kitaplardan alıntılar

1 /
yazarkaka yazarkaka
derin bir illüzyonda yaşıyoruz.
umudun, geleceğin ve yarının illüzyonunda.
zihnin uyuşturucu bir maddedir.
tamamen ümitsiz olman gerekir. ve gerçekten de perişan haldeysen, umut etme, çünkü umudun sefaletini sadece uzatacaktır. umudun uyuşturucu bir maddedir.
geleceğe doğru ilerlemediğin ve geçmişe doğru hareket etmediğin takdirde kendi içinde hareket etmeye başlarsın. çünkü varlığın burada ve şimdidedir, gelecekte değildir.
kırmızı ruh kırmızı ruh
"güçlü kadın hikayesi hep yalandı. hiçbir kız çocuğu güçlü kadın olmak için doğmaz. hepsi masum hayaller kuran, şımarık birer prensese benzerler. kaderdir onları cadı, fettan ya da güçlü kadın yapan. tutulmamış sözler, yarım kalmış kaderler, yaşanmamış mutluluklar, ölümler, ayrılıklar güç verirmiş insana. kurulan hayaller iskambil kağıtlarından kule gibi yıkıldığında, ezilmemek için enkazın altında, güç veriyor tanrı insana. annem güçlü bir kadındı. ben o güce hayrandım. hiç öyle olamam zannediyordum, ama maalesef oldum. bir gün bir kızım olursa güçlü kadın değil, mutlu kadın olmasını dilerim".. -bir yalnızlık tangosu-
mr curiosity mr curiosity
"çağdaş hayatın en önemli özelliği, acımasızlığı ya da güvensizliği değil, çıplaklığı, ruhsuzluğu ve bayağılıydı."

george orwell- 1984.
everybody leaves everybody leaves
"korkmamalıyım, korku aklın katilidir. korku toptan yok oluşu getiren küçük ölümdür. korkumla yüzleşeceğim. üzerimden ve içimden geçmesine izin vereceğim. ve geçip gittiği zaman, geçtiği yolu görmek için iç gözümü ona çevireceğim. korkunun gittiği yerde hiçbir şey olmayacak. yalnızca ben kalacağım."

-frank herbert, dune
ferrarisi olmayan adam ferrarisi olmayan adam
"...başkalarıyla olan ilişkilerimizin kaçta kaçının duygularımızın -sevgi, antipati, iyilikseverlik yada kötücülük- sonucu, kaçta kaçınınsa bireyler arasındaki sürekli güç oyunu tarafından belirlenmiş olduğunu hiç bir zaman kesinlikle saptayamayız.
gerçek insan iyiliği, ancak karşısındaki güçsüz yaratıksa bütün saflığı ile, özgürce ortaya çıkabilir.insan soyunun gerçek ahlaki sınavı, temel sınavı (iyice derinlere gömülmüş, gözlerden uzak sınavı) onun, merhametine bırakılmışlara davranışında gizlidir: hayvanlara..... ve işte bu açıdan insan soyu temel bir yenilgi yaşamıştır, o kadar temel bir yenilgi ki, bütün öteki yenilgiler kaynağını bundan almaktadır..."
milan kundera-varolmanın dayanılmaz hafifliği
ferrarisi olmayan adam ferrarisi olmayan adam
nikos kazancakis' in zorba adlı romanından...
"insan canavardır!" diye bağırdı ve sopasını şiddetle taşlara vurdu. "büyük canavar! zatın bunu bilmiyor. bütün işlerin yolunda gitmiş, ama bir de bana sor. canavar, diyorum sana! ona kötülük mü ettin? senden çekinir ve titrer. iyilik mi yaptın? gözlerini oyar... aradaki uzaklığı koru patron! insanlara umut verme. hepimizin eşit olduğumuzu, hepimizin eşit haklara sahip bulunduğumuzu söyleme; çünkü hemen senin hakkını çiğner, elinden ekmeğini kapar, açlıktan gebermeye bırakırlar seni. ben senin iyiliğini isterim, aradaki uzaklığı koru patron!"
ferrarisi olmayan adam ferrarisi olmayan adam
"bir zamanlar diyordum ki: bu türk'tür, bu bulgar ve bu yunandır. ben, vatan için öyle şeyler yaptım ki patron, tüylerin ürperir; adam kestim, çaldım, köyler yaktım, kadınların ırzına geçtim, evler yağma ettim... neden? çünkü bunlar bulgarmış yada bilmem neymiş... şimdi kendi kendime sık sık şöyle diyorum: hay kahrolasıca pis herif, hay yok olası aptal! yani akıllandım, artık insanlara bakıp şöyle demekteyim: bu iyi adamdı, şu kötü. ister bulgar olsun, ister rum, isterse türk! hepsi bir benim için.
şimdi, iyi mi, kötümü,yalnız ona bakıyorum. ve ekmek çarpsın ki, ihtiyarladıkça da, buna bile bakmamaya başladım. ulan, ister iyi, ister kötü olsun be! hepsine acıyorum işte... boş versem bile, bir insan gördüm mü içim cız ediyor. nah diyorum, bu fakir de yiyor, içiyor, seviyor, korkuyor, onun da tanrısı ve karşı tanrısı var, o da kıkırdayacak ve dümdüz toprağa uzanacak, onu da kurtlar yiyecek... hey zavallı hey! hepimiz kardeşiz be... hepimiz kurtların yiyeceği etiz..."

