kişisel gelişim dolandırıcılığı

aptgetpurge aptgetpurge
ivmeli olarak artan, modern çağın en büyük tehlikelerinden birisidir.

"self-help scams" olarak arattığınızda, bu işin artık milyarlarca dolarlık bir endüstri haline geldiğini okuyup şok olabilirsiniz.

bu neşeli ve şu an pijama-atlet karaladığım yazı dizimize başlamadan önce, işin boyutları hakkında fikir sahibi olmanızı sağlayacak şu makaleyi okuyabilirsiniz.

https://www.saturdayeveningpost.com/2020/01/is-the-self-help-industry-a-fraud/

"eğer birisi gerçekten -insanlar nasıl değişir- sorusuna yanıt bulsaydı kişisel gelişim endüstrisi olmazdı, sadece çok zengin bir kişi olurdu" şeklindeki spot başlık ilgimi çektiği için sonuna kadar okudum lakin bu spot başlık bile geçerliliğini yitirdi şu zamanlarda. çünkü artık gerçekten de çok zengin bir kişi var. ve de onun gibi olmak isteyen yüzler, binler, onbinler...

efenim ben bu dolandırıcılık sistemini kendi aklımda ikiye ayırdım. tarikat (tarikantımsı) yapıda olanlar ve olmayanlar.

tarikat şemasında gidenler daha tehlikeli oluyor. diğerleri , bir guru'nun, yüce bir insanın çevresinde, onun yüceliğinden faydalanmak isteyen masum müritlerle dolu küçük oluşumlar ve tarikatlaşmadan sessizce devam ediyorlar. henüz o kadar ünlü olamadılar demek. ah canlarım ya, kıyamam.

"new-age scam" olarak da adlandırılan bu dolandırıcılık şemaları, adından da anlaşılacağı üzere hedef kitlesini yeni nesilden buluyor ekseriyetle. aslında genelleme yapamayız bile. umutsuz ev kadınları da dahil oluyor, işinden atılan her şeyini kaybetmiş koca koca adamlar da, şişmanlar, çevresi tarafından önemsenmeyenler vs vs.

hedef kitle, bir şekilde, hayatının bir alanında başarısız olmuş ya da fiziksel bir kusuru yüzünden hakettiği yerde olmadığını düşünen ya da başından travmatik bir olay geçmiş olan (bir kaza olabilir, aldatılma olabilir) ya da özgüveni zayıf olan ya da pragmatik ya da kolaycı insanlar. yani milyonlarca potansiyel müşteri, milyonlarca potansiyel kurban.

her şey bir slogan ya da soru ile başlıyor.

- içinizdeki ışığı görün
- kendinizi keşfedin
- tanrı aslında içinizde (-kendi kendinin tanrısı ol- versiyonu da vardır)
- enerjinizin potansiyelini keşfedin
- kendini bul! (burada ünlemli emir kipi de var bak vavv.)
- boşverin
- anı yaşayın (akışına bırakın)
- enerji yolunuzu biliyor musunuz?
- özgürlüğünüzü kucaklayın

insanı düşünmeye sevkeden, az önce saydığım profillerin hayattan alacağı intikam duygularını körükleyen mottolar bunlar.

insanlara, hatayı kendilerinde aratarak başlıyorlar. "yıllarca kilolu olduğum için boşa üzülmüş ve böyle yaşamışım meğer x tekniği ile bunu 3 ayda aşabilecekmişim" diyor o tombiş hanım kızımız. o, bilimsel etkilerini tam olarak kendisinin de bulamadığı ama ona umut veren bir kelime olan enerjisini de çantasına koyup, kendini bu tekniği çözmeye adıyor. hayat onun için artık daha eğlenceli çünkü bir amacı var, sorularına cevap buldu ve artık değişim zamanının heyecanını iliklerine kadar hissediyor.

iflas etmiş ve intiharın eşiğinde x bey, hiçbir şeyin sonu olmadığını, muhteşem bilgesinin kısa tanıtım paragrafını okuduktan sonra anlıyor ve umutlanıyor. "bir çıkış var" diyerek başka bir girdapın içine balıklama atlıyor.

herkesin kimseye bahsetmediği gizli pişmanlıkları, gizli özlemleri, gizli emelleri vardır. herkesin, olmak istediği başka bir ben'i vardır bu dünyada. eğer insanları doğru şekilde manüple ederseniz onları "akıllı köle" haline getirirsiniz. bu bug'ı sonuna kadar kullanıyor kişisel gelişim sahtekarları.

sırada sağlam bir background story lazım bu işin mucidine. o da hazır oluyor zaten mucidin yaşam hikayesini süsleyerek anlatımı sayesinde. şu şekilde örnekler yaygın.

