kıdem tazminatının kaldırılması

1 /
dreams2 dreams2
işçinin yani emekçinin elini kolunu bağlayacak ve onu işveren karşısında köle konumuna getirecek bir adımdır. şöyle ki günümüzde işverenin işçiyi işten çıkarması ile işçiye kıdem tazminatı öder. çoğu işveren de bu tazminatı ödememek için işçileri kolay kolay kovamaz. ancak bu tazminatı kaldırırsanız, bu engel de ortadan kalkmış olur. bunun için kanımca yapılmaması, eğer yapılırsa da yapanın şiddetle kınanması gereklidir.
(bkz: ukteydim doldum)
katinanınelindemakası katinanınelindemakası
yapılmak istenen kıdem tazminatının kaldırılması değil, kıdem tazminatını kıdem tazmınatı fonuna devir etmektir. şimdilik işverenlerin onayladığı brüt maaş üzerinden %3 lük prim ödemesiyle devletin sıcak baktığı %4 lük, ama fonun sağlıklı yürümesi için gereken %8 lik bir prim oranı arasında karar verilemeyerek fonun kurulamadığı bir sistemdir. işçinin zaten işten çıkarılması durumunda tek güvencesi işvereninin avucunda olan kıdem tazminatı, işverenin sorumluluğundan çıkıp, devletin sorumluluğuna geçecektir. buna kısaca kurda kuzu teslim etmek de diyebiliriz. zira (bkz: tasarrufu teşvik fonu)
şimdiye kadar kurduğu hiçbir fonda muvaffak olamayan devletin, kıdem tazminat fonunda başarılı olamayacağı garantidir. çünkü yaptıkları yapacaklarının garantisidir. bu sistemde işveren kendi istediği olmazsa, devleti işçi çıkarıp teknolojilerini geliştirip işçiye ihtiyaç duymadan çalışmalarına devam etme tehdidiyle, istediğini elbette kabul ettirecektir. işçiyi ise karanlık bir gelecek beklemektedir. zaten emekliliğini yaşarken göremeyecek olan işçinin işten çıkarıldığında değil, ancak emekli olduğunda kavuşacağı tazminatınının üzerine bir bardak su içmesi tavsiye olunur. çünkü devlet, her ay peşin peşin alacağı tazminat fonu paralarını istediği şekilde yıllarca kullanacak, kendisine yeni bir gelir elde etmiş olacaktır. işçiler ise ömürleri boyunca çalışıp ne emeklilik ne de tazminat göremeyeceklerdir.
turk turk
akp'nin kendisine rahat rahat kullanabileceği bir fon oluşturabilmek için yapmayı planladığı uygulama.

bakmayın siz ser verip, sır vermediklerine. amaç, halkı devlete muhtaç edecek bir yöntem geliştirmek. güya işsizlik fonunun kullanımını yaygınlaştıracaklar. şu an işsizlik fonunda biriken para, akp iktidarı tarafından çarçur edilmese zaten halihazırda 20 yıldan uzun süre tüm işsiz kalanların ihtiyacını karşılayabilecek kadar çok. oysa akp bu fonu amacına uygun kullanmak yerine, babasının malıymış gibi hazineye aktarıyor.

[sözüm gerçekten ihtiyaç sahibi olup, muhtelif nedenlerle çaresiz duruma düşmüş insanları kapsamıyor. onlara canım kurban. kendilerine yönelik yapılan yardımlarda her zaman varım. alttaki paragrafta bahsettiğim kişiler parantez dışında kalanlardır.]

hazineye aktarıyor çünkü, üretmeden tüketen ve toplumun asalağı olan oy depolarına, bu ve benzeri fonlardan 'yardım adı altında' seçim rüşveti veriyor. kömür, makarna, bulgur, çekyat, çamaşır makinesi v.s. dağıtıyor. bu yalaka asalaklar da üstlerine düşeni yapıp, her seçim döneminde akp'ye oy veriyor.

