klasik koşullanma

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
zararsiz insan
ivan pavlov'un köpeği ile yaptığı meşhur deneyin sonucunda ortaya çıkardığı koşullanma türüdür.
aynı zamanda klasik koşullanmaya tepkisel koşullanma da denir.

başlangıçta nötr olan bir uyarıcının geçirilen yaşantılar sonucunda koşullu uyarıcı haline gelmesi durumudur.

deney şu şekildedir:

1)bir köpeğe et(koşulsuz uyaran) verildiğinde köpeğin bünyesi doğal tepki olarak salya salgılamaktadır.

2)tek başına zil (nötr uyaran) çalınır köpek bu sese karşı herhangi bir tepki vermez.

3)zil çalınır 10 sn sonra et verilir köpek yine doğal tepki olarak salya salgılar(koşulsuz tepki).

4)zil çalınır(koşullu uyaran) köpek salya salgılar(koşullu tepki).

görüldüğü gibi başlangıçta tek başına verildiğinde hiçbir tepkiye sebep olmayan zil sesi, et ile birlikte verildikten sonra tek başına ete karşı verilen tepkinin verilmesini sağlamıştır.

her insanın hayatında bir çok şeye klasik koşullanma yoluyla koşullanmış oldugu gerçektir.örneğin:limon görünce ağzımız sulanır,genelde çocuklar enjektör görünce ağlamaya başlar falan filan...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
sylvia manson
köpeklerin sindirim sistemi üzerine çalışan pavlov, deneylerini sürdürürken denek köpeğin, normal olarak yiyecek ağzına girdiği zaman salya salgılaması gerekirken, yiyeceği hatta yiyeceği getiren kişiyi gördüğü zaman salya salgıladığını fark etmiştir.
bu gözleminden yola çıkarak yaptığı deneyin yönünü değiştirerek ilk kez öğrenme alanında deneysel bir çalışma yapmıştır.
ve yaptığı deney sonucu (bkz: #1425530)
köpeğin doğal olarak yiyecek ağzına girdiği zaman sagılaması gereken salyayı, zil sesi duyulduğu zamanda salgılamasını koşullanma yoluyla öğrenme olarak tanımlamıştır.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
ceyus
birbirleriyle ilişkilendirilen uyarıcıların belli tepkiler meydana getirmesi yönünde koşullandırmasıdır.

reklamlarda markalarla ilişkilendirilen uyarıcılar oldukça sık kullanılmaktadır.
örneğin civciv maskotu bize dalin markasını çağrıştırırken, vada karakterleri de yapı kredi bankasını çağrıştırmaktadır.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
benim adım cemil
keşke her zaman pavlov un köpekleri gibi, zil çalınsa et gelse önümüze, ama bu klasik koşullanma her zaman bu şekilde gerçekleşmeyebiliyor. çocukluktan kalan yatmadan önce duş alma olayında gerçekleşirse ayrıca bir dert oluyor. diyelim ki sürekli yatmadan önce duş alıyorsunuz, sonra tabi buna alışan bünye suyla temas ettiğinde yatmaya şartlanıyor. sonra ne oluyor, gün içinde ayılmak için, terden arınmak için alınan duşlar, bir mayışıklığa neden oluyor. daha da kötüsü , sabah kalkıp elini yüzünü yıkadığında uyumaya devam ediyorsun.

(bkz: think again)
(bkz: o hikayedeki mal benim)
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
katip
sene 2003.

ankara'da, dost kitabevinden şükran yiğit'in "ankara mon amour" adlı kitabını almış, acıktığım için sakarya caddesindeki bir tavuk dönerciye yollanmıştım.

tavuk dürümü mideye indirirken, kitabı inceliyordum. kitabı alma nedenim yalnızca adıydı; severim ben ankara'yı -herkes kötülese de.

az önce kitaplığımda gözüme ilişti de, ondan sebeptir bu giri.

çünkü şu an burnumda tavuk döner kokusu var.

ne zaman bu kitabı görsem, gözüme iliştiği kadar burnuma da ilişiyor kendileri.

bu da böyle bir koşullanmamdır.

ha bir de güzel kitaptır, ankara'yı seven sevmeyen herkes sevebilir.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
friedkrupp
amerikada bir master öğrencisinin hazırladığı yüksek lisans tezini anlatayım sizlere. tez psikolojide koşullanma kavramı üzerine kurulu olup. tez finali oldukça heyecanlı geçmiştir.

öğrenci tezin final savunmasında hocalarını okulun stadyumuna davet eder. hocalar duruma şaşırır. stadyumda nasıl tez savunması yapılır diyerek-ten. o gün stat hınca hınç doludur çünkü okulun futbol turnuvasının final karşılaşması başlayacaktır. hakem tam başlama düdüğünü çalar, etraftan binlerce kuş sahaya dalar ve maç başlayamaz. bizim öğrencinin tezi kabul edilir.

öğrenci her gün, 30 gün boyunca maçın başlayacağı saatlerde sahaya kuş yemi serpip peşinden düdük çalmıştır. kuşlar bu koşullanma ile düdüğü duyunca sahaya hücum etmiştir.

yani doğayı yönetmek insanın elinde, yeter ki bilgiye ve bilime inanın. hurafelerle uğraşmayın, yoksa sizde top patlayınca yemeğe dalan kuşlar gibi olursunuz. yönetimde koşullanmanın önemi büyüktür. bu firavunlar zamanından beri süregelen geleneksel yönetim bilgisidir.

bilgi güçtür...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın