kızların kötü muameleye köpek olması

purge me purge me
çok fena incelenip sonuca ulaşılamayan büyük gizem. anaçlık yönlerini ortaya çıkarmakla ilgili olabilir demiştim en son 2019 gibi. kötü birini iyi yapma gayeleri, sonunda büyük ödülü alacağım düşünceleri falan filan. mekanizmalarını henüz tam bulamadım maalesef. buna benzer bi şey mantıklı. sonu acıklı oluyor bu işlerin tabi genelde.
yeni bir üye yeni bir üye
bence gerçek olmayan hede. evet yetiştiği ortam gereğince bunu seçen kadınlar var. ama genel olarak bunlar azınlıkta kalıyor. çoğu kadın yanında iyi görünen
güçlü ve kurnaz bir erkek istiyor. şiddet eğilimlii bir erkek normal bir kadın tarafından tercih edilmez.
huxoo huxoo
çoğu canlıda olduğu gibi homo sapiens için de 'eş seçimi' dişi bireyden geçiyor. bunun sebebi dişi bireyin 'doğurganlık' özelliğine sahip olması ve dolayısıyla yavru bakımı gibi 'annelik' yapısında türünün soyunu devam ettirebilme çabasına dayanıyor. bu şekilde bir görevi üstlendiğinden dolayı dişi bireyler eş seçiminde eril bireyler üzerinde hakimiyet kurabiliyor. böylelikle seçimleri daha çok baskın özelliklere sahip eril bireyler üzerinden oluyor. genel hayvanlar aleminde dişi bireyler için 'eş seçimi' bu şekilde işlese dahi sapiens'te durum fazlasıyla karmaşık bir hale dönüşüyor. çünkü sapiens'i hayvansal iç güdüsü dışında arzuları, zevkleri ve fantezileri de yönetiyor. bundan dolayı bir dişi birey en genel perspektifiyle gözlemlediği eril bireyleri zihin süzgecinden geçiriyor. burada önemli olan nokta ise dişi bireyin bu 'süzgeci' nasıl oluşturduğudur. hadi gelin bunun üzerinde biraz duralım:

i̇lkel atalarımızda, genel hayvanlar aleminde olduğu gibi bir 'eş seçme' mantığı(neslini daha baskın türler ile devam ettirme) olsa dahi günümüz ve daha öncelerinde eş seçme mantığı dişi bireyin insiyatifi altından çıkmıştır. her halükarda yine dişi birey seçim yapsa dahi, bireyin gerek toplum tarafından gerekse etrafındaki herhangi bir yönlendirici manipülatif etkiye boyun eğdiği söz konusu. böylelikle bireyin arzu, zevk ve fantezi yapısının da değişime uğramasıyla birlikte seçimlerinde bilinçsiz ve kendisine uzak adımlar atma olasılığı olanaklaşıyor. ebeveyn yokluğu veyahut baskınlığı, popüler eril birey artıları, sosyal medya ve kitle iletişim teknolojileri, şehveti ve arzuyu tetikleyecek dizi sektörü, beğenilme iç güdüsü vb. etkenler dişi bireyin eş seçme süzgecini oluşturan temel yapıtaşlarını oluşturuyor. verilen örnek üzerinden gidecek olursak, dişi bireylere kötü muamelenin çekici gelmesi veyahut dişi bireyin üzerinde otoriter davranabilecek eril bireyi arzulaması daha çok küçüklükte elektra kompleksi yaşayan ve dolayısıyla aranan 'baba figürü' ile alakalı bir duruma denk düşüyor. baba figürünün yanı sıra arzu ve şehveti artıracak dizi-film sektörünün dişi birey üzerindeki etkisi ile birlikte 'yaş döngüsü'ne girebilen bireylerde oluyor.

'baba' yapısı daha çok babanın ev içerisindeki otoriter davranış şekli, velhasıl kelam babadan dişi bireye yansıyan güçlü, baskın ve çoğunlukla şiddetvari tutumlardır. bu durum ne kadar bayat gözükse dahi elektra kompleksi ile birlikte babadan yansıyan bu tutumlar çocukluk dönemindeki dişi birey için olumlu reaksiyona tabii tutulur. dişi bu kompleks sırasında annesini bir rakip olarak gördüğü için babayı elde etme uğruna her yansımaya olumlama gerçekleştirir. dolayısıyla babanın bu yansımları dişi bireyde ileriye dönük eş seçme kapasitesini sınırlar ve eril bireylerde retrospektif açıdan 'baba' figürü aranır.

dizi-film sektörü ise görsel manipüleye dayanarak bireyin arzu mekanizmasında köklü değişiklik yapabilecek kıvamdadır. aslında dizi-film sektörü arz-talep meselesine göre çalışır. birey karşısında vahşi bir eril oyuncu görmek istiyorsa dizi bu talebi yerine getirir. ancak sorunda tam olarak buradadır. tüketiciler bu konularda fazlasıyla doyumsuzdur ve hep daha fazlasını -kötüsünü- arzularlar. sonuç olarak bu durumlar bir istatistiğe tabii tutulduğundan gelecek projeler ve yapımlar doyumsuz tüketicinin boktan arzularına inşaa edilir. böylelikle dişi birey ekranlarda ve diğer tüm mecralarda istemsiz veya istemli şekilde kaba eril bireylerin dişi bireylere uyguladığı süpersonik 'ilgi' ve 'aşkın' varlığına şahit olurlar. dişiyi sevdiği için kaçırma(!), bağırıp-çağırma ve hatta şiddet gösterme sonra aşık olduğu için bla bla, güç gösterisi yapma gibi dizi- film içinde barınan eylemler gerek görsel etkinliğin manipülesi dolayısıyla gerekse bilinçsiz dişi bireylerin gerçek sevginin bu olduğuna inanmasıyla gerçekleşir.

yaş döngüsü daha çok jung'un anima ve animus kavramları ile alakalı. animus, bir dişinin bilinçsiz eril tarafının varlığını temsil ediyor. birey ebeveyn eğitimi ile birlikte kendi benliğini keşfetme arayışına çıkar. bu durum en belirgin şekilde çocukluktan ergenliğe geçişte gözlemlenir. dişi bireyler bu geçişle birlikte etraflarınca edindikleri her bilgiyi kullanarak benliklerinde kademe katetmeye başlarlar. ancak bununla birlikte içlerindeki animus'u da beslerler. yaş döngüsünce, dişi birey ergenlikten sonra gençlik dönemine geçtiğinde ve birlikte gelen üreme iç güdüsü ile benliğinin en özgür yapısını yaşar. ve genellikle animus'u bu dönemde dışa vurmaya eğilimlidirler. böylelikle içlerindeki bilinçsiz eğitilmiş erkek taraf gençlik döneminde dişi bireyin eğlence merkezidir. daha vurdumduymaz olmasını ve örneğin cinsel ilişkisini daha hoyrat yaşaması için baskılar. bu yüzden dişi birey gençliğinde daha kötü ilişkileri seçerken, yetişkinliğe doğru içlerindeki animus'u öldürürler. dahasında gençliğinde reddettiği efendi erkekleri arar olur. çünkü kendini sağlama alma politikası altında maddi güvence sağlayacak bireylere yönelinir.

belki de sadece mazosişttir ya da stockholm sendromu yaşıyordur.