kingdom of heaven

1 /
zeus zeus
spoiler ile karışık yazı, dikkat!

güzel, tarihi kendi dediklerine göre tarafsız yansıtan bir film..tartışılır..nitekim haçlı seferlerinin kutsal toprakları almak için yapılmış olduğu görünen gerçektir..ama bunun arkasında yatan bir sürü gerçek daha vardır..nitekim filme, aha anadolu selçuklularında nasıl haçlılara ayar verdiğini merak ettiğim için gittiğim için, bu konuda hüsrana uğradım..ama film genelde idare eder bir havadaydı..cast başarılı tayin edilmiş, genel olarak 10 üzerinden 7 alabilecek bir filmdi..

nitekim, öte yandan, filmin her köşesine yayılmış ayar niteliği yüksek diyaloglar filme renk katmış..en çok akılda kalanı muhtamelen balian ve selahattin eyyubi arasında geçen, savaş sonrası diyaloglardır..görüntü yönetmenini de tebrik etmek lazım çünkü turan taktiğini, düşmanı çember içine falan alma sahnelerini çok güzel canlandırmışlar..200.000 kişilik müslüman ordusu çoğaltma taktiği ile güzelce yaratılmış, atmosfer etkileyici yaratılmıştı..filmin sonlarında aslan yürekli kral richard ile kendini tekrar demircilik işine vermiş balian arasında geçen diyalog da süper mesajlar vermekteydi..ayrıca filmin sonunda çıkan yazı, halen yaşanan rezalete, verilen kavgaya güzel bir gönderme idi..

hristiyanların derdi neydi, müslümanların amacı neydi, niye dinler bu topraklar için sonuçları çok çok ağır olan savaşlar verdiler..niye asırlardır bu topraklarda barış sağlanamadı..

film hakkında, dini ve siyasi açıdan yorum yapılmasından yana değilim, nitekim yapmayacağım da ama bu filmin de her tür tartışmayı tetikleyebilecek, biraz üzerinde düşünüldüğü takdirde çoğu gerçeğin su üstüne çıkaracağı kesindir..
wary wary
müslümanların hakkını veren ender hollywood filmlerinden. ridley scott hristiyanların yabancı topraklarda işgalci olduklarını inceden inceye vurgulamış. selahattin eyyubi akıllı ve mert bir lider olarak gösterilmiş.

film gayet başarılı olmasına rağmen orlando bloom'un oyunculuğu başrol kahramanını kalas ve fazla kaale alınmayan bir tipe dönüştürmüş. legolas'a elf ırkından dolayı böyle bir ifadesizlik ve soğukluk yakışmıştı ama sonraki bütün filmlerinde de orlando bloom aynı hödük şekilde oynadı.

gerçi bu filmde başrol karakterinin tırt olmasının verdiği kararlarla da alakası var. örnek olarak bir kişiyi öldürmemek için birsürü insanın ölümüne yol açan bir savaşa sebebiyet vermesi ya da kudüsü güya içerdeki halkın güvenliği için koruması. oysa savaşın sonunda yaptığı antlaşma eyyubi ile önceden konuşsa seve seve kabul edeceği maddeler içeriyor.
fempusay fempusay
sürekli tavsiyeler üzerine izlemeye çalıştığımm bir film. giriş sahnesi oldukça etkileyici. özellikle ses, görüntü efektleri açısından mükemmel bir çalışma. sesçi ve görüntü yönetmeni abileri selamlamak gereklidir. film sonlara kadar hep belirli bir heyecan düzeyinde ve sanki sizi de içine almak istermiş gibi bir yanılsama yaratıyor. bu anlamda da başarılı. yani seyri canlı tutuyor. ancak sonunda -sanırım yönetmen de sıkılmış olacak ki; yeter ya bu kadar deyip- bir anda olaylar bitiyor. siz bekliyorsunuz olaylar gelişsin şu olsun bu olsun diye ancak hevesiniz kursağınızda kalıyor.
öte yandan selahaddin eyyubi'yi canlandıran arkadaşın seçiminin de ne kadar yersiz olduğunu gördük bu filmle. selahaddin eyyubi oldukça zayıf kara kuru bir abi olarak göründü bizlere. ve savaş stratejisi oldukça zayıuf birisi olarak "-bırak abi ben geleyim bak nasıl dağıtırım oraları" dememe bile neden olmuştur.
neyse elbette bir ecnebi filmi, ağzımıza bir parmak bal çalmış eleman. güzel bir filmdi ancak eleştirilecek, alkışlanacak, yerden yere vurulsa da kürsülere çıkarılabilecek bir film.
ayrıca bazı diyalogları çok özeldi kanımca. işte bunlara örnek...
-her ölüm kesindir.
-bir gün gelecek, daha büyük bir iyilik için keşke daha kötü olsaydım diyeceksin.
-ruhundan sadece sen sorumlusun.
-kralı koru, kral ölürse halkı koru.
-seni ölüme götürse bile doğruyu söylemekten çekinme.
daha sürer bunlar ancak seyir içerisinde takipö edilirse çok daha oturaklı ve haz verici olur diyorum.
mutlaka görülmesi ve değerlendirilmesi gereken bir filmdir.
tuygun tuygun
müslümanlara "haçlı filmi işte! bizi rezil etmişler! böyle müslüman mı olur? biz şöyleydik böyleydik"; hıristiyanlara ise "bu film bariz bir şekilde el-kaide propagandası yapıyor! hem böyle hıristiyan mı olur? biz şöyleydik böyleydik" dedirten film. sırf bu tepkiler yüzünden bile filmi takdir eder, yönetmenine* saygı gösteririm.

gayet leziz bir objektiflik içerisinde yaklaşılmış olaylara. ama gel gör ki bailan'ın hikayesi külliyen yalandır. kendisi fransa'dan gelme bir demirci değilmiş, gençliğinden itibaren şövalye olarak yetiştirilmiş bir soyluymuş ve kutsal topraklarda doğmuş, 2. nesil bir haçlı imiş.

kral baldwin'in hikayesi de pek duygusal bir biçimde incelenmiş. çok üzüldüm şahsen. 16 yaşında büyük bir galibiyetin mümessili iken kısa süre içerisinde cüzzam'a yakalanarak krallığı kendisine zehir olmuştur. yazıktır.

bu arada aslan yürekli richard'ın filmde yer alması beni benden alan bir başka sahnedir. sanki devamı gelecek denmektedir filmde. veya ben çok beğendiğim için öyle anlamak istemişimdir.
1 /