"merhaba. ben eski bir doktor (avukat, mühendis, balerin her şey olabilir) john smith. 2004 yılına kadar harika bir hayatım, 2 çocuğum, dünya güzeli bir eşim, başarılı bir kariyerim vardı. 2004 yılında 19 temmuz'da geçirdiğim trafik kazası, tüm hayatımı altüst etti. sevdiğim insanların, eşimin, iş arkadaşlarımın tavırlarının ani değişimlerine tanık oldum ve 3 ay içinde beş parasız kaldım. 2005 yılının yaz aylarında bir sabah ışınsal enerjiyi (janjanlı bir isim olmazsa olmaz) içimde hissettim ve 4 ay içinde hayatımın inanılmaz bir şekilde değiştiğine tanık oldum. artık ben, eski ben olmaktan çıkmıştım ve şu an maziyi gülümseyerek anıyorum.
bunu önce sevdiklerim ile paylaştım. aldığım harika geri bildirimleri gördükçe dostlarım bana, --john neden bunu tüm insanlığın hizmetine sunmuyorsun?-- demeye başladılar. bu nedenle, bunu sizlerle paylaşmaya karar verdim. (yav hee). unutmayın ki, doğada ışınlar vardır ve onlar her yerde! resmen içimizde!"

genellikle benim gördüğüm, önder olan gurunun, acıklı bir hayat hikayesinden, harika bir varlığa dönüşümünün anlatıldığı çöp biyografiler. sıralama hep aynı.

- merhaba ben eski bir piyanist michael hwuel. (eskiden güzel bir işim vardı girişi)
- x yılında hayatım kötü çizgide değişti. (kaza yaptım, eşim terketti, 350 kiloydum, erkek arkadaşım yüzüme kezzap atmıştı, patronum defol git artık kovuldun dedi vb.) bu kısım ile kurbanlarla empati kuruluyor. o yüzden bu çok önemli bir adım.
- y yılında "telepatik rezonanslı enerjik dalgalanma" metodunu buldum. 2009 yılında, tanrının içimde olduğunu keşfedip, "bireysel düşünsel mekanik jelibonik" yaşam tarzını geliştirdim."

isimdeki janjan aşırı mühim. janjan yoksa para da yok. "sende cin var" diyerek üniversite mezunlarına kitap satamazsın. "kötücül enerjinin dinamik formunu statiğe evirme yöntemi" dersek, satarız. dünya ticaret üzerine dönüyor, malum.

- deneyenlerin yorumları ve kapanış.

sıralamalar genellikle bu doğrultuda ilerler. access bars örneğindeki gibi, başta bahsettiğim tehlikeli tarikat yapılanmalarında ise, yapılan işin temelini bilimsel düzleme yaslama kaygısı sıkça görülür.

- insan vücudunda (atıyorum) 128 kemik vardır ve bu kemiklerin gama ışınları yaydığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. (yapıştır burada bir akademik makale, ben demiyorum ahanda koskoca bilim kurulu diyor babında)

- biyorezonanslı titreşimlerin, ikinci dünya savaşanın kaderini değiştirdiği akademik çevrelerce de onaylanmıştır. (yapıştır ilber hoca ayarında birinin mevzu bahis bir yazısını, itele ötesini..)

- beyinde 32 bars vardır. bu noktalara dokunmanın etkileri şunlar bunlardır. (yapıştır bir doktorun onaylı makalesini, let's go to selling)

tarikat yapılarında yeniden (bkz: access bars) , (bkz: herbalife) ya bir ürün yelpazesi, ya da bir yöntemin satışı mevcuttur ve size de belirli bir katılımdan sonra pay vermek vaad edilir.

insan denen aciz varlığın, yaptığı şeyi sahiplenme arzusunun misyon ve kazanç kapısı verildiği zaman ateşleneceği gerçeği de yakalanmış, görev tamamlanmıştır. bu noktadan sonra durduramazsın o tarikati. çünkü bireye denilmiştir ki, "artık sen de bunu diğer insanlara pazarlayabilirsin. yetkin birisin ve başardın." sertifikalı maymunlar ordusu (maymun diyorum evet, kusuruma bakılmasın) etrafta dolanıp kurban zincirine yeni kurbanlar kazandırmaya çalışır. ve bu dolandırıcılığı ölümüne savunurlar.

