kısa öykü denemeleri

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
16
antitartaklar
ali'nin çok karnı ağrıyordu. bunu abisine söyledi. abisi "tuvalete git, sıç, geçer." dedi. o da "geçer mi ki o zaman hemen gideyim." dedi. abisi ali'inin arkasından "çok boktan bir hikaye oldu." dedi.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir

bu giri sakıncalı bir içerik barındırıyor olabilir

yine de görüntülemek için tıklayın

mutombo
insan kendi çizdiği resme hallenir mi? ama zeus bundan daha beterini yapıyordu. bizzat yarattığı kadınlarla birlikte oluyor, vermeyince de tecavüz ediyordu. "ben yarattım ne de olsa lan" diyerek, yaratıp yaratıp ayıklıyordu vicdansız.

diğer tanrılar içten içe uyuz olsa da götlerinde çakacak şimşekleri düşündüklerinden pek seslerini çıkaramıyorlardı. zaten hermes puştu zeus hakkında konuşuldu muydu hemen koşup bire bin katarak anlatıyordu ayakkabısına sıçtığım. hatta bir gün içki masasında poseidon un, alkolün ve zeusun ortamda olmamasının getirdiği gazla: "biz bilmiyo muyuz kardeşim zamparalık yapmayı! kralını yaparım istersem ama insanlara saygım sonsuz benim. yoksa biz de biliriz mala vurmayı. haksız mıyım apollon? babandır tamam ama yanlış mı konuşuyorum ben? benim de kardeşim olur yani sonuçta. ama napacan işte atsan atılmaaaaz, satsan satılmaz..." demesinin akabininde, hermes usulca masadan kalkıp konuşulanları hemen zeus a yetiştirmişti. sırf bu yüzden 200 sene birbiriyle konuşmadı iki kardeş.

günlerden bir gün zeus un zamparalığı gene üstündeydi. sabah erkenden kalktı, duşunu aldı, sakalları makineyle düzeltti, saçları geriye yatırdı. ortama akmaya hazırdı. "ulan akdenizin o taraflarda 20 sene evvel güzel bi karı yarattıydım, şimdi serpilmiştir o" diyip hemen kızın yanına ışınlandı. akşam olimpos a döndüğünde de hermes e neler yaptığını bütün detaylarıyla anlatıp pişkin pişkin birasını yudumladı. ama zeus un hesaba katmadığı birşey olmuştu. akdenizli kadının karnına bir oğul bırakmıştı. tanrıların krallığına son verecek bir erkek evlat...

çocuğunu binbir zorlukla büyüten akdenizli kadın, zeus un ona uğradığı günden beridir bütün tanrılardan nefret ediyordu.ancak oğlunun yarı tanrı olması hoşuna da gitmiyor değildi. tanrısal özellikler göstereceği yaşlara gelmesini sabırsızlıkla bekliyordu. yıldızlar oğlunun adını göklere yazacaktı.

ama nasıl bir dominant gense artık çocuk tamamen dayısına çekmişti. ailede korkulan, içkici, kumarbaz, namussuz dayısına.zeus un oğlu olduğuna dair hiçbir emare göstermiyordu bizim yarı tanrı. 25 yaşına geldiğinde saçlar tepeden açılmış, hafif te göbek yapmıştı pis herif. gitti mi eve haftalarca uğramıyor, uğradığı günler de annesinin temizlik yaparak kazandığı 3 kuruş parayı elinden alıp içkiye kumara yatırıyordu. kadıncağızı üzüntüden genç yaşta çöktürmüştü it oğlu it.

eve içkili geldiği günlerden birinde yine annesine çatıyordu: "hayatımı kararttın ulan hayatımı! bütün arkadaşlarım meslek lisesine gitti meslek sahibi oldu. sen bok var gibi süper liseye yolladın beni. antik yunanca öğrendik de ne oldu? şu halime bak sürünüyorum senin yüzünden. zaten ne zaman babam olacak şerefsizi sorsam doğru düzgün bi cevap verdiğin yok. yetti ulan artık! senin yüzünden bir gün yüzü göremedim" dedikten sonra canına tak eden anne, oğlunun yıllardır sorduğu soruyu nihayetinde cevapladı. zeus un adını duyunca hayırsız evlat şok olmuştu. annesi, oğlunun hayatını zindan eden babanın bir insan değil de tanrı olduğunu öğrenince onun da bütün tanrılara lanet edeceğini düşündü fakat öyle olmadı. oğlunu hiç bu kadar mutlu görmemişti. "babam tanrı mı lan benim? daha önce niye söylemedin? bak şimdi ya, adama çok ayıp oldu iyi mi. 25 senedir bi elini bile öpmeye gitmedim babacığımın" dedikten sonra ceketini kaptığı gibi olimpos un yolunu tuttu. artık annesi, oğlunun dayısına çektiğine tamamen emindi.

