kind of blue

esas esas
miles davis'in 1959 yılında john coltrane, cannonball adderley, bill evans, wynton kelly, paul chambers ve jimmy cobb'dan oluşan müthiş kadrosuyla çıkardığı olağanüstü
albüm. parçalar ve ritmleri agresif değildir, dinlendiricidir. jazz dinlemeye başlamaya niyetlenen insanın ilk etapta edinmesi farzdır.
thedewil thedewil
kendimi "wondrous'un avukatı mısın lan sen?" nidalarına siper ederek, wondrous hakkında yazdığı birkaç şeye cevap vermek istedim. niye istedim? meydanı "sözlük formatı" olayını kavrayamadığı için, formatı uygulayanlara sallayan, ispikçilere, moderatörlere, wondrous'a sallayan birkaç kendini bilmeze bırakmamak için istedim. şimdi ithamlarına geçelim;

jennifer lopezin amından çıkan yarağı yalarım başlığında, formata aykırı olan, başlığı tanımlamayan bütün giriler, ispikçilerin görebildiğince ispiyonlanmakta, moderatörler tarafından incelenmekte ve silinmektedir. itü sözlük konseptinde, "formata aykırı başlık" yoktur. başlıklar yalnızca, imla hatası ve standardizasyon için "düzeltilir". fakat, o başlık altına girdiğiniz başlığı tanımlamayan giri silinir.

kendisinden önce oluşturulmuş," başlığı tanımlama" yerine, "cümleyi devam ettirme" ekolü, sadece burada değil, çoğu sözlük konseptinde, "giri-başlık uyumsuzluğu" gerekçesi ile silinir. dolayısıyla ben almancı olsam başlığı altına bu başlığı "... yapardım" diyerek, başlıkla uyumsuz şekilde, "tamamlayamazsınız". girinizin 1135 artı oy alıp, çılgın atması bunu önlemez.

nedense wondrous'u, "siliyor yea yazdıklarımı" deyip, formatı yalamış yutmuş numarası yapan yazarlara karşı savunan yazarlar goycoycu, eğer kendisi cevap verdi ise, "sözlük sahibi diye hava atıyor" olur. hem de, silinen girinin nasıl legal hale getirilmesi konusunda bilgi verme zorunluluğu olmayıp, bunu da yapmasına karşın.

yine "goygoycu" sıfatıyla belirtmek isterim ki, kendisinin şu an, 11813 girisi ve 530 statüsü bulunmaktadır.

- gelecekte 2-3 aylık sözlük yazarlığı ile, sözlün konseptini yazan, uygulayan ve en azından bilenlere karşı, "lan ne siliyorsunuz ben biliyorum legaldi" tutumu takınılmaması dileği ile yazımı sonlandırır, saygılar dilerim -
wondrous wondrous
sözlüğün hukukçuları arasına katılma isteğinin olurluğunu araştırmak adına girilerine bakarken gözüme çarpan illegal bir tanesini uğraşıp tane tane açıklayarak silmek yerine, olması gereken gibi "sözlük formatına aykırı" yazıp çaylak etmediğim için ziyadesiyle pişman olduğum bir yazar.

bazılarına güzellik yaramıyor. hem sanane benim entelektüel birikimimden, kişiliğimden. "evlatlık veriyoruz" diye ilan mı verdik?
eksiksizuyum eksiksizuyum
göstere göstere uçmuş yazar. her seferinde bir yazar uçuşunda "niye uçtu ki, sözlüğün kalitesi düştü" demeye alışmış biri olarak bu sefer bu yazara çok sinirlendim, çünkü yönetime uçuş için haklı neden verdi. yuh lan ağız tadıyla bi protesto çekemedim, laf kalabalığı, kuru gürültü yapamadım. çok kızdım, çok. böyle de yapılmaz ki... hayır hiç değilse "sanatımın doruk noktası olan bir giriyi silip" falan demeseydi, kıyısından köşesinden bir şeyler uydurur, yönetime laf atardım ama... cık. bu sefer olmadı.
korkusuz ördek korkusuz ördek
"'ters düşme yönetimle, uçurulursun' dedim, dinletemdim! neden her dediklerine katılıp 'olur abi' demedin?" dedirten, sözlüğe renk kattığını düşündüğüm entel(l)ektüel yazarımız(dı).
bulanti bulanti
50. yılı anısına columbia records bir kez daha yayımlamıştır bu albümü geçtiğimiz günlerde. son zamanlarda kültür sanat dergilerinde fazlasıyla incelemeleri yer almakta. yapılan incelemelerde yazılan yorum ve övgülerin abartı değil, bilakis az bile olduğunu düşünmekteyim.

albüm kayıtları tamamen ahşap bir odada gerçekleşmiştir ve son derece organik bir ton elde edilmiştir. john coltrane, bill evans gibi adamların en iyi performanslarını içermekle birlikte davis üstadın ne kadar büyük bir deha olduğunu da gözler önüne sermektedir albüm.

sadece jazz tarihinde değil, müzik tarihinde bir mihenk taşıdır. kesinlikle...

parça listesi:

so what
freddie freeloader
blue in green
all blues
flamenco sketches
yesilcuppelipenguen yesilcuppelipenguen
her geçen gün daha çok sevdiğim sydney'in sokaklarını keşfe çıktığım bir başka günün sonunda sevdiceğimin evindeyim. hayatımda ilk defa bir evcil hayvanın bana yaklaşmasına izin veriyorum. sevdiceğimin kedisi usulca kucağıma yerleşiyor. ben kırmızı şarap içiyorum, sevgilim beyaz. sonra bir anda müzik dinlemek istiyor o muhteşem kadın. "ne dinlemek istersin?" diye bana soruyor, "sen seç" diyorum, "şaşırt beni".

"o zaman tam senlik bir şey bulayım" diyor ve yüzlerce albüm arasında kayboluyor bir an için. sonra yüzüne kocaman bir gülümseme yayılıyor usuldan ve sevdiceğim benim için "kind of blue"yu cd çalara koyuyor.

o ana kadar ne benim jazz sevdiğimi biliyor ne de miles davis'in benim için önemini. hele hele kind of blue'nun benim satın aldığım ilk jazz albümü olduğu konusunda hiçbir fikri yok!.. o benim saplantılı bir klasik müzik ve dahi opera dinleyicisi olduğumu düşünüyor. yine de kind of blue'nun "tam benlik bir şey" olduğunu biliyor. "blue in green" çalmaya başladığında ben resmen kendimden geçtiğimde usulca uzanıp dudaklarıma bir öpücük konduruyor.

işte o öpücük bana bir kere daha onun ne kadar özel olduğunu hatırlatıyor...


neredeyse on yıl önce bu albüm benim hayatıma girmişti. defalarca dinledim ve asla ne bıktım ne de sıkıldım bu albümü dinlemekten.

bu albüm neden miles davis'in efsane olduğunun en güzel kanıtıdır. geçen sene elli seneyi devirdi ve eminim daha nice elli senelerce insanlar dünyanın dört bir yanında bu şahane albümü dinlemeye devam edecek.

çok soğuk bir ankara kışında dinlemeye başladığım bu albüm, çok sıcak bir sydney yazında bana geri döndü. hoşgeldi, güzellikler getirdi!..