ben bir sürü gariban ve gerçek ihtiyaç sahibi tanıyorum. evet, bizzat onların arasında yaşadığımdan tanıyorum kendilerini. annemden, bu insanların çocuklarının her gün ekmeğe salça sürüp yedikleri için şikayet ettiklerini duyuyorum. buna rağmen o kadar gururlular ki, kesinlikle yardım kabul etmiyorlar. kimseye çaktırmadan kapılarının önüne erzak bırakıp, kaçtığım oluyor. bu insanlar benim insanım işte. kadını el işi yapıp ev ekonomisine destek sağlama peşinde, erkeği boğazından kesip, çocuklarına bakmak gayretinde.

benim kastettiğim de böyle gerçek ihtiyaç sahiplerine yapılan yardımlar değil. bu insanlar zaten hayatlarını idame ettirebilmek için ellerinden geleni yapıyor. beni delirten ise, "rızkını allah verir" diye sorumsuzca 10 tane çocuk yapıp, sonra da "devlet bize baksın" diye sırtını devlete, daha doğrusu bizim ödediğimiz vergilere dayayan asalakların bu tutumu. işte akp'nin yoğun seçmeni de bu kitle. cahil, mantıksız, düşüncesiz, kaba, kendisinden başkasını düşünmeyen, çıkarcı, zayıf karakterli, düşük profilli.

biz bunları eleştirdik mi, bunları sömüren siyasi erk hemen çıkıp "bak size cahil diyorlar, bunlar elit geçinen ve sizi küçümseyen insanlar" diyerek bizi hedef gösteriyor. yalan mı söylüyoruz sanki bunları tenkit ederken? haksız mıyız? ama biz azınlıkta kaldığımız için sorun yaşıyoruz. haklıyken, haksız duruma düşüyoruz. doğruyu savunuyorken, yanlışları söyleyenlerin çoğunluk olması nedeniyle doğrularımız kabul edilmiyor.

pekiyi ne alakası var bunlarla kıdem tazminatının kaldırılmasının diyenler olabilir. söyleyeyim. ben harıl harıl çalışıp, kıdem tazminatı alıp, emekli olunca bir ev sahibi olma hayalleri kuruyorum. iktidar benim kıdem tazminatı hakkımı elimden alıp, hiçbir katkısı olmayan asalaklara sırf kendilerine oy veriyor diye veremez. ve-re-mez!

yeter artık ya! kimin hakkını, kime veriyorsun? ben çalışıp, alnımın teriyle kazanıyorum, hak ediyorum. vergimi de kuruşu kuruşuna bordromdan ödüyorum. daha ne istiyorsun benden sayın iktidar? canımı mı? onu da vereceğim elbet ama sana değil, sana hakkımı yedirmemek için edeceğim mücadele uğruna vereceğim. sevdiklerim için...
turk turk
yakın tarihte gerçekleşmesi beklenen akp icraatı.

ilgili habere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

kıdem tazminatı tarih oluyor | gazete vatan disk başkanı'nın açıklamaları sonrasında kıdem tazminatının kaldırılması yeniden kamuoyunun gündemine taşındı. hazırlanan tasarıya göre kıdem tazmi... gazetevatan

şakşakçıların bu konuyu nasıl savunacaklarını da çok merak ediyorum sahiden. buyrun akp seçmeni, söz hakkı sizde. yine nasıl kıvıracaksınız görelim hep birlikte...
tosbik facia tosbik facia
evet işsizlik fonuna katarlar kıdem tazminatından aldıklarını.bunu gerçekten işsizlere, muhtaçlara adaletli bir şekilde vereceklerini bilsem yine sesimi çıkarmam. ama eminim ki bu paralar sadece ve sadece kendi cemaatlerinden olanların işini görmeye, daha fazla oy toplayabilmek yaptıkları harcamalara gidecek.onların tek düşündüğü güçlerini arttırmak.yoksa ne milletin hakkını düşünür bunlar ne de işsizleri...zehir zıkkım olsun.
turk turk
kıdem tazminatı zaten kanuni bir haktır ve kanuni haklar zaten devlet koruması altındadır. devlet, koruması altındaki hakkı elimden alacak, kendi koruyacak öyle mi? mevcut durumda zaten koruması gerekiyor...

