kendime notlar

kendineviolist kendineviolist
kırılgan olmanın iyi bir özellik olduğu vakitler çoktan geçti, kargoya verilen bardağın üzerine yapıştırdıkları 'kırılabilir' etiketinden yapıştırmıyorlar kimseye, silkelen!
kendineviolist kendineviolist
sev, sevginin sonunun artık pek iyi bir yere gitmediğini bilsen de sev. karşılık bulmasa bile koşulsuz sevme yetisine sahip olmak dünyanın en güzel hissi. çalışmayan yetiler kaybolur, kaybetme!
kendineviolist kendineviolist
kıymet bil. sahip olduğun ne varsa senin. karşılıksız sevgiden ziyade kıymeti evren sana misliyle verecek, tereddütün olmasın. şu masanın üzerinde duran kırık kupa, dolabındaki tozlu keman, sulanmayı bekleyen masa çiçeğin.. hepsi senin. kıymet ver, bil!
kendineviolist kendineviolist
reddetmeyi değil, kibarca geri çevirmeyi öğren. kaba bir dille senden istenen her şeyi yapmamayı öğren. bize hep 'hayır demeyi bil' öğretildi, biz de yanlışı sorgulamadan kabul ettik. lakin 'kibarca geri çevir' i öğrenmiş olmayı yeğlerdim. öğrenmenin yaşı yok, sen yine de bunu da öğren!
kendineviolist kendineviolist
hırs düzeyini abartma. hırs kendi çemberinde yararlı gibi gözüken bir olguyken insan misali büyüdükçe çemberinden çıkıp dışarıya zarar verir. senin yarışın kendinle olsun, kimin ne yaptığı senin olur düzeyini belirlemesin. hırs kötü değildir, yalnızca kendine hırslan!
kendineviolist kendineviolist
sorgula, bu sana sen olmayı öğretecek. sence düşünmeyi, sence konuşmayı, sence yürümeyi, sence yazmayı.. bazen bunu sesli yapmak rahatsız edicidir, sen yine de içinden de sorgula. görünmez sınırlı yeryüzü dediğimiz evren bozmasından çıkıp tekrar kendi sınırlarına girdiğinde her şeyden önce kendini sorgula. etki tepki meselesini unutma, senin verdiğin düzeyde alır senden yaşam. insanları, varoluşu her şeyi sorgula. dedim ya, sen en çok kendini sorgula!
kendineviolist kendineviolist
kalemini elinde asla bırakma. içine akıttığın gözyaşın bu kalemle ellerinden ter diye aktı, unutma. ağlayınca bir çift göze bakarak anlatamadıklarını da, güldüğünde karşında sana karşılık veren olmadığında da hep onun mürekkebine sarıldın. ne olursa olsun onun ellerini bırakma!
la bocca della verita la bocca della verita
aslında soğuğu sevmem ama usumeyi seviyorum.
o kadar bastırarak yazı yazmayabilirim ( hatta word üzerinden bile yazabilirim yazdıklarımı) ama özellikle elimi acımayı seviyorum.
yemek yemeyi ertelemeyi seviyorum.
yolum çok uzun olsa bile yürümeyi seviyorum. ( elbette en azından bir otobüse, minibüse, metroya vs binebilirim. ama esasen düşünerek yürümeyi, eve daha erken varmaya tercih ediyorum. )
gulumsedigim hallerde bile insanların bir parça benden tirsmasını seviyorum. erkeklerin üzerimde baskınlık kuramamasını seviyorum. benden kat be kat büyük insanların karşımda ezilip buzulmelerini beni bukememelerini, yildiramamalarini,ezememelerini seviyorum.
ulaşmak istediğim bir şeye o yolun sonunda kolumu bacağımı bırakmak da olsa ulaşıyor olmayı seviyorum. kendi kendimin arkasında hiç kimseye ihtiyaç duymaksızın durmayı seviyorum. ve sonra o noktaya ulaştığımda bununla böbürlenmeyen tarafımı seviyorum.
artık katilaşmayarak olgunlaşmayı ögrendigin için mutluyum.
aptallığından çok şikayetçi olsan da bu senin hala saf, temiz kalmani sağlıyor aptal.
etrafındaki insanların hızla artmaya başladığının farkında mısın? evet farkindasin. neden peki, hiç düşündün mü? evet düşündün. bundan daha önce senin kaale almadiklarin ve seni kaale almayanlara karşı tavrını korumaya devam et. ukalasın, kustahsın diyecekler. esas onlar çıkarcı. sen neysen o şekilde olmaya devam et. unutmaki senden çıkarı olacakları bir noktaya doğru ilerlemesen, sana karşı bu yapmacik tavırları takınmazlardı. ( sadece izle ve bundan haz almaya devam et. sen yükseldikçe daha ne kadar kuculebileceklerini bak. )
