kitaplarda geçen muhteşem sözler

1 /
balkanlardan gelen soğuk hava dalgası balkanlardan gelen soğuk hava dalgası
"kolera'nın çalgıcıları fil hamit'in tamirhanesinin yanında koftisine taksim atarak aletlerinin tansiyonunu ölçüyorlardı. parke taşlarının arasındaki nemli topraklardan çıkan buharlar, gıli gıli salih'in saçlarındaki pis su ve spermlerle birleşti. ancak kurnaz sokak delikanlılarının uyanabileceği bir büyü oluştuğunda, klarnetler parladı. çalgıcılar darbukalarını gerip, kemanlarına inceden ayar geçtikten sonra ağır roman havası çalarak yampiri adımlarla çitiki düğün salonuna uzadılar. gıli gıli salih, taş binaları inleten, boşluğu okşayan darbuka sesleri kaybolana kadar buğulu ela gözleriyle kara şoparların peşinden baktı."
balkanlardan gelen soğuk hava dalgası balkanlardan gelen soğuk hava dalgası
"ölümle; insanlar, bir bilgeliği, ortaklaşa algılamış mı olurlardı? herkes, o sessiz oturuşta, acaba, biraz da kendi ölümünü mü düşünürdü? aslında, ölüm de, kendi başına biri miydi? ölümün de arkadaşları olur muydu? ölüm hiç yorulmaz mıydı? ölüm kaç türlüydü? i̇nsan mı büyüktü, ölüm mü büyüktü? tanrı, bu ikisini, sürekli, birbiriyle savaştırıyor muydu? i̇ki tarafın da mühimmatı yeterli miydi? bunun sonunda kesin bir yengi var mıydı? ötedünya, bu yengiden sonraki bitimsiz ışık mıydı? bitimsiz karanlık da yok muydu? hiç sönmeyecek ateşler de olmayacak mıydı? yargılanma; ölümde önce miydi, ölümden sonra mıydı?"
balkanlardan gelen soğuk hava dalgası balkanlardan gelen soğuk hava dalgası
"yetmiş sekiz benim okuldaki numaramdı:
yetmiş sekiz, on iki ile on beş yaş arasındaki çocuktur. i̇ldeki okulda geçen üç kıştır. biri şair, biri milli futbolcu, biri pilot, biri cumhurbaşkanı yapan dört aşktır. kasabadan, sokak arkadaşlarından, evden üç defa ayrılış, üç defa anaya dönüştür. mektuplar, sınavlar, "geçtim" diye şarkı söyleyen telgraflardır, babaya. yetmiş sekiz…
attığım gibi yorgana tekmeyi, yataktan fırladım; ışığı yaktım, iki tane de sıgara yaktım: uykuymuş, uyumakmış, yarınmış, sağlam vücut, sağlam kafa teorisiymiş ve bütün teorilermiş; artık bana vız geliyordu… hepsi de. saate benden başka kim bakarsa baksın, iki otuz beş derdi, ama ben, inadıma hiç bir şey demiyordum. demiyecektim de.
yarın, yarın diye sayıklayıp durmuştum; işte yarının eşiğinde idim ve nerdeyse tanyeri ağaracaktı… ağaracaktı da ne olacaktı? yarın, öbür gün, bir yıl beş yıl ne imiş? bütün mesele yetmiş sekiz'de. yetmiş sekiz nerede?
yetmiş sekiz, iki yüz lira aylıklı, aşçıya, bakkala borçlu; tek kat elbiseli, pençesi delik papuçlu ve… aşksız, arkadaşsız bir gazete musahhihi olmak için var olmuştu?"
balkanlardan gelen soğuk hava dalgası balkanlardan gelen soğuk hava dalgası
"ben senin içkiden ne umduğunu biliyorum; alışmayacağına da eminim... fakat annen...

