kitaplardan alıntılar

10 /
aysel ben kafayı yemişim yav aysel ben kafayı yemişim yav
"hoşça kal," dedi tilki. "işte sana bir sır, çok basit bir şey: insan yalnız yüreğiyle doğruyu görebilir. asıl görülmesi gerekeni gözler göremez."
"asıl görülmesi gerekeni gözler göremez," diye yineledi küçük prens; unutmamalıydı bunu.
"gülünü senin için önemli kılan, onun için harcamış olduğun zamandır."
"onun için harcamış olduğum zaman..." diye yineledi küçük prens. unutmamalıydı bunu.
"insanlar unuttular bunu," dedi tilki. "ama sen unutmamalısın. evcilleştirdiğimiz şeyden sorumlu oluruz. sen gülünden sorumlusun..."
"ben gülümden sorumluyum," diye yineledi küçük prens. bunu da unutmamalıydı.

antoine de saint-exupéry - küçük prens
bi niyan vardı bi niyan vardı
" bu yargıcın âdeti, sorgu boyunca miyop gözlerle dosyaları incelemek ve ardından en can alıcı soruda birdenbire bakışını kaldırmak ve bir hançer gibi sanığın ani korkusuna saplamaktı. sanıksa yıldırım gibi çarpan bu yoğun bakışın etkisinde ne yapacağını şaşırıyor ve özenle sürdürdüğü yalanı düşürmek zorunda kalıyordu."


"korku, cezadan daha acımasızdır çünkü ceza az da olsa çok da olsa belirli bir şeydir ve her zaman bilinmezlikten, o korkunç , sonsuz gerilimden iyidir."

stephen zweig - korku
gosia gosia
margaret atwood'un "cesur yeni dünya" kitabına yazdığı sunuş kısmından bir alıntı:

"canları istediğinde seks yapabilmelerine rağmen cesur yeni dünya'daki bedenler tuhaf bir şekilde ruhsuzdur ki bu da huxley'in değindiği noktalardan birinin altını çizer: her şeyin ulaşılabilir olduğu bir dünyada hiçbir şeyin anlamı yoktur."
tuzun ruhu tuzun ruhu
"sen sevgili dostum adeta duygularını saklıyor, aklını duyguların önüne ağdan bir duvar gibi geriyorsun, sen sanki gururunu duygularının önüne bir dağ gibi yığıyorsun, sen sanki üzülmemek için sevmiyorsun, yahut da içinden sevdiğin halde göstermiyorsun."

"niye bırakayım seni jale, niye bırakayım seni bende senin devamın var benim de sende devamım var"

leyla erbil - mektup aşkları
eyike eyike
shakespeare'in ruh durumuyla ilgili bir şey bilmediğimizi söylememize karşın bunu söylerken bile, shakespeare'in ruh durumuyla ilgili bir şeyler söylemiş oluyoruz. donne, ben johnson ya da milton ile karşılaştırıldığında shakespeare üzerine bu denli az şey bilmemizin nedeni, duyduğu kinlerin, kırgınlıkların ve nefret ettiği şeylerin bizden saklanmış olmasıdır. bize yazarı anımsatan herhangi bir açıklama ile yolumuzdan alıkonmuyoruz. karşı koymak, yol göstermek, bir haksızlığı açığa vurmak, bir şeyin öcünü almak, bir güçlüğe ya da acıya dünyanın tanıklık etmesini sağlamak arzusunun tümü onun bedeninden kovulmuş ve hazmedilmiştir. bu yüzden dehası hiçbir engelle karşılaşmadan, özgürce ortaya dökülebilir. yeryüzünde yapıtını eksiksiz dile getirebilmiş biri varsa oda shakespeare'dir, diye düşündüm, yeniden kitap raflarına yönelerek; berrak, hiçbir engel tanımamış bir zihnin varsa o shakespeare'inkidir.
kendine ait bir oda, sayfa; 64, virginia woolf.
aysel ben kafayı yemişim yav aysel ben kafayı yemişim yav
sen sevgiline ne verebilirsin sanki? kalbini mi? pekala, ikincisi ne? gene mi o? üçüncü ve dördüncüye de mi o?.. atma be adaşım, kaç tane kalbin var senin?.. hem biliyor musun, bu aptalca bir laftır. kalbin olduğu yerde duruyor ve sen onu filana veya falana veriyorsun… göğsünü yararak o eti oradan çıkarır ve sevgilinin önüne atarsan o zaman kalbini vermiş olursun…

siz sevemezsiniz adaşım, siz şehirde yaşayanlar ve köyde yaşayanlar; siz, birisine itaat eden ve birisine emredenler; siz, birisinden korkan ve birisini tehdit edenler… siz sevemezsiniz.

sevmeyi yalnız bizler biliriz… bizler: batı rüzgarı kadar serbest dolaşan ve kendimizden başka allah tanımayan biz çingene'ler.
dinle adaşım, sana bir çingene'nin aşkını anlatayım…


sabahattin ali - değirmen
ya içindesindir çemberin ya da dışında ya içindesindir çemberin ya da dışında
...savaş da, tarihteki öteki bunalımlar gibi, büyük yıkımlar ve insan yaşamındaki ani değişmeler gibi, bazı kimseleri sersemletir ve yıkar, ama bazılarının da gözlerini açar ve bunları çelikleştirir... dünya tarihini bir bütün olarak düşünürsek, ikinci tür insanların sayısının ve gücünün... birinci türden daha fazla olduğu görülür.

sosyalizm ve savaş, vladimir ilyiç lenin
bi niyan vardı bi niyan vardı
" kapitalist 'zaman paradır.' derken duchamp 'benim sermayem para değil zamandır' der. ve burada mevzubahis zaman, ölçülebilen ve biriktirilebilen kronolojik zaman değildir; aynı anda geçmiş, şimdi ve geleceği kuşatan, yeninin üretiminin odak noktası olan bir şimdidir."

" duchamp'ın verdiği en basit tanıma göre bir hazır nesne 'üretilmesi herhangi bir sanatçı gerektirmeyen bir iştir.' asıl önemlisi de 'bir başkaldırı eylemidir.' ..."


maurizio lazzarato , marcel duchamp ve işin reddi

ambarda darı yok evde karı yok ambarda darı yok evde karı yok
insan en iyi dersi parasız kaldığında alır.

borsacıları yanıltan şey, kendilerine göre oluşturdukları ve hiçbir zaman vazgeçmedikleri sistemleridir.

'bir borsa spekülatörünün anıları'

edwin lefevre

efsane borsacı jesse livermore ile yaptığı röportajları derlediği bir kitaptır. yatırım klasiğidir.
10 /