kenan şeranoğlu

1 /
wondrous wondrous
titan saadet zincirini kurarak onlarca insanın cüzdanına, cekedi ve purosuyla yaptığı danslaysa bir ülkenin psikolojisine tecavüz etmiş, yine de zekasına hayran olunabilecek bir insan. bugüne kadar sözlüğe yazılmamış olmasına şaşırdım, halbuki onu herkes tanır.
damda deli var damda deli var
kafası basan insan, büyük adam, herkesin seve seve söğüşlendiği isim. kurduğu zincirin üyeleri kendisi için bir doğum günü partisi hazırlamış, o partideki görüntülerin televizyonlara ulaştırılması neticesinde yakayı ele vermiştir.

(bkz: hey hey hey hey)
alexfergusongibisakizcigneyenadam alexfergusongibisakizcigneyenadam
üzerindeki bir liseli ergene bir takım elbise ve pijama takımı çıkacak büyüklükte, sağ böğründen düğmelenen geneli gri büyük siyah şeritli ceketi ile tarkan'ın şarkısında yaptığı dans figürleri ile aklımızda kalan titan saadet zinciri kurucusu.
feridun bitirr feridun bitirr
medyanın önündeki o meşhur doğum günü partisinin, saltanatını sonlardırdığı kişi. o doğum günü düzenlenmese, sistem belki de sorgulanmayacak ve bu işe uzun bir süre daha devam edilecekti. herkes partide cekete takılmıştı ama adam kral dans ediyordu yani. elindeki puro falan aynı ben, feridun bitir.
lostpray lostpray
geçenlerde bir internet haberinde "krem satıyor" şeklinde bir haber görüp de aklıma ilginç bir hikaye getirmiş olan şahsiyet.

efendim anlatayım: kenan şeranoğlu ve babasının zirve yaptığı, parayı har vurup harman savurdukları, bir mekana beş kişi girip yirmi beş kişi çıktıkları yıllar. ben de henüz 12-13 yaşlarındayım. amcam uzun süre bağdat caddesi ve civarındaki mcdonald s dükkanlarında çeşitli görevler yaptıktan sonra bunu, taksim'de hemen gezi parkının oradaki, elmadağ'a doğru uzanan caddenin başındaki restoranta müdür yapmışlardı. amcam ilkokul mezunuydu ve böyle bir görev için gerekli liyakatı en az kenan şeranoğlu'nunki kadar kuvvetli olan çenesine borçluydu.

bir gün babamla taksim'e gittik, yalvarıyorum babama; "ne olur hamburger al bana," diye. neyse dayanamadı adam bir müddet sonra, tuttuk amcamın çalıştığı mcdonald's'a gittik. hamburger alındı, bir masa bulunup oturuldu ve amcam yanımıza geldi. bir müddet sohbet ettikten sonra babama: "abi senin kıyıda köşede bi 1500-2000 mark filan var mı?" diye sordu. memur olan babam için oldukça komik bir soruydu bu. sırıttıktan sonra "hayırdır ne yapıcan?" diye cevap vardi. bu zamana kadar çok dikkat etmediğim bu sohbet bundan sonra dikkatimi celp etmeye başladı.

amcam, bağdat caddesi zamanlarında oradaki kalantor tayfadan baya bir çevre edinmiş: galericiler, popçular, armatörler, futbolcular filan... o zamanlar bir lüks göstergesi olan bağdat caddesindeki mcdonald's'a kim geliyorsa zıplıyormuş yanlarına. ve tabi ki o bölge müdavimi kenan şeranoğlu da bunlardan biri.