yalakalığın sınırlarının olmadığını görmemiz açısından iyi oluyor bu tip ortamlar. bu yalakaların halkı kandırmak için kullandıkları saçma sapan argümanlarla suratlarına suratlarına vuruyoruz böylelikle.

iktidara yaranmak adına kahpeleşmeyip, delikanlı olmak gerek. haklıya haklı, haksıza haksız diyebilmek lazım. doğru olan menfaatimize aykırı bile olsa savunmalıyız. yoksa bir gün yaptığımız bu hatalı seçimlerin acısı bizden çok fena çıkar. o nedenle akp'nin veya bir başka iktidarın her dediğini doğru kabul edip, aksini söyleyenleri yanlış yapmakla itham etmemeliyiz. çünkü iktidarlar geçicidir. asıl olan insandır. insan olmanın gereği de, karakter sahibi olmaktır. karakter sahibi olmak da, doğruları söyleyebilecek cesareti gerektirir. o halde özetleyip, bağlayalım:

karakteri malum şakşakçılarca pervasızca savunulan iktidar düşüncesi.
turk turk
akp'nin 12 haziran 2011 tarihli genel seçimden yüzde elliye yakın oy almasıyla yeniden gündeme getirdiği faşist uygulama.

aferin şakşakçılar, aferin iktidar yalakaları, aferin dinimiz elden gidiyorcular, aferin yeni osmanlıcılar, aferin beyin yerine 2 kb hafıza kartı taşıyanlar, aferin kendisini geniş halk kitlesi sanan vücudu insan görünümlü olsa da ruhu koyun olanlar, aferin hepinize... sayenizde bu da oluyor. kıdem tazminatı hakkımız devlet eliyle gasp ediliyor. kıdem tazminatı fona devredilecek, oradan ödenecekmiş. ne güzel değil mi?

ben hemen söyleyeyim, bir sürü insan birden bire kendisini aldığı ücret üzerinden değil de, asgari ücretli olarak sigortalattırılmış bulacak. bir sürü insan patron baskısıyla zorunlu olarak "istifa edecek" ve yeniden işe başlayacak. birikmiş kıdem tazminatları buhar olup, gidecek. devlet bundan sonraki tazminatları her yıl fonda bekletecek ve ödememek için bin bir takla atacak. kıdem tazminatı almak eskisine göre çok daha zor olacak. nüfus idaresinden vukuatlı nüfus cüzdanı örneği ve muhtardan ikametgah ilmuhaberi alınması, savcılıktan adli sicil belgesi temin edilmesi gibi bir sürü evrak bürokrasisi gerekecek. bunlar artık gereksiz diyenler görecekler ileride durumu.

aklıma gelmişken, ilgili haber linki aşağıda:

kıdem tazminatı kalkıyor, yeni fon geliyor - hürriyet ekonomi geçen yıl tartışılan ve türk-iş ile hak-iş'in ayaklanmasına neden olan kıdem tazminatının kaldırılarak yerine fon kurulması yeniden gündemde. vatan... hurriyet
mutluolamayacakgibiyim mutluolamayacakgibiyim
"işveren yeni kurulacak bu fona her ay personel başına belli bir yüzde oranında prim ödeyecek. işten çıkarılan çalışan, tazminatını patronu yerine bu fondan alacak. fon, devlet güvencesinde olacak."

