kızılay

2 /
efeşittirema efeşittirema
haftasonları çarşı iznini almış olan askerlerin zaman geçirmek için kızılay'da bulunmasından dolayı 4'lü 5'li erkek grupların yoğunlukta olmasının normal karşılandığı, ankara'nın merkezi olan semt
hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim
şiir dünyasına bir bomba gibi düşmesi beklenen zeki tunaboyunlu'nun sevgi dolu isyanını anlattığı sofistike cümle kurgularıyla şaşırtan şiiri.. buyrun;

-----
kizilay
saygı sana ey kızılay,
yaptığın iş değil kolay,
yurt için, ulus için
çalışırsın, didinirsin.
savaşta vurulan er,
senden çok yardım bekler,
kızıl aylı beyaz bayrak,
yaralıya açar kucak.
arayarak her bir yeri,
kaldırırsın düşenleri.
iyilik ve can sunarsın.
sevgi dolu bir pınarsın.
yurdu bazen basınca sel,
uzatırsın oraya el.
yersiz, yurtsuz kalan insan
senden yardım görür her an.
yer sarsıntısı, kıtlık, yangın
günlerinde bir hızırsın.
yetişirsin bize hemen
kara günün dostusun sen.
------

şairin de parmak bastığı üzere; sevgi dolu bir pınarsın sen kızılay!
marigold marigold
hiç bir ücret ödemeden cep telefonuna gelen üç adet reklam smsiyle bağış yapılabilen kurum.bide adam gibi yonetilse diyor insan üzülerek ama görüncede kendimi insanları haberdar etmek zorunda hissettim.
'modern ve yenilikçi bağış modeli
destek vermek artık sadece direkt maddi bağışta bulunmak demek değil! yalnızca kişisel bilgilerinizi bağış sistemine kaydederek kızılay'a destek vermeniz mümkün. aşşağıdaki linkten formu doldurarak bağış yapabilirsiniz. kabul edeceğiniz her ücretsiz kısa mesaj ve/veya e-posta ile kızılay'ın faaliyetlerine katkıda bulunun. yarın yanınızda olacak kızılay'a bugünden destek verin.' diyorlar.herşeye rağmen duyarlı olmak lazım kanaatindeyim.
`http://tinyurl.com/3ysxxb`

www kizilay org tr sitesinden sol alt köşedeki bölüme tıklayarak da ulaşabilirsiniz.
dünyayı kurcalayan adam dünyayı kurcalayan adam
şu sıralar yine reklamlar aracılığıyla kan isteyen kurum. lakin kapıya 50 kişi yığıyorsun, diyorsun ki "bana 14 ünite kan ver", "yok" diyor "14 ünite alırım, 4 saat sonra gelir alırsın.". hem bürokrasisi var,hastaneden yazı gelecekmiş, faks çekeceklermiş, hem de 4 saatte kanı ayrıştıracaklarmış da bilmem neymiş. "olur, biz hastamızı 4 saat daha bekleriz, yoğun bakımdaki hastaya domates falan veririz kan yapar o. kurum, 1 milyon kan kampanyası başlatıyor da bu kanlar nereye gidiyor anlamıyorum. hadi verelim çadırlarda kanı da, sen zor durumdaki acil kan ihtiyacı olan vatandaşa böyle eziyet çektireceksen benden niye kan istiyorsun ki ? bir iki grup hariç diğer kanlar, bulunuyor, yığıyosun kapının önüne almıyosun da vermiyosun da.

kan vermedeki düşünce nedir, bir gün sana da lazım olabilir. ee ben kan verecem, allah korusun ihtiyacım olduğunda alamıcam, vatandaş da alamıcak. yok böyle bir dünya. vatandaş gelsin, kan ver benim hastama desin, kolumu kesip kanımı veriyim. kızılay mı ? allah versin.

bu arada, faks falan göndermezsen ünitesini 250 tl ye veriyor. sonra, evrakları tamamlayınca, birkaç ay sonra da hesabına yatırıyolar saolsunlar. 250 tl nedir ki. 14 ile çarpınca da bişey yapmıyor zaten. asgari ücretin birkaç katı. herkes verebilir nihayetinde öyle değil mi ? sağlık hizmetlerinden böylece herkes eşit yararlanmış olur.
bir şeyler olacak yarın bir şeyler olacak yarın
gazze'deki filistinlilere yardım amacıyla başbakanlıkla birlikte yardım kampanyası başlatan kurum.