kenan şeranoğlu buna bölge yönetmeni olduğu saadet zincirinden bahsediyor biraz, amcamın da baya kafasına yatıyor bu olay. kıyıda köşede biriktirdiği bir 4000 mark parası var, 2000 markıyla katılıyor zincire. geniş kalantor çevresi ve laf yapan ağzı sayesinde dört günde kenan şeranoğlu'na üç katılımcıyı anında getiriyor ve kenan şeranoğlu ellerini birbirine sürterek ısıttıktan sonra hemen 5000 mark'ı çıkartıp amcama uzatıyor. amcam bakıyor bu işte para var: "4000 sende kalsın kenan'cığım, bana 1000 mark artı iki bilet daha ver," diyor. kenan birden aydınlanıp amcamın alnındaki o muhteşem yazıyı görüyor. (bkz: sülün osman)
"abi sen istekliysen 5000 bende kalsın, altı kişi daha getir ben sana 15.000 mark vereyim," diyor. amcam sevinerek oradan uzaklaşıyor ve sevinmekte de gayet haklı çünkü hem 5000 marka üç bilet aldı, hem de üç biletin karşılığı olan dokuz kişi değil de altı kişi getirmek zorunda. büyük bir arayışa başlıyor bu saatten sonra. bütün bildiği kapıları çalıyor ve beş kişi bulabiliyor. arıyor, tarıyor, işten izin alıp şehirler arası yolculuklara çıkıyor ama yok. bir ara baya bir stres yapıyor, parayı kurtarmak için kenan şeranoğlu'nu polise filan ihbar etmeyi düşünüyor ama emin de olamıyor. bunlar mafya mıdırlar diyor veya bu yaptıkları işin yasal bir dayanağı var mıdır bilemiyor.

neyse en sonunda eski bir asker arkadaşını buluyor ve kenan şeranoğlu'na götürüp 15.000 markı alıyor. bu ecel terleri döktüğü günlerden birinde işte orada, biz o mcdonald's restoranında yemek yiyorduk ve amcam abisi olan babamı zincire dahil olmaya ikna etmeye çabalıyordu. ve anlattıkları 13 yaşında olan bana bir çocuk oyunu gibi gelmişti. "ne güzel," demiştim. "mahalleye gidince aynısını ben de taso ile yapayım."

amcam kaybettiği parasını kurtarmak için abisinin 2000 markını tehlikeye atmaktan çekinmemişti, bir de şimdi dönüp baktığımda bunu idrak ediyorum. yazımda daha önce de andığım sülün osman'ın güzel bir lafı var: "ben yalnızca beni dolandırmaya çalışanları dolandırdım!" diye. gerçekten de öyle. insanlarımızın kolay para, emeksiz para, vur kaç, voli gibi kavramlara inanılmaz bir zafiyeti var. ülkemizdeki dolandırıcıların da ihya olabilme sebepleri aslında herkesin fırsatını bulduğu anda herkesi kazıklayabilme potansiyeli.
5
leopold leopoldoviç leopold leopoldoviç
hala ben suç işlemedim falan diyor. müthiş lan. dsafsgd

"

ÇOK ÖNEMLİ...!!! Sevgili arkadaşlar, ENES OLGUN isimli bir kardeşim kendi sayfasında bir yazı yayınlamış ve bu yazıda...

Posted by Kenan Şeranoğlu on Saturday, June 24, 2017
;
vliegende nederlander vliegende nederlander
çiftlik bank tokatlamasından sonra aklıma gelen büyük usta. bu işlerin önderlerinden. jet fadıl'dan sonra ikinci sırada gelen isim.

bu abinin içine 2 kişi girebilecek büyüklükteki parçalı ceketi, sarı lamborghini diablo'su, kırmızı arabalı pastası, dönemin ve halen günümüzün sevilen parçası şımarık eşliğinde, hey hey nidaları ile yaptığı efsane dans yüzünden hiç akıllardan da çıkmayacak kendisi.

sistemi güzeldi. 2500 mark civarı bir para ile üye oluyordun. 2 kişi getirince 300 mark alıyordun, 3.kişiyi getirince 700 mark daha alıyordun. daha sonra gelen her üye başına da 700 mark daha. 2500 mark civarı paradan dağıtım yapıldıktan sonra kalan para ise çeşitli yönetim kademelerine dağılıyor gibi görünse de yine kenan şeranoğlu ve ekibine kalıyordu.

aslında, çiftlik bank saçmalığından daha insaflı sayılabilirdi titan. üyelik şartları, her önüne gelenin para yatırdığı bir oluşum olmasını engelliyordu. kendisi, bilerek para yatıran insanların parasının en az yarısını cebe atıyordu.

lakin, bu sistemin kuralıdır, en son gelenin kıçı açıkta kalır ve elindekini kaybeder. devlet de o zamanlar, bu tür olaylarda görülmedik bir şekilde ağır bir ceza verdi ve 25'er yıl hapse mahkum etti. bize de dansını miras bıraktı.


1 /