kızılderili

1 /
sensey sensey
vi-ne-tu isimli bir tanesi vardı. ilkokuldayken öyküsünü anlatan 3 ciltlik romanını okumuştum. karl may isimli bir abi yazmıştı.
apachiler, siular, comanchiler gibi klonları vardır bunların. amerikalılar tarafından sömürülmüş, öldürülmüş topraklarından edilmişlerdir. bu bakımdan aborjinler ile kader arkaşı sayılırlar.
zeus zeus
metroda atlas dergisinin reklamlarindaki tip tip bakışlarıyla "harbiden türklere benziyor" dememe sebep olan ırk..
özellikle geronimo'ya uzaktan bakarsanız "ana len türk bu tam türk!!" dersiniz..
rasputin rasputin
köklerinin türklerden geldiği hakkında bir rivayet dolaşan ırk. teoriye göre, türkler vakt-i zamanında bering boğazının donması ile asya'dan amerika'ya geçmişlerdir.
r feynman r feynman
sahip oldukları saygı anlayışları, olaylara ve kişilere verdikleri değer ile örnek alınası tutum sergileyen, günümüze kendilerinden pek azı ulaşabilmiş kavim ve topluluk.
aqua aqua
güneşe, aya, rüzgara övgüler düzerlerdi. toprağı, ağacı, kuşu dinler, dünyayı onlarla birlikte algılar, onlarla birlikte düş kurarlardı. şarkıları otların, yaprakların, çiçeklerin renklerine karışırdı. gece şahini alarm verir, pumanın kükreyişi her şeyin yolunda gittiğini bildirirdi. şafak sökerken berrak derelerde yüzlerini yıkar, toprağın uyanışını derin bir sessizlik içinde karşılarlardı. haftanın bütün günleri, yılın bütün ayları kutsaldı. ama beyaz adam onları putperest saydı ve kayıp ruhlar olarak gördü. doğanın vahşi olduğunu ilk kez beyazlardan duydular ve o andan sonra onlar da vahşiliğin içinde kaldılar.

her şey kristof kolomb'un 1492 yılında amerikaya ayak basmasıyla başladı. beyazlar tanrıydı ve tanrı barış istemedi. son kızılderili direnişçi apache reisi geronimo 1886'da teslim olduğunda yüzlerce kızılderili ulusu, yüzlerce dil, yüzlerce kültür yeryüzünden silinmiş, binlerce yıllık bilgelik yok edilmişti.
invisible invisible
beyaz adamın hala bile farkına varamadığını asırlar öncesinden çözmüş bilge insan topluluğu.
nitekim beyaz adamın istilası sonrasında kızılderili bir kitabede şunlar nakledilmektedir:

yalan tohumdur. bire kırk verir. verdiği kırkın her biri bir tohumdur ki bire kırk verir.
bilgi de tohumdur. bire yüz verir. verdiği yüzün her biri bir tohumdur ki; sana bilgelik, torunlarına da ilham verir.
zeka sudur. tohumları yeşertir. yalanı da bilgiyi de.
yetenek topraktır. ne ekersen onu biçersin. ekmezsen üzerinde ayrık otları biter.
emek güneştir. tohuma da suya da toprağa da hayat verir.
kader çadırındaki kilim gibidir. ipliğini ulu manitu verir sen dokursun.deseni sendendir, renkleri doğadan...
şans doğal gübredir. boktan bir şeydir yani. ne zaman nereye düşeceği belli olmaz. kilimine düşerse kirletir. desenini değiştirir. her şeyi bombok eder. oysa toprağına düşerse besler.
deniz büyücüsü deniz büyücüsü
bir söz etmeden önce senelerce düşündüklerini tahmin ettiğim ırk. bilge, zeki ve soğuk yanlarına aşina olduğum insanlar. doğmuş ve yaşamış oldukları toprakların, hunharca istila edilmesi ve ikinci sınıf insan muamelesi görmeleri iç parçalayıcı. sanki dünyaya mesajlar bırakmak için gönderilmişler. her sözleri olay. şunu paylaşmak istedim.

'' road is long river is deep ''
nox nox
keşke ırk halinde büyük bir topluluk olarak varolsaydı da dünyanın ortak mirasına katkıda bulunabilseydi, ortamı renklendirseydi dediğim kavim. siyah-beyaz bir dünyadayız oysaki.
deniz büyücüsü deniz büyücüsü
şu güzel cümleyi kuran insanlardır. '' beyaz adam son ağacı kesip, son bufaloyu öldürdüğünde; paranın her şeyi satın almadığını görecek... '' saygı duyuyorum.
vcarlito vcarlito
orijinal adı red indian ve american indian olan doğa dostu amerikan yerlileridir, avrupalı kaşifler bu kıtayı keşfettikten sonra başlayan ve 1840 lı yıllara gelindiğinde şahlanarak artan bir şiddetle bu güzel ırkı katletmiş ve mahvetmişlerdir (bkz: soykırım)
1 /