(nikos kazancakis-zorbas adlı eserinden)
nihade nihade
'yunus' dedi parmağını kalbimin üzerinde gezdirerek, ''burası kalbinin en değerli yeridir.burada siyah bir nokta vardır.canın canı,sevenin cananı buradadır.o nokta yoğun bir kandan ibarettir.adına 'süveyda' yahut 'sevda' derler.siyaha çalan rengi yüzündendir bu isim.çünkü sevda, kara talih içinde, o kara kan damlasında büyür.bütün tecelli denizleri,bütün aşk fırtınaları,işte o bir damla kanda dalgalanıp çırpınır.aşırı sevgi bu damlayı tahrip edip dağıtırsa, parçaları bütün vücuda dağılır.aşk, işte bu dağılmanın adıdır ve o dağılırsa aşık artık ne yaptığını bilmez olur''(od-iskender pala)
ferrarisi olmayan adam ferrarisi olmayan adam
korkmuyordu.
"şimdi ben ona yokum. olsun. uykudaki yokluk gibi bu, geçici. uyanınca ona daha çok varım. bugün kimse gelmese. ressamlara açık havayı öğütleyen ben, geçen gün o iki çocuğu kovdum. yaptığına değil, ona bakıyorlardı. neden başlamıyor? öyle rahatım ki, demişti, bu resmi bitiremeyeceğim. bitirmesin, daha iyi. bir sanatçının en güzel eseri hiç bitmeyecek olanı değil mi? bütün bakanların 'işte kıyısında iki insanın seviştiği birdeniz' diyebileceği resim hiç yapılabilir mi? içlerinden en anlayışlıları bile, ' bu deniz', derler, ' yeşilimsi maviyle açık mavi boz renkle iyi uyuşmuş. kumlara bir coşkunluk duygusu katılmak istenmiş.' o kadar. resim biterse onu ancak ikimiz anlayacağız. parlayıp sönen şimşek ışığındaki kıyının resmini yapmasını isteyeceğim ondan. burda olmaz. ilerde, kışın atölyede. ezgiler dinleyeceğiz. sonra yaz gelecek, sonra kış. hep ikimiz. şimdi ben ona yokum. fırçayı atıp gelse! beni öp dese. eteğinde oynaşan zenci kızlarıyla birlikte çağırıyorum seni. hadi gel, hadi! "

sigarasından uzun bir nefes çekip attı.

yusuf atılgan-aylak adam-yapı kredi yayınları
ferrarisi olmayan adam ferrarisi olmayan adam
"ah maria, niçin seninle bir pencere kenarında oturup konuşamıyoruz? niçin rüzgarlı sonbahar akşamlarında, sessizce yan yana yürüyerek ruhlarımızın konuştuğunu dinleyemiyoruz? niçin yanımda değilsin?"

sabahattin ali-kürk mantolu madonna
ferrarisi olmayan adam ferrarisi olmayan adam
hepimizin anlatmış. her birimizdeki şeytanı vurmuş yüzümüze.
"isteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması… içimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu… içimizdeki şeytan yok… içimizdeki aciz var… tembellik var… iradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var…" içimizdeki şeytan-sabahattin ali
tuzukuruhahahi tuzukuruhahahi
"korktuğun her olaydan, başına gelmesinden ürktüğün her kötü rastlantıdan kaçınmak için onu ayrıntılarıyla düşünürsün hemen. ayrıntılarıyla düşünmek şart. yoksa bir noktayı bile düşünmeyi unutsan o nokta başına gelir. yalnız yaşayanlar her şeyi hesaba katmak zorundadır. başka türlü korunamazlar. başka türlü yaşayamazlar. allahım neler düşünüyorum! düşün oğlum hikmet. düşün ki bunlar başına gelmesin. iyi şeyleri düşünmekten kaçın sadece. onlar başına gelsin. mesele bu kadar basit işte."
oğuz atay- tehlikeli oyunlar
1 /