olimpos a vardığında da allem etti, kallem etti ve kendini tanrıların dağına aldırmayı başardı.

zeus, oğlunu olimpos a kabul ettiği günden beri işler yoluna girmez olmuştu. hiçbir tanrı görevini yapmıyor, herkes kendini goygoya veriyordu. iyice kendine benzetmişti tanrıları pezevenk. her hafta rakı balıktan sonra sarhoş kafayla gece saat 1-2 altışarlıktan halı saha maçı yapıyorlar, günün en az 5 saatini kahvede 51 oynayarak geçiriyorlardı. kumara da fena sarmışlardı. hermes in ayakkabılarını, poseidon un tırmığını ve son olarak da babasının şimşeğini barbutta kazanan zeus un son oğlu, tanrıların bütün gücünü elinde toplamıştı. istese olimpos un tahtına oturabilirdi. lakin o kazandığı ganimetleri eminönünde 23 altın sikkeye okutmayı tercih etti.

tanrılar tam anlamıyla savunmasız duruma düşmüştü. elde avuçta hiçbir şey kalmamıştı. hepsini zeus un oğlu olacak puşt ellerinden alıp arazi olmuştu. tanrıların güçsüzlüğünden faydalanan insan ırkı, olimpos a bütün güçleriyle saldırarak asırlar süren tanrıların egemenliğine son verdi ve insanların hükümedeceği yeni çağın kapılarını araladı.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
antitartaklar
yumuk elleriyle tutmaya çalıştığı hava değil hayattı aslında. belki çok istediği için belki de çok erken davrandığı için bir türlü tutamadı. ana babasıda uğraştı bunun için. tutkalla yapıştırmayı denediler tutunamayan bebeklerini. tutmadı. hayat itti onu. fıtratına ters olan bir fırtınaya kapıldı. geldiği gibi gitti.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
kybiss
denemişti. kısa olsun diye öyküsü. başaramadı. gece gündüze, gündüz geceye kavuşuyor, yine de bitmiyordu sözler.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir

bu giri sakıncalı bir içerik barındırıyor olabilir

yine de görüntülemek için tıklayın

koylu goren magdur uzayli
stop the vehicle at once or else we shoot!
yukarda ki hayatımda önemli yeri olan bir cümledir rüyamda duyduğum olmuştu. yıldıray'da bana bu bilinç altımda yatan cümleyi anımsattı. zira kendisi bu cümlenin içindeki saklı ruh ile doğmuştur.o okulda daha güvenlikçi bile değilken soruları çalmaya çalışanları durdurmuştur. yani bu adam yeni değil eskidende fahri güvenlikçi sayılırdı okulda.


güvenlikçinin varlığından haberdar olunca içimden oh ne güzel içerde nöbetçi olacağım demiştim.
sabahta oturdum içeri bir güzel, ancak ikinci dersten sonra. musa gel sen bakayım diyip. elime nöbet defterini verip beni onun yanına yollaması. günüm için bir kırılma noktası oldu...
napcam onla ben ulem... aldım kitabımı,
kulübeye girdim
-merhaba.
-merhaba(bu burada ne arıyor bakışı, bayağıda manidar).
kitabımı masanın üzerine koydum.
bir mp3 player sağlamış kendine kıro kıro şarkılar çalıp duruyor camın kenarında. konuşmaya başladık
-musa hoca yolladı bıdı bıdı.
-nerelisin vs.
öyle klasik konuşmalardan sonra.ta içerden sandalye getirdim kendime.
sonra memleketimden insan manzaraları'nı okumaya çalıştım. ancak mümkün değil. adam konuşmak istiyor ki zaten onunla aynı ortamda kitaba dikkatini veremiyorsun.
-ee anlat.
!!! (evet haklıydı kös kös oturamazdık ancak neden benden bekliyordu ilk atağı)
ne anlatayım diyerek başladım sonra konuştuk.
-baban ne iş yapıyor?
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
uzun bir sessizlikten sonra nazım hikmet'in kitabını aldı ve ilk sayfaya baktı
-... düşündü(m)
-... düşündü(m)
-
-
-
-işsiz kalırsam diye düşündü(m)
israrla cümlelerin sonuna m eklerek okuduktan sonra bir anlık hırs gibi bir duyguyla bıraktı kitabı.
-bu ne diyor .muğa koyam.yok işşiz kaldım diye düşündüm yok parasız kalırsam diye düşündüm.yok şöyle yok böyle dedim.bir de bunu kitap diye basıyorlar .muğa koyim.
(eskiden çocuklarda gözlemlediğim şeydir; kendilerine karışık bir soru yöneltip zorlanacağı seçenekler verirseniz sonuncusunu söyler.en net o aklında kalmıştır, işte yıldıray'da sondan başlamıştı kitaptaki cümlelere) yıldıray'a zor gelmişti anlaşılan.o süper kahramanların değil normal halkın hikayesini anlatıyor demeye kalksamda hevesim kırıldı. diyalektik yapıp günümüz ekonomisinden başlayıp sosyalizmin ne kadar mantıklı olduğunu anlatma hevesimi, artık elindeki sakarya dershaneleri yazan bardağı görünce topukları popsuna değerken gördüm. anlamayacaktı.
tenefüs ve öğretmenler, gelip geçen öğretmenler. sigara içen öğretmenler.
ilginçtir ki cumhur hocada kapı dışarısına çıkarken, durdu bana baktı 1 yıl sonra ilk kez konuştuk galiba, cümlesi buydu;
-kilo almışsın sen.
ne diyo lan bu dedim içinden şaşkınlığın titrekliği vardı sesimde.
-evet hocam son zamanlarda sürekli alıyorum
dedim.o şaşkınlık saçmalatmış beni.ne demiştim ben lan?
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
yine sessizce duruyordum,
-hadi çay getirde içerlim karşılıklı.bak rica ediyorum ha(!)
parantez içindeki ünlem konuşma esnasında bu kadar beliremezdi herhalde insanın karşısında.
-geçende çay içtim burada.aç aç ,cır cır olmuşum .muğa koyim.
sonra çayı içerken fıkra anlatmaya kalktı.
-vücuda başkan seçiyorlarmış beyin ben olcam demiş mide ben olcam demiş göt ben olcam demiş. sence kim başkan olmuş?
-göt olmuş
-nerden bildin?
-tahmin ettim.
-anlatayım o zaman sana;
şimdi, vücuda bir başkan seçeceklermiş beyin demiş ben başkan olcam mide demiş ben başkan olcam göz demiş ; hayır ben başkan olcam penis demiş ben başka olcam göt demiş ben başkan olcam.
sonra beyini başkan seçmişler sonra göt demişki s.çmıyorum ulan!
1,2 gün olmuş mide ağrıyor göz yaşarmış sonra tamam demiş, götü başkan seçmişler.
yaa , işte göt başkan olursa böyle herkes mutlu olur.
(burdan halkın onun sayesinde mutlu olup oyunu kazanan hükümete selam eder, bu hikayeyi onlara güvercin misali uçururum).