arada elbette bu sayede iyileştiğini, hayatının değiştiğini, --eski fotosunu elinde sallayarak-- şu kadar kilo verdiğini, 6 ayağı, 4 kolu ve 8 omurgasını kaybetmesine rağmen şu an kendi şirketinde ceo olduğunu, tam denizden atlayacakken bulduğu bu yöntem sayesinde şu an deniz kenarında balık restoranı açtığını söyleyenler olacaktır. bunların çoğu plasebo etkisi olup kişilerin kendi potansiyelerini açığa çıkarmasıdır. bir kısmı sallamasyon, bir kısmı mübalağa, bir kısmı da manüple etmek için çarpıtılan pembe yalanlardır.

eleştiri karşısında öfkeden deliye dönen tarikat üyeleri sizlere bu örnekleri verirler. zaman içide, sizlere acıyarak bakarlar. biz, "diğerleri" oluruz ve çok az kişinin bildiği o harika ürün ya da metodu öğrenmediğimiz için bize acırlar. o kadar benimsemişlerdir ki, o kadar içine girmişlerdir ki sistemin, ona yapılan eleştiri ya da sorgulamaları, kurucusundan bile daha büyük bir efor ile püskürtmeye çalışırlar. kurucunun istediği de tam olarak budur zaten. paralı maymunlar ordusu yaratmak.

tabi bu arada, alınan online courselar, sadece 29.99 tl/usd olan onlarca pdf, bitmez. asla bitmez.

tarikat sistemlerinde çoğu zaman, bir üst kura geçebilmek için mutlaka 2 alt kuru tamamlamak gereği gibi şartlar olur.

atıyorum, bioşipidik bölümüne geçmeniz, öncelikle metaşopodok dersini tamamlamanız koşulu ile size sunulur.

paralar gider, hayat sürer.

tüm bunların temelinde ne vardı peki? hatırlayalım ki "değişim arzusu"
insanlar değişmek istiyor. bunun için birilerine ya da bir teoriye, bir buluşa, bir ürüne, bir mucizeye, bir kolaylığa, ya da spritüel bir bakışa ihtiyaç duyuyor. bu arada, elbette yardımcı teorilere, yeni deneyimlere, yeni ürünlere ihtiyacımız var. elbette değişim, bazen vazgeçilmez seçenek. sadece, insanlar, zamanla zihnini sabit bir olgu ya da doktrine kaptırıyor ve köleleşiyor. peygamber statüsüne geliyor onun için "kurucu". değişmek isterken, çabaladıkça ve para harcadıkça daha da battığı bir bataklığın içinde başarısız olmasının nedenini yöntemi yeterince iyi uygulayamadığına bağlayıp kendini suçluyor. daha da batıyor. ölmek üzereykense yeni bir yaşam danışmanı (bunların sıfatları aşırı bomba) geliyor. gel diyor, ışığa yürü. bu kısır döngü hiç bitmiyor.

şeyhinin sikini yalayıp, şifalı döllerini içen cahilleri ölümüne eleştiriyor çevremdeki kişisel gelişim dolandırıcığı kurbanları. menzil, fetö...bunlara üye olan ünlüleri, savcı, doktor gibi konum sahibi kariyerli insanların aptallıklarını çok sert bir dille kınıyor ve şaşırıyorlar. kadıköy'deki yaşam koçları ile seans yapıyorlar lakin. 150 lira. görüntülü konuşuyorlar whatsapp ile. kitapçıya giriyorum, vitrinlerde hep bu adamların kitapları. tiksindim. içlerinde, güzel aforizmalarla dolu olanlar, yardım edenler olsa dahi tiksindim. bir sürü online eğitim.
tarikat formunda olanlar otel kiralıyor, konferans salonuna 200 kişi toplayıp büyülenmiş gibi dinletiyorlar. "ya medyumlar öff, çok saçma cahil ya bu anadolu insanı vallahi be aptgetpurge" diyen tanıdıklarım bu gibi şeyleri ölümüne savunarak para saçıyor. modern çağın kanseri gibi bu adamlar ve sayıları çok artıyor. sadece türkiye'de değil tüm dünyada artık bu bir sektör ve ne zaman sonlanacağı hakkında hiçbir öngörüm yok. aptallığı sevmiyorum sadece. tek fikrim bu.