veren kişi kim? akit'ten hasan karakaya....

kaseti "bunlaaağğğr özel değil genel genel" diye reklam eden kim? tayyip.

ee fetö'nün kaset kumpasını kim yapmış oluyor şimdi? kılışdar mı?

dilediğiniz olayda sınayalım. en tepesinden alın tabandaki kıl kuyruğuna kadar bu çeteden bir tane insan çıkmaz.
anabacı vokke anabacı vokke
kaseti getiren her ne kadar bir fetöcü olsa da 3 küsür milyar yıllık devlet geleneğini hiç küçümsememek gerekiyor. o anki koşullarda devlet fetöcüler tarafından değil başka bir çete tarafından istila edilmiş olsaydı bile aynı kasetin medyaya sızdırılacağını düşünüyorum.

işin aslı fetö de, tayyip the cumhur da deniz baykal'dan gayet memnundu. tam karikatürleştirdikleri laik stereotipinin kanlı canlı haliydi baykal. deniz baykal da elindeki yüzde 23'ü keskinleştirip duırmaktan gayet memnundu. ne oldu da değişikliğe gittiler?

çünkü durumdan memnun olmayan bir kitle vardı, chp tabanı. bilhassa da aleviler... deniz baykal halinden memnundu ama sonuç alamadıkları bu kör dövüşünden chp tabanı çok sıkılmıştı. böyle bir ortamda sarıgül'e bile "belki bir şey yapar" diye umut bağlanabiliyordu. ama gene de bu kaset sarıgül chp başkanlığına aday olduğunda patlatılmadı. demek ki başka bir tehlike vardı, kılıçdaroğlu eliyle onun önü alınmak istendi...

tehlike şuydu, deniz baykal eliyle "anadolu solu", "tony blair bu işleri çok iyi bileyir" diye diye sağa açılan chp solunda muazzam bir boşluk bırakmıştı. bu boşluk uzun süre ciddiye alınmadı sistem tarafından... çünkü ne bu boşluğu doldurabilecek örgütlü bir odak vardı, ne de sol artık eskisi kadar rağbet görüyordu türkiye'de. türkiye toplumu bit bütün olarak muhafazakarlaşmıştı. bu da sol'da "ulusalcılık" olarak tezahür ediyordu. zaten biraz da buna güvenerek ergenekon sürecinde liberal sol'a bir alan açtılar, müsamaha gösterdiler. nasılsa bir bok yapamazlardı, düzen aynen böyle bakıyordu hadiseye...

işte o ara ufuk uras bir parti kurdu. adam maltepe ve kartal'da açtı ilk ilçe örgütlerini... aleviler kuruluş toplantısına hücum etmişti. kartal'da 300, maltepe gülsuyu'nda 500'dü katılım. işte ben orada "devlet aklının" alarm verdiğini düşünüyorum. demek ki mevcut umutsuzluk ortamında chp'nin bir tık solu bile alevileri chp'den kopartabilirdi. hadi ufuk uras'ın bunu yapması çok büyük bir dert değildi gene onlar açısından ama başkaları da yapabilirdi. ve ufuk uras'ın chp kalelerinde açacağı gedikler ileride daha radikal sosyalist anlayışların da güçlenmesine zemin sunabilirdi. işte orada düğmeye bastılar...

hop baykal'ın bir kaseti çıktı, adam istifa etti. chp'de olağanüstü bir genel kurul yapıldı. yeni başkan da hem kürt hem aleviydi, ne tesadüf! ilk açılışlardan gaza gelen yeşil solcular bir daha o kitleyi bulamadılar. o dönem mahallelerde çalışma yürütmüş olan devrimci varsa bilir, kılıçdaroğlu'nun ilk başkanlık günlerinde alevi mahallelerinde çalışma yürütmek azap verici bir şeydi. düpedüz akp'nin tulum çıkardığı semtlerde işçi ilişki yakalayabiliyordun da alevi mahallelerinde bir tane ilişki yakalayamıyordun. adamı çağırıyordun geliyordu belki ama hayatta sende örgütlenmeyeceğini bilerek çağırıyordun. umutsuz bir çabaydı yani... siyaset farketmeksizin herkes "nereden çıktı bu adam" modundaydı... alevi mahalleleri devrimciler açısından en çorak dönemini o zamanlar geçirmiştir, bundan eminim.

ha fetö ha ulusalcılar, bu başkan bir kasetten türeyecekti:

(bkz: türeyiş destanı)
3
egaliter egaliter
deniz baykal, "ergenekon davasının avukatıyım" dedikten sonra zayıf bir yönü bulundu ve indirildi. sonra da "video kaydının arkasında siz yoksunuz biliyorum" deyip pensilvanya'ya selam gönderdi. kılıçdaroğlu, doğan boşluğu doldurdu. kılıçdaroğlu'nun baykal'ın yerine gelebileceği tahmin edilmiş midir? evet edilmiştir. tesev kurucularından ya da üyelerinden biri olarak küresel sistemle uyumlu olacağı hesap edilmiştir.
267 /