kısa

tarshalafi tarshalafi
cem yılmazı akla getiren sıfat.

- boyun ne önemi var, önemli olan işlevi.

' adam kısa ama milyonları güldürüyor yahu, çok işlevsel bir adam' diyede geyiği yapılabilir hani!!!
aziz magnolia aziz magnolia
uzun olmayana verilen ad. ya da, uzun olmayan şeylere verdiğimiz isim. ama bu şey dediğimiz şeyler, kendi içlerinde de başka şeylere ayrılıyor, ve hepsi birer isim kazanıyor. bir bakıma, bizler, her ismi olana şey diyoruz, ve her 'şey' olanlar isimli olanlar oluyor, labirentten farkı yok aslında.

göreceli olduğu gibi, göreceli olmayan bir yönü de vardır bu meretin, yani kısanın. nasıl ki uzun olmayan bir çubuğa kısa diyorsak, ve bu çubuğun uzun olmayışı ve dolayısıyla kısa oluşu herkesce kabul görüyor ve benimseniyorsa, işte bu göreceli olmayan bir yönüdür, bu kısa adıyla insanlığın önüne koyulan kavramın. (ya da kavram değil, sadece bir 'şey') göreceli olmayan yönünden bahsedip duruyorum, ki boşuna da yormuyorum zayıf parmaklarımı. lakin bir kısa'nın göreceli olması demek, kişiden kişiye değişmesi demektir ki, işte bu nokta da hayat denen küçük, etkili ve acı olan oyunla karşılaşıyoruz. evet, hayat kısa'dır, ama sana göre kısa. bana göre ise uzun'dur, ve bu seni hiç mi hiç ilgilendirmez !

kendimi dostoyevski romanlarının dünyalarına götürüyorumda; aklıma, raskolnikov, ya da ivan petroviç geliyor. raskolnikov'la aynı kulvarda yürüyor gibi hissediyorum kendimi, ve o acıları yaşadığımı ve hiç bitmeyeceğini de düşleyerek, hayatın uzun ve acılı bir yoldan ibaret olduğu beliriyor kafamda. yanlış anlamayın, ışık falan belirmiyor, lambalarda ışıkla dolmuyor, ki ışık olarak tek kaynağım mum! (ne kadar da trajik) bir diğer yola kafamı çevirdiğimde, ivan petroviç'in yazı yazmak üzere hayallere daldığını görüyorum, o tavan arasındaki soğuk, rutubetli ve izbe olan mahzen gibi odasında. ve bakıyorumda, bir taraflarımda birşeyler beliriyor yine. yanlış anlamayın lambalar ışıkla dolmuyor. ışık kaynağı olarak sadece mum olduğunu daha önce dillendirmiştim. ivan petroviç'i alıyorum karşıma, hatta utanmadan yanıma oturmasına izin veriyorum, sonrada başlıyoruz garip ve edebi kelimelerle bezeli cümleler kurmaya. o'na baktıkça, ve o'nu benimsedikçe; hayatın, kısa olabileceği, uzun kavramına pek bi' yabancı olabileceğini hissediyorum, hissetmekle kalmıyorum aslında, sadece hissediyor gibi görünüyorum ! hayatın, bir tavan arasında, kağıt ve kalem eşliğinde, sürekli, size yakın ama bir o kadar da uzak olan birine bakmakla geçebileceğini; ve, düşmüş, düşürülmüş, aşağılanmış, bir paçavra gibi sağa sola atılmış insanların iniltileriyle, hızla akıp giden bir zaman silsilesi olarak görüyorum. heyhat ! ne kadar da göreceli birşeymiş bu 'kısa'...

roman kahramanlarını terk-i diyar edip, daha reel hayatlara atıyorum bir de kendimi. kısa, sade ve abartısız örnekler karşıma çıkıyor, ve daha basit cümlelerle geçiştirebiliyorum bu mereti.(yani kısa'yı) mutlu bir hayat sürüyorsak, ya da sürebiliyorsak, o mutluluk içinde kaybolup ölüp gideriz. bundandır ki, mutlu bir şekilde ölürüz. ve hızla geçen bu hayatı, mutlu ve kısa olarak yorumlayabiliriz. çünkü kaybolmuşuzdur onun içinde, ve zamanın nasıl aktığı pekte mühim değildir. bir de, acılar, yoksulluklar ve mücadelerle bezeli bir hayatın içine düşmüşsek, ve o yaralar işlemişse derine, zaman yavaş geçer, çünkü daha fazla acıtmak ister zaman tüm atar damarlarımızı. o zaman hayat, uzun ve zor olur. velhasıl, hayat; uzunluk ve kısalık olarak, değişir kişiden kişiye, ve yaşanılan şeylere göre. pek tabii, her mutlu olan hayat kısa, her zor olan hayatta uzun olmaz. herşeyin ve herkesin böyle değişken bir yapıda olması doğanın kanunlarından olsa gerek.

neyse ne, raskolnikov'un hayatının uzun olması ivan petroviç'i ilgilendirmeyebilir. ivan petroviç'in hayatının kısa olması da, raskolnikov'u ilgilendirmeyebilir. ama, her ikisinin hayatı da beni ilgilendiriyor. kısa dediğimiz meret böyle birşey işte...
lapsus alumni lapsus alumni
"kısa" sevgili ve saygılı yazarımız cemal süreya'nın kısa ama öz şiiridir.

bu şiir çok kısa ama aynı zamanda çok fazla şey ifade edendir. şahsımın da hayat felsefesidir..

şiir tam olarak şundan ibarettir;

kısa

hayat kısa,
kuşlar uçuyor. .