kuzenlerini koru, çünkü sana ihtiyaçları var. onlar yardım istemeden sen onların yanında ol. kimseye ezdirme.
sana emek veren insanlara bunun karşılığını başarı olarak ödediğinin onlar farkında değiller. her ne kadar bunu sevmesen de onların vefa anlayışı buysa, onları zaman zaman arayıp hal hatır sorman gerekiyor. o kadar paparayı yediğin halde hala öğrenemedin. ne kadar taş kafalisin.
en çok kendini sev.
aşık olursan kariyer plânların sekteye uğrar. bunu askıya alacak hiçbir harekette bulunma. unutma! seni senden başka hiç kimse kurtaramaz.
sözünü sakinmamanin başına büyük işler açtığının farkında mısın? bu dik kafaliliginin başına çok işler actiginin farkinda misin ? tabii ki farkindasin. insanlar seni yildiramadiklari için sinirleniyorlar. pes etme, devam et! aslansın. ( taviz vermeyeceğim noktalarda ısrar etmemeyi öğrenecekler.)
girdigin topluluğu etkileme, değiştirme ve peşinden sürükleme kabiliyetin var, hep vardı, kullanman gereken noktalarda bunu etkin bir şekilde kullan. ise yaradığını yakın bir zamanda kendi gözlerinle gördün. peki bunu kullanmayi daha önce neden hiç denemedin? bundan sonra bunu yapmaya devam et. baskaldirdigin noktalarda haklıysan eğer toplumu orgutlemeye devam et. insanların gözünü açmaya devam et. sadece şikayet edip durmalarına izin verme. onlara harekete geçmeyi öğret. çünkü haklarını aramayı bilmiyorlar birçoğu.
şu salasligi bırak artık. insanlar kıyafetlerin konusunda sana anlam veremiyorlar. biraz kustahlasmanda, ağırlığını taşımanda hiçbir sakınca yok. biraz kilik kıyafetine özen göster. sayginlik talep etmediğin halde insanlardan saygınlık aliyor olmak, sana bu saygınlığı gösteren insanların, bu garip huyların yüzünden senden daha çok korkmasına neden oluyor. çünkü her daim gülümsüyor olmanla kaşların catik bakman, yardim istediklerinde direkt koşabilecek kadar ulaşılabilir ama dokunulamayacak kadar ulaşılmaz olman bir ironiklik taşıyor. insanlara biraz yardımcı ol.
bak ne diyor ahmed arif "iyi bak kendine, başka hicbir ana doğurmaz seni" kulak cer buna.
yanıl ama yenilme. ama şunu da unutma ki, asıl yenilgi bu yanılgıları kabullenmeyip ısrarla üzerine gitmekte. ve ben sana en büyük eksikliğini söyleyeyim mi ? değişimi fark edemiyorsun. bununla ilgili acilen bir şeyler yap.
kardeşini senden başka hiç kimse disipline edemez. her ne kadar ailene sinirlensen de elini onun üzerinden çekme. sorumluluk duygun her daim ağır bassın. çünkü onlar bilmiyorlar. bilmeyen bir insanı bilmediği bir şeyle yargılayamazsın. bu da senin savaşın, senin imtihanın.
ve son olarak! büyük harflerle:
"kurallar koyanları bağlar! seni allah yarattı birtek o yargılar!" seni yargılamaya çalışan tüm hadsizleri hayatından çıkar!
mei kusakabe mei kusakabe
birtakım zevatların yaptıklarına, anlattıklarına, hayattaki çeşitli gayelerine bakıyorum ve "vay anam altan" moduna geçiyorum. sonra diyorum ki kendime "iyi kötü kazanımların oldu şu hayatta, eyvallah, ama sen hiç böyle cool olabildin mi? cevap: hayır

köylü geldin köylü gideceksin mei.
1
la bocca della verita la bocca della verita
hiçbir şey senden önemli değil.

kendine hata yapma ve başarısız olma şansı ver ve hayatın hakkında karar alırken kimsenin senin adına hüküm vermesine izin verme.

bırak senin hakkında dik başlı olduğunu söylemeye devam etsinler. hür iradenle karar alman dışında önemli olan hiçbir şey yok.

seni seviyorum.