ken loach

1 /
hayvanat bahçesinde kuş olsam hayvanat bahçesinde kuş olsam
filmlerinin karamsar bir havada sürmesi ve genelde mutsuz sonla bitmesi nedeniyle kendimden geçerek izlediğim filmin sonunda "ulan yine mi" diyip küfretmişliğim vardır kendisine. ancak ele aldığı konuları kendi deyişiyle karakterleri derinlemesine işlemek yerine olaya odaklanarak ele alır. the wind that shakes barley'de dönemin ruhunu ön plana çıkarmayı birinci plana aldığını söylemiştir. ingiltere benim gözümde ken loach'un filmlerindeki gibi; doygun tonlarıyla çayır çimen banliyöler, mutsuz sonla biten hikayeler..
karizmatik karizmatik
sıradan insanların yönetmeni. filmografisi ise şöyle:

1-düşen kadın / poor cow (1967)
2-kerkenes / kes (1969)
3-aile hayatı / family life (1971)
4-kara jack / black jack (1979)
5-the gamekeeper(1981)
6-bakışlar ve tebesümler / looks and smiley (1984)
7-hangi taraftasınız / which side are you on (1984)
8-baba vatanı / fatherland (1986)
9-gizli ajanda / hidden agenda (1990)
10-ayaktakımı / riff raff (1990)
11-yağan taşlar / raining stones (1993)
12-minikkuş minikkuş / ladybird ladybird (1994)
13-ülke ve barış / land and freedom (1995)
14-carla'nın şarkısı / carla s song (1996)
15-adım joe / my name is joe (1998)
16-ekmek ve güller / bread and roses (2000)
17-demiryolcular / the navigators (2001)
18-afilli delikanlı / sweet sixteen (2002)
19-duygudan öte / a fond kiss (2004)
20-tickets (2005)
21-özgürlük rüzgarı / the wind that shakes the barley (2006)
22-özgür dünya / i t s a free world (2007)
federicogarcialorca federicogarcialorca
işçi sınıfının yönetmenidir.my name is joe sessiz sessiz vurur insanı. the wind that shakes the barley'de ira olayını farklı bir gözden ve çeşitlilikle bakmış bir britanyalıdır, politik sinemanın babalarındadır.
zd99 zd99
julian assange'nin kefaletle serbest bırakılması için kefil olma başvurusu yapanlardan birisidir.
ayrıca "dünyayı hep amerikalılar kurtarır. düpedüz taraf tutar. biz de taraf tutmalıyız; ama öteki tarafı." demişliği de vardır bir söyleyişinde.
josef troynki josef troynki
"büyük bir üzüntü ile bana torino film festivali tarafından layık görülen ödülü reddetmek zorundayım, bu ödülü kendim ve filmlerimiz için çalışanlar adına almaktan onur duyardım.

festivaller, avrupa ve dünya sinemasını yaymak adına büyük bir rol oynuyorlar ve torino, sinemaya olan tutkusu ve aşkı ile bunun belirgin ve iyi bir örneği olarak kendini göstermektedir.

ancak şu anda ciddi bir sorun söz konusu. konu, bazı hizmetlerin şirketlerce dışarıya ihale yoluyla verilmesi ve düşük ücretli işçilerin çalıştırılması ile ilgili.

her zamanki gibi bunun sebebi daha az ücret ödemek. bazı hizmetleri karşılamak için ihaleyi alan şirketin, çalışanların maaşlarını düşürüyor ve çalışan adedinde kesintiye gidiyor olmasıyla alakalı.

bu, toplum içinde çatışma yaratan bir reçetedir. bu durumun bütün avrupa’da mevcut olması, kendisinin kabul edilebilir bir hareket olması anlamına gelmez.

torino’da ulusal sinema müzesi’nin temizlik ve güvenlik hizmetleri, rear adlı kooperatife verilmiş durumda. i̇lk olarak maaşlarda kesinti yapıldı, ardından çalışanlar bundan şikayetçi oldular ve böylelikle kötü davranılmaya ve korkutulmaya maruz kaldılar. birçok kişi işten atıldı.

düşük maaş alanlar, zor durumda olanlar, işlerinden oldular, sebebi ise maaşlarında yapılan kesintiye karşı çıkmalarıydı.

tabii ki bizim için başka bir ülkede neler olduğunu anlayabilmek pek de kolay değil, kendi ülkemizden farklı çalışma şartlarının olduğunu da hesaba katarsak, ancak bu temel etkenlerin açık olmadığı anlamına gelmiyor.

bu noktada hizmetleri ihaleye vermiş olan yapı, bu duruma göz kapayamaz, her ne kadar bu kişiler bu hizmeti bir dış kooperatif aracılığı ile gerçekleştiriyor olsalar bile, kendisi için çalışan kişilere karşı sorumlu olmalı.

müzenin bu durumda çalışanlar ve onların bağlı oldukları sendika ile iletişime geçmesini, işten çıkarılan çalışanların tekrar işe alınışını güvence altına almasını ve hizmetleri dış kooperatiflere verme fikrini bir daha düşünmesini bekliyorum.

toplumun zayıf olan bireylerinin, sorumlu olmadıkları bir iktisadi buhranın faturasını ödemesini doğru bulmuyorum.

bu konuyla ilgili ‘bread and roses’ adlı bir film gerçekleştirdik. nasıl olur da kendi hakları için mücadele eden ve bu sebepten dolayı işlerinden olan çalışanların dayanışma çağrısını duymazlıktan gelirim?

bu ödülü kabul etmek ve birkaç küçük eleştiri ile durumu geçiştirmek, zayıf ve ikiyüzlü bir davranış olurdu.

beyaz perdede belirli bir duruşa sahip olup, öte yandan diğer ortamlarda farklı tutumlarla bu duruşa ihanet edemeyiz.

bu sebeple her ne kadar derin bir şekilde üzgün olsam da bu ödülü reddetmek zorundayım."

ken loach
21 kasım 2012
i know i am right i know i am right
yönetmenler ikiye ayrılırmış bildim
ödül alamadığı için festival yönetimlerine "adam olun lan" diyenler
ve "adam olamadınız lan" diye ödül kazandığı festivale gitmeyenler.

yess baby. o "adam" kelimeleri aliterasyon değil. erkek egemen. kıl tüy. oturup ken loach şerefine tekrar bir ticket izleyesim geldi. tutmayın lan beni...
1 /