köksal şengün

redghost redghost
ergenekon davasında mahkeme başkanı olan hakim.

balbay ve haberal'ın tutukluluk duruma şerh koymuştu. peki ne oldu şimdi?

bolu'ya hakim olarak atandı.

sokayım sizi adalet anlayışınıza. yandaş yargı allahına kadar vardır. tescillendi. haa karşı bir görüşü olan varsa buyursun gelsin mesaj kutum orada.
eluch eluch
"bir mahkemenin üzerine bu kadar gidilmez. ne yaparlarsa yapsınlar, bir şey alamazlar. bu saatten sonra hiç olmaz. aslında kurt içimizde, dışarıda değil. yargıya bu kadar karışmak kimsenin işine yaramaz. yarın ezkaza iktidar değişirse, bunun hesabını başkaları sorar. daha kötü sorar."

geçtiğimiz günlerde böyle diyordu köksal şengün.
sürgün edildi.
çünkü ergenekon tutuklularının tahliyesi yönünde oy kullanıyordu 2 yıla yakın zamandır. ancak tahliyeler 2'ye 1 ile sürekli reddediliyordu.

ama ilk değil köksal şengün.
bakınız;


şeref akçay. balyoz davasına bakan mahkemenin başkanıydı. tutukluluk hallerinin devamına koymuş olduğu muhalefet şerhinin gerekçesinde şöyle yazmış; ve hemen ardından 1 aylık izne ayrılmak zorunda kalmıştı:

"kamuoyuna mal olmuş bu davalar nedeniyle yazmış olduğum muhalefet şerhlerinden dolayı bulunduğumuz adliyede bir takım meslektaşlarım selam vermeyi dahi kestiler. yine mahkememizin üyelerinin nezaket kurallarını aşan tutum ve davranışlar içerisine girdikleri ve işi en son başkan ile konuşmama aşamasına getirdikleri görülmüş olup, bu hususların da kamuoyunca bilinmesinde yarar olduğu görüşündeyim."

bununla da sınırlı değil elbette.

kafes ve amirallere suikast davalarıyla birleştirilen poyrazköy davasına bakan mahkemede üye hakim oktay kuban, iddianameyi kabul etmedi, askerlerin tahliyesini istedi. her karara muhalefet etti ve hedef tahtasına konuldu. sonunda eskişehir çocuk mahkemesi'ne sürüldü.

bu da mı yetmedi sizin gerçeği görmenize?

istanbul 10. ağır ceza mahkemesi başkanı zafer başkurt da ergenekon ve balyoz sanıklarının tahliyesini istedi. ancak bütün muhalefet şerhleri 2 üye hakime takıldı. ne hikmetse o da gebze'ye sürüldü.

hadi bir örneğini daha verelim bu uygulamaların:

erkan canak. istanbul 14. ağır ceza mahkemesi başkanı'ydı. o da ergenekon sanıklarının tahliyesini istediği için sakarya'ya sürüldü.


evet. alın işte size yargı.
muhalif olanın başını alan bir hukuk sistemi.
f tipi hukuk sistemi.

daha ne ister ki şu deli gönül?!


not: tam da aynı gün erzurum 2'nci ağır ceza mahkemesi başkanı iken ismailağa cemaati davasında beraat kararı veren mustafa karatay'ın, özel yetkili ankara 11'inci ağır ceza mahkemesi'nde görevlendirilmesi; ve izmir büyükşehir belediyesi'ne baskın kararını veren izmir 10'uncu ağır ceza mahkemesi üyesinin de, aynı mahkemenin başkanı yapılarak terfi ettirilmesi oldukça anlamlıdır.

edit ve ekleme: bu iki kişiye ek olarak; ilhan cihaner hakkında yasalara aykırı şekilde tutuklama kararı veren erzurum 2'nci ağır ceza mahkemesi üyesi ismail şahin izmir 10'uncu ağır ceza mahkemesi üyeliğine getirilmiş. onu da unutmayalım tabii.
eluch eluch
muhalefet eden herkes gibi iftiralara uğramaya devam eden hakim.