dikkat çeken şeyse, kampanyanın afişinde başbakanlık, kızılay ve ak parti logolarının birlikte yer alması:



(bkz: yardımda afiş skandalı - milliyet.com.tr gazzedeki filistinliler için kızılay adına başlatılan yardım kampanyasının afişlerinde, başbakanlık, kızılay ve akp logoları yan yana yer aldı milliyet )
comex comex
kadıköyde geçen kan verdim, 3 gün sonra sms atarak ihtiyaç sahibine kanımı ulaştırdıklarını söylediler. durup dururken hoş bir mutluluk kaplıyor insanı, herkesin tatmasını dilerim. (kanım a rh+ herkeste var gerek yok vermeme demeyin, benimki de a rh+ 3 gün durmuş anca depoda. herkeste olması demek en çok ihtiyaç duyulan kan demek. )
lka lka
aidsli kan davasında haksızlığa uğrayan kurum.kan veren varsa ne tarz sorular oldugunu bilir.adamın yemediği bok kalmıyor yememiş gibi form dolduruluyor temiz diye kanı alınıyor,kan testleri yapılıyor testler negatif cıkıyor,kanda ihtiyac sahibine veriliyor.ama kan veren kişiye hastalık yeni bulaştığından kuluçka döneminde oluyor ve testlerde pozitif sonuc çıkmıyor ,kana temiz muamelesi yapılıyor.böyle bir risk her zaman söz konusu kimsenin alnında yazmıyorki sen aidslisin sen hepatit tasıyıcısısın diye,kuluçka dönemine denk geldiyse kurum ne yapsın.üstelik bu olayı tazminat ödeyeceğini bildiği hald ortaya çıkaran yine kızılay'dır.cumhuriyet dönemindende eski kurumumuzu harcamayalım
ben ihsan değil hilmiyim ben ihsan değil hilmiyim
galiba ugg isimli botları ve bilimum fazla tüketilen eşyaları da dağıtan kurum. ahahah 25 yaşına geldim ve galiba şu ana kadar yaptığım en iyi espri bu. lan olum bırakın artık şu kurumla uğraşmayı, valla bak anlamıyorum, bir ürün çok tutuyo ve hemen ardından bu espri geliyo: kızılay mı dağıtıyo lan?

yemin ederim komik değil. doksanlarda ilk duyduğumuzda komikti belki ama şimdi değil. he benim hitap ettiğim kitle 2000 lerde doğanlar diyorsanız ona sözüm yok.

ya da dur lan kızılay dağıtıyor olabilir mi bu espriyi? hahah yok lan olur mu allasen. ciddi ciddi de düşünmüştür bu şimdi.
andy anderson andy anderson
bana ilginç anılar yaşatmış bir kurumdur kendisi.

geçen sene bizim okulda açtıkları stantta kan verdim. kan verme işlemi bittikten sonra verdiğiniz her damla kan hayat kurtarıyor teşekkürler gibisinden bir mesaj geldi. vay be dedim kendi kendime hayat kurtarıyorum kahraman oldum dur kendimi bir ödüllendireyim diye düşündüm. kadir inanır gibi mesajla motive ediyorlar adamı azizim. neyse cebimdeki bütün parayla (7.75) kendime yemek aldım. acı gerçekle yemeğin son lokmasını yutarken karşılaştım, hissettiğim kahramanlık ile gaza gelip bütün parayı yemeğe vermiştim, sigara alacak para kalmamıştı, vay bana vaylar bana. neyse sigarayı gün boyu sağdan soldan otlanarak buldum, akşam da eve gittim. evdekiler benim kan verdiğimi öğrenince çok fazla sevindiler, ne olduysa annem, benim aslan oğlum hayat kurtarırmış, deyince oldu. ben yine kahraman gibi hissetmeye başladım. o gazla annemin kan yapsın diye önüme koyduğu bir kase dut pekmezini kaşık kaşık yedim. üstüne bir de yine kan yapsın diye yedirilen üzümler falan var ne siz sorun ne ben söyleyeyim. yediklerimin etkisi ile tavan yapan libidomla evde durmamın çok sağlıklı olmayacağını düşünerek, dışarıdaki bütün düz duvarlara tırmandım.