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
bu adam iki yüzlü birde;
dışarıya küçük bir kız çıkıyor bir baba şefkatiyle
-kızım kapıyı kpatırmısın
sonra kız duymadı gitti,ve yıldıray homurtulu sesiyle
-duymadı .muğa koyim.

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
arkadaşım yanıma gelmişti , konuşuyorduk, yıldıray'ı soruyordu. elinde tesbihi vardı.
dedim sok şunu cebine yanıma öyle dolaşma takmadı. tespihi çekerken mırıldanıyordu.
-sübhanallah sübhanallah (2 kız geçiyor) sübhanallah gelde vurma sübhanallah...
-:s
bu konudayorum yapmıyorum...
sonra gitti, sıkıntım vardı ,gideremedide.
köşeye geçtim. öylesine okulun duvarına yaslanmış çarşamba lisesine bakıyordum.
o an ekin ile cemre geçti sonra 5,6 adım geçtiler beni,
-aykut'la konuşabiliriz
yaklaştılar
-naber?
-sıkıldım.
gün için klasik konuşmalar herkesle olan yıldıray vs.
-telefonu var mı?
-var
-modeli ne?
-eee
-1g mi?(gülmeler)
o kargaşada zorla iki yüz eeelli dedim.
yıldıray belirdi bişiler diyerek.
ve bir yalnızlık...

yalnızlık

bu dünyada farklı olacaksan bunun yolu inançsızlık değil. tabi ki türkiyede farklısındır ama inançsızlık farklı olmak için olmamalı.i̇nsan kendi kendine yetebiliyorsa farklıdır.
insanın sosyal olma çabası tamamen korkularındandır.
hayvanların sosyalliği tehditler ve yaşama çabası nedenlidir. insanın sosyal olma sebebi;
düşünmesi ve düşünürken içine düştüğü korkuları ve içindeki tehditleridir.bu normal tehlikelerden daha büyüktür ve insan hayvanlardan çok daha sosyaldir.
peki bu kadar yazdı ,buraya kadar okuyan olacağını mı düşünüyor yazar?
hayır.
zaten yazarın buna ihtiyacı
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
kybiss
gölgenin peşindeydi derviş. önce noktayı koyanı yakaladı. sonra tasviri çizeni. üçlemeye kandı, aldandı. yakalandı.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
antitartaklar
denemek için henüz erken dediler. sen mühendis olacaksın dediler. kalemini kırıp kağıtlarını emre aydın'a verdiler, kağıttan evler yapıp ısınmak için ateş yakmak gibi saçma eylemlere girişsin diye.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
tıbı
kocaman bir çarşaf gerdik. masmavi göğe kadar tırmanan bir ağaç vardı. en tepesine çıktık. bütün gece yıldız sallayıp, topladık.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
16
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın