kendini çok akıllı sanan bir kişi

güse güse
kendisine benim işim beni, senin işin seni ilgilendirir dediğim kişi.

ama o kadar kendini bir şey sanmış, öyle bir havalarda ki, o minicik kalmış, büzüşmüş ruhu, kurumuş kalbi, esir alınmış aklıyla beni alt edebileceğini sandı bu kişi.

ey kişi!

bak, işimi nasıl da titizlikle yapıyorum? insana başardığı hissini verip sonra yüzüstü fırlatıp atmak bir terbiyedir.

işte böyle yavaş yavaş çıkacaksın merdivenleri.

biliyor musun komutan olunmaz, doğulur.
bu bir ruh meselesidir.

şimdi büyük taarruzda bazı cephelerde, atatürk'ün askeri okuldan hocaları komutandı ve kendilerini atatürk'ü yetiştirmiş hocalar olarak ondan daha akıllı buluyorlardı. savaşın en can alıcı zamanlarında başkomutan atatürk'ün emirlerine itaat etmiyorlardı.
atatürk ne mi yaptı? emir komuta zincirini yok saydı, onların bir altındakileri o anda komutan tayin edip emirlerini uygulattı.

ben bir çok erkekten daha çok savaş stratejileri üzerine okumuş bir kadın olarak pek bilinmeyen bir bilgiyi de ilave edeyim:

başkomutan atatürk'ün hayran olduğu iki komutan vardı.

bunlar kimdi? biri timur diğeri hz muhammed'ti.

atatürk uhud savaşının savaş planını çizerek, hz. muhammed'e hayranlığını herkese anlatırdı.

hz. muhammed çok zeki bir adamdı anlayacağın. atatürk hayrandı kendisine…

şimdi, kemalistlik diye bir şey uydurmuş ve bunu dinsizlik sanmışlar da bunu bilmez.

buyrun öğrendiniz.