sonra ben senin dışarıda ne aradığını, evden niçin kaçtığını da biliyorum. belki de küçük bir orospu. ben onlara düşman değilim; hatta... fakat ,annen... kadıncağız böyle birine kapılıvereceksin diye tir tir titriyor. sen gecelerini böyle dışarıda geçirince, kuruntuları, ışıl ışıl caddeleri ve gazinoları masal mağaralarına çeviriyor."
balkanlardan gelen soğuk hava dalgası balkanlardan gelen soğuk hava dalgası
"ormanda yolunu yitirmiş çocuklar gibi terk edilmişlik içerisindeyiz. önümde durup bana baktığında, ne sen benim içimdeki acıları anlayabiliyorsun, ne de ben seninkileri... ve senin önünde kendimi yere atsam, ağlasam ve anlatsam bile, biri sana cehennemi sıcak ve korkunçtur diye anlattığında cehennem hakkında ne bilebilirsen, benim hakkımda da ancak o kadarını bilebilirsin."
paul k paul k
"ey üzgün yüreğim, tanrılar dilesin de kader'in bir anlamı olsun! ya da daha iyisi, kader dilesin de tanrıların bir anlamı olsun."

"anlamak için, kendimi yok ettim. anlamak, sevmeyi unutmaktır. leonardo da vinci, insan bir şeye ancak anladıktan sonra nefret yada sevgi duyabilir, demiş. bundan daha yanlış, ayni zamanda da daha manalı bir söz bilmiyorum."

(bkz: huzursuzluğun kitabı)
(bkz: fernando pessoa)
balkanlardan gelen soğuk hava dalgası balkanlardan gelen soğuk hava dalgası
"quentin, sana bütün umutların ve özlemlerin mezarını veriyorum demişti; o, daha çok insan yaşantılarının saçmalığına varman için acıta acıta kullanılmaya elverişlidir. bu saati sana zamanı hatırlayasın diye değil, ara sıra onu bir an unutasın ve soluğunun hepsini onu elde etmek için harcamayasın diye veriyorum. çünkü şimdiye kadar hiçbir savaş kazanılmamıştır. dahası, savaşılmamıştır bile. savaş alanında insanların delilikleri ve umutsuzlukları dışında bir şey yoktur; burada zafer felsefecilerin ve budalaların hayalidir."
balkanlardan gelen soğuk hava dalgası balkanlardan gelen soğuk hava dalgası
"bir idam mahkumu ölümünden bir dakika önce şöyle düşünmüş: eğer yüksek bir yerde, bir kayanın üzerinde, iki ayağımın sığacağı kadar bir yer verseler ve deseler ki, "çevrende okyanunslar, altında uçurumlar, korkunç bir yalnızlık içinde böylece dikilmeye razı mısın?" bütün samimiyetimle şu cevabı verirdim: "evet razıyım! yeter ki yaşayayım, binlerce yıl bile olsa böyle yaşamaya razıyım."

aman allah'ım, ne yaman bir gerçek! yaşamak, her şeye rağmen yaşamak..."
balkanlardan gelen soğuk hava dalgası balkanlardan gelen soğuk hava dalgası
"sizler, denizler, dağlar ötesindeki insanlar! dünyanın insanları, sizler... istediğiniz ne? toprak mı? işte ben toprak, buradayım hepiniz içinim ben, hepiniz benim gözümde eşitsiniz. sizin kavgalarınıza ihtiyacım yok benim dostluklarınıza, çabalarınıza ihtiyacım var. bir tohum atın, yüz vereyim bir değnek saplayın, size bir ağaç vereyim. bir fidan dikin, yemiş yağdırayım. sığır yetiştirin, çayır olayım ev yapın, duvar olayım çoğalın, hepinize eşsiz bir yuva olayım. sonsuzum, derinim, yüceyim, genişim, herkese yeterim!" diye yalvarır. tolunay'a dönüp söyle der: "sen tolunay, sen insanların savaşmadan yaşayıp yaşayamayacaklarını soruyorsun,bu sizlere, insanlara bağlı bir şey. bana değil, size, sizin aklınıza bağlı."
1 /