neyse efendim o zor zamanları atlattıktan birkaç ay sonra apartmana girerken posta kutusunda bir zarf gözüme ilişti. kızılay'dan geliyordu. acaba ne oldu ki ismime zarf göndermişlerdi. kesin bir pislik var, kanımda bir hastalık buldular, onu haber verecekler diye geçirdim içimden. aman allahım, aklıma okuduğum forward mailler geldi hemen, yazın sonunda sinemaya gitmiştik kesin orada aidsli iğne koymuşlardı koltuğuma ben de o maili 10 kişiye göndermemiştim taşşak geçmiştim bir güzel, şimdi ise başıma geliyordu yazanlar, başka mantıklı açıklaması yoktu elimde tuttuğum zarfın.

neyse dostlar, ben elimde zarf, olduğum yerde çivilenip kalmıştım. bir yandan iğneyi ne ara soktular da ben hissetmedim diye düşünüyordum bir yandan da açsam mı acaba zarfı diye tereddüt ediyordum. eve sınav sonucu geldiğinde heyecandan açamayanlarla öyle çok dalga geçmiş bir insanımdır ki birisi dayanamayıp intihar etmişti, şimdi aynı şeyi ben yaşıyordum, karar vermiştim artık karmaya inanacaktım.

neyse efendim ben ani bir kararla zarfı açmaya karar verdim. zarfı apartmanın girişinde yavaş yavaş açarken bir yandan da ismail türüt gibi boncuk boncuk terliyordum. zarfı açtığımda gözüme çarpan ilk kelimeler tebrikler, teşekkürler falan oldu. aha dedim kan veren 1 milyonuncu kişiyim, galiba bana green card verecekler dedim. metnin tamamını okuyunca anladım ki kan vermemden itibaren 3 ay mı ne geçmiş bir daha kan verebiliyormuşum vesaire. olayı anlayınca derin bir oh çektim dostlar, inanın hiç bir tuvalet tecrübesi bile insanı bu kadar rahatlatamaz.

efendim bu bahsettiğim olaydan baya bir sonra (günümüz zamanından iki hafta kadar önce) bir mesaj daha aldım kızılay'dan, doğum günümü kutluyorlar, kan bağışlarımın da devamını diliyorlarmış. vay anasını dedim adamlar ne kadar düşünceli 318 gün önceden kutluyorlar çok düşünceliler falan diye düşünüyordum ki, aklıma başka bir ihtimal daha geldi, kafada kötü tilkiler yine dolanmaya başlamıştı. ya annem babam beni evlatlık aldılarsa, ya kanımı kontrol ederken gen ağacımı falan çıkartıp gerçek ailemi bulmuşlarsa, ya da bir şekilde kanımdan doğum günümü tespit edebilmişlerse. kafamda bütün bu kötü düşünceler vardı ve bir kez daha ismail türüt gibi boncuk boncuk terler olmuştum. ama sonradan türkiye'de hiç bir kurumun işini doğru düzgün yapmadığı aklıma geldi ve bir rahatlama daha yaşadım.

anlayacağınız dostlar kızılay'ın bana yaşattığı endişe korku ve panik hiç bir gerilim filminde olamaz. olmamalı da zaten, yazık günah gencecik insanlara yapılacak şey mi bu?
ağustos ağustos
güvenparka ulaşmak için kullanılan üst geçitte merdivenleri tırmanırken, bir elin çantama dalmasına, ben ne olduğunu anlamadan o elin sahibine bağırmaya başlamama, elin sahibinin yan kesici değilmiş gibi havalara girip bana iftira atma abluuaaaa diyerek tırs tırs yolunu değiştirip gitmesine neden olan, üstelik sabah 9 da bunu bana yaşatan ankaranın gereksiz semti.
2 /