klasisizm

guenever guenever
bir sanat/düşünce akımıdır. romantizmin can düşmanıdır. sadece aklın ve mantığın, somut, görünen gerçeklerin, bilimsel olayların gerçek olduğunu söyleyip, sanatta hayallere, düşlere, coşkulu duygulara yer verilmemesi gerektiğini düşünürler. bu yüzden romantikler masal yazıp mitolojiden etkilenirken onlar sadece tarihten ilham alırlar.
(bkz: moliere)
(bkz: voltaire)
(bkz: racine)
jineps jineps
bu sanat akımı ölçülü olma eğilimiyle, sağlam kalma isteğiyle,yapıtlarını dengeli bir biçimde oluşturma ve uyuma önem verme,gibi davranışlarla ön plana çıkar.klasik sanatçılar sanatlarında bunlara dikkat ettikleri gibi edep dışına çıkmamak için eserlerine pek çok sınırlama getirirler.klasik sanatçılardan sansasyona neden olan eserler çıkmaz diyebiliriz çünkü sanat dünyasında mükemmelliyetçi denilen sınıfa girerler ve sansasyon mükemmel olmayan bir davranıştır sanatta.dadaistlerin icra ettikleri sansasyonlarla dolu sanatlarının sonunda onları yıkıma götürmesi neden klasik sanatçıların sanatlarında bu kadar titiz olduklarına küçük bir açıklama getirebilir belki.
itaki itaki
imgelem ve duygusallığın akıl yoluyla düzene sokulması, çeşitli türlere egemen olan kurallara uyma, açıklık ve uyum peşinden koşma tavrıyla seçkinleşen edebiyat akımı.
baldaki tuz baldaki tuz
17. y.y ın ikinci yarısında antikite yazarlarının eserlerini örnek alan fransız yazarları tarafından oluşturulan batı edebiyatı akımıdır..insanı tüm özellikleriyle işler..işlerken zaaflarını akıl ve iradeyle kontrol eden sağduyu sahibi insanları gösterir..ferdden ziyade toplumun üzerinde durur,her türlü ihtirasa karşı aklı ön plana çıkaran dilde mükemmeliyet arayan bir akımdır..öğretici ve ahlaki olduğu oranda değer kazanır..temsilcileri arasında;
corneille
racine
moliere
lafontaine
bossuet sayılabilir
gece ve yas gece ve yas
klasikler ferdin üzerinde durmazlar. cemiyetin üzerinde dururlar. ancak asil insanlar duygu ve tutkularına gem vurabilirler, köylülerin akılları başlarında değildir onlara göre. klasikler için sanat asla bir fantezi değildir. sanat öğretici ve ahlakidir. şiirde eski yunan ve latin yazarlarını örnek alırlar. olaylara hep ahlaki açıdan yaklaşırlar. üst sosyal kesime hitap ederler. üç birlik kuralına uyulurç sadelik çok önemlidir. anahtar kelime olarak tabiat, akıl ve sağduyu diyebilirim.
sevinç dölleyen adam sevinç dölleyen adam
her şeyin mantık ile işlemesi gerektiğini savunan 1600'lü yılların bu akımı, o yüzden eserlerinin hiç birine engelli diye anılmakta olan canlılardan katmayarak, sade denildiğinde akla ilk gelen normal yani sağlıklı görünen canlıları eserlerine katmışlardır. görünüş sağlıklı ama kafada tahtası eksik insanlarmış akımı yürütmeye kalkanlar, birde barok akımına tepkili olmuşlar.
another one another one
tanzimat edebiyatında görülen dört akımdan bi tanesidir. edebiyatın sadelikten yana olması gerektiğini savunur. bu akıma tepki olarak 18. yüzyılda romantizm akımı çıkmıştır. klasisizm akımının tam tersi düşünceleri savunur.
dolares dolares
klasisimin temelinde, soyluluk, akılcılık, uyum, açıklılık, sınırlılık, evrensellik, idealizm, denge, ölçücülük, güzellik, görkemlik vardır. ayrıca klasisizme göre bir eserin klasik sayılabilmesi için bu özellikleri bulundurması gerekir.
mitokondriyel havva mitokondriyel havva
efendim, - yine efendim diye başlıyorum yazıya bu bende alışkanlık olmuş, bidaha ki yazıda başka türlü başlıcam.- her sene törenlerle kutladığımız, her türk gencinin övünç kaynağı olan, 1453 istanbul'un fethini hepimiz biliriz. istanbul'u fatih sultan mehmet önderliğinde, devasa toplar ve mehter marşı eşliğinde, zorlu bir mücadeleden sonra fethetmiştik. böylece ortaçağ denen karanlık dönem kapanmış ve yeniçağ başlamıştı.

şimdi diyeceksiniz ki, tiyatro diyosun, klasik diyosun, istanbul'un fethi ne alaka kardeşim? dalga mı geçiyosun bizle? durun bi sabredin ya, anlatacam. zaten başımıza ne gelirse hep bu sabırsızlığımızdan geliyor. bizim için istanbul'un fethi ve büyük bir zafer olarak nesilden nesile aktarılagelen bu olay, avrupalılar için bir felaket, bir yıkımdı.

onlar bu olayı 'doğu roma imparatorluğu'nun yıkılışı' olarak hatırlarlar. üç bin yıllık, dünyaya meydan okuyan ve hristiyanlığın kalesi olan roma devleti artık yoktur.

peki nolmuştur? istanbul fethedilince, ya da roma devleti yıkılınca, istanbuldaki canını kurtarıp kaçmayı başarabilen okumuş, yazmış, mürekkep yalamış ne kadar alim varsa avrupa'ya gitti. fransa'ya. ordaki okumuşlarla bir araya geldiler. toplandılar. bizdeki o bitmek tükenmek bilmez chp kurultayları gibi, toplantı üzerine toplantı yaptılar.

nette denk geldigim eglenceli hos bir yazi.. devami icin buraya bakabilirsiniz...

oyunculuk kursu: tiyatro akımları - klasisizm efendim, - yine efendim diye başlıyorum yazıya bu bende alışkanlık olmuş, bidaha ki yazıda başka türlü başlıcam.- her sene törenlerle kutladığımız,... oyuncu251