bizde bundan korkuyoruz zaten.
denedim olmadı oldu mu denedim olmadı oldu mu
işverenlerin zaten 10 yılını doldurmak üzere olan işçileri, işçilerin haberi olmadan kağıt üzerinde işten çıkarıp, birkaç gün sonra ilk defa başlıyorlarmış gibi geri işe alarak aşmayı becerdiği durum. zavallı işçinin bundan haberi bile olmuyor. öğle yemeği arasında "memiş usta gel bir kaç belge var imzalanacak" diyerekten çağırıyorlar. garibim memiş usta da yemeğinden ve molasından olmamak için ne varsa okumadan imzalıyor. böyle üç kağıtlar sayesinde hem istifa etmiş oluyor hem de giriş işlemlerini yapmanın verdiği dayanılmaz hafifliğe dayanamıyor.
sağır olaydım da şu yazdıklarını koklamayaydım sağır olaydım da şu yazdıklarını koklamayaydım
işverenin yeni kurulacak bu fona her ay personel başına belli bir yüzde oranında ödeyeceği tutar, eğer işçi brüt maaş üzerinden anlaştıysa işçinin aylık net maaşının azalmasına neden olacaktır. bu konu hakkında hükümet bir düzenleme yapmazsa eğer işçiler için olumsuz bir durum olacaktır.
elem i mucevher elem i mucevher
yasal olarak gerçekleşmiş uygulamadır. yıllar yılı hükümet tarafından konuşulur. yapıldı yapılacak kıvamında. sonunda oldu. şimdi ne olacak peki? bok olacak. kimse çıkıpta höyhöytlenmesin. adamlar yıllardır kıdem tazminatını kaldıracağız ya da o böyle olacak, şu boyle olacak diyorlar. madem bunlar bu kadar rahatsız edici, halk hareketleniyor, ee bu adamlar hala niye iktidarda? bu ülkenin yarısı bu adamlardan tarafken yani ülkenin yarısı tek adamdan tarafken bunları kabul etmek gerekiyor.

beyler, adamlar dediklerini yapıyorlar. telaşa mahal yok. sıra kademelide. kademelide kalktığında kurt olarak tabir ettikleriniz işyerinden postalanınca ellerinizi sıvazyacaklar. sonra da gir-çık işleriyle sabit işyeri anlayışından uzak, giriş ücretiyle hayatlarını idame ettirmeye çalıştıklarında gene haziran aynını hatırlayacağız.

bir de, özellikle özel sektörde işe yaramayan daha doğrusu bir ayağı çukurda olan adamların çeteresi üstleri tarafından tutulmuştur. bu insanların genel olarak istifa etmeleri beklenir. şimdi onlara yol görüldü. yeni işsizlere ışık yakıldı. işverenin kıdem paralarından kaçabileceğini düşünmeyenler; sizin hesabını yapmadığınız bir liranın dahi özelliklede artık personeli olmayacak ya da olmayan biri için işverenin gözünde çok değerli bir para olduğunu hatırlatırım. bu konularda adamlar kuruş hesabı yaparlar. aman, ne önemi var. şimdi kademeliyi görme vakti.
trink trink
hükümetin yeni uygulaması.

çok garip bir ülkede yaşıyoruz arkadaş! ben çalışan bir insanım dolayısıyla kıdem tazminatı beni doğrudan ilgilendiriyor. hangi şartlarda alınır, hangi şartlarda alınmaz, alınınca ne kadar para alınır hepsini biliyorum.

şimdi bunu kaldırmışlar ve yerine ne getirmişler? işte bunu getirmişler;

????????????????????????

evet boool boool soru işareti... ne olacak ne bitecek kimsenin tam bilgisi yok. öyle safoz bir milletiz ki hadiseleri idrak edip de sesimizi çıkartana kadar zaten herşey geçmiş oluyor ve karşı çıkmaya lüzum dahi görmüyoruz.

şimdi parayı devletten alacakmışız. ulan devletin ne faydasını gördük ki şimdi göreceğiz? brüt maaşla net maaş arasında resmen uçurum var. devlet benim gözümde sürekli vergi verdiğim resmi tefeciden başka hiçbir şey ifade etmiyor. friends'te rachel'ın maaşını gördüğünde dediği gibi "bu ssk denen adam da kim neden bütün maaşımı alıyor?"

vergi veriyorum ve karşılığında sokaklara çiçek dikiliyor. hangi çiçekçinin zengin edildiğini bir çözsem baskın yapacağım ama çözemiyorum. vergi veriyorum kaldırım sökülüyor kaldırım yapılıyor kaldırım sökülüyor kaldırım yapılıyor kaldırım sö...

10 yıl önce lağam kokan yerler hala kokuyor... şimdi devlet kıdem tazminatına da el atmış. belki eski sisteme göre çok daha iyi bir sistem olacak biliyor muyum? hayır. ama güveniyor muyum? gene hayır...

kurunun yanında yaş olmaya devam edelim. bu ülkede bize başka şans yok.
1 /