***

mahkeme başkanı şengün bu iddiaya çok sert tepki gösterdi: bir mahkemenin üstüne bu kadar gidilmez. birileri savaş açtı. ama iktidar değişince hesabını sorarlar. şengün, "kurt dışarıda değil, içimizde" dedi.

dün gazetelerde çıkan bir iddia, ergenekon davasına bakan istanbul 13. ağır ceza mahkemesi başkanı köksal şengün’ü çileden çıkardı. iddiaya göre aralarında eski adalet bakanı seyfi oktay’ın da bulunduğu 7 kişinin gözaltına alındığı ve 4 avukatın tutuklandığı 1 haziran 2010’daki operasyon öncesi, polisin 1 yıl boyunca teknik takip yaptığı belirlendi.

polisin teknik takibine takılan konuşmalarda son dalgada tutuklanan avukatlardan tülay bekar, şengün’ü “kadınlığını kullanarak” etkilemeye çalışıyordu. bekar’ın bir telefon görüşmesinde şengün’e, “artık bırak o davanı da bana gel” dediği ortaya çıktı. işte bu haberler üzerine köksal şengün, dün basın mensuplarına bir açıklama yaptı. silivri’deki duruşmaya katılmayarak beşiktaş’taki istanbul adliyesi’ne gelen başkan şengün gazetecilerin sorularını yanıtladı...

kadınlığını kullanmak ne ki?

haberin devamı



hakimler ve savcılar yüksek kurulu başkanvekili kadir özbek’le görüşmeler yaptığınız öne sürülüyor. bu görüşmelerde özbek ve avukat bekar’ın sizi davayı bırakmanız, emekli olmanız konusunda telkin ettiği iddia ediliyor.

-tabii görüşürüm, kulis faaliyeti yaptım, yargıtay için aday oldum ve seçilmedim. emekli olsam bu onların değil başka bir grubun işine yarar.

avukat bekar’ın kadınlığını kullanarak sizi etkilediği iddialarına ne diyorsunuz?

-kadınlığını kullanarak nasıl oluyor bilmiyorum.

bekar’ın savcılıkta verdiği ifade tutanağında savcının “tespit edilmiştir, anlaşılmıştır” şeklinde kesin ifadeleri var...

-böyle saçma sapan şey olur mu? bunu yapan savcıya sorun. bunlar hukukla dosyamızla ilgili olmayan şeyler. önce ümit sayın’ın olayı, sonra ortam dinlemesinin internete düşmesi olayları oldu. bekliyoruz, daha dur bakalım neler gelecek?

avukat tülay bekar ile görüştünüz mü?

-tülay hanım’ı tanırım. seyfi oktay’ı da tanırım. hsyk başkanı ile kişisel görüşmem için seyfi oktay bana randevu aldı.

’dinleme haber verilmeliydi’

sizinle ilgili bir dinleme kararı var mıydı?

-hayır, benimle ilgili dinleme kararı yok. her şeyde kabak bizim başımıza patlıyor. saygısızlık. bildiğim kadarıyla 1 yıldır dinleme yapılıyor. bu telefon konuşmalarına düştüğümde bana bildirilmeliydi. belki benden bir şey bekliyorlardı. bu yüzden bildirilmedi. soruşturma dosyasındaki telefon dökümlerine dosyadaki kısıtlılık kararı nedeniyle bakamadım.

’benim yeni torunum oldu’

soruşturma savcılarıyla bu konu hakkında görüştünüz mü?

“hayır muhatabım değiller. başsavcı vekili turan çolakkadı ile görüştüm. burada herşeyde sıkıntı var. bu böyle yürümez. her şey birbirinden koptu. bu hukuk böyle gitmez. güven kalmadı. biz bu işi böyle yapmadık. çok hoş bir şey değil. ayıp bir şey. benim şahsımla ilgili değil ailemle ilgili. benim ailem var, yeni torunum oldu. şimdi git ona anlat, ne anlatacaksınız? çevremdeki herkese tek tek nasıl anlatabilirim ki?”

haberler için mi, dinlemenin size bildirilmemesi için mi yoksa şüphelilere sizinle ilgili görüşmelerin sorulmasına ayıp diyorsunuz?

-hepsi ayıp. ayıp 1, ayıp 2, ayıp 3 diye sıralayabilirsiniz!

’iktidar değişirse hesap sorar’

eski adalet bakanı seyfi oktay ile görüştüğünüz söyleniyor...

- benim bakanımdır. çok sevdiğim, saydığım bakandır. istanbul’da geldiğinde yemek verdim ama istihbaratçılar dosyaya not koymuşlar görüştüler diye. görüşmelerden biri ramazan yemeğiydi, diğeri de yargıtay üyeliği içindi. bunlar hoş şeyler değil. asıl yönlendirme bu şekilde olur. bunlar beni ailevi olarak bir süre etkiler belki ama iş olarak beni etkilemez. bu saatten sonra biri gelecek bana bunu al, bunu tut diyecek, olacak şeyler değil bunlar. birileri birilerine savaş açtı. bu kadar bir mahkemenin üzerine gidilmez. ne yaparlarsa yapsınlar bir şey alamazlar. olmaz, olamaz. bu saatten sonra hiç olmaz. bizim eğilme şansımız yok, biz pat diye kırılırız. çok ağır şeyler de söylerim. yeri ve zamanı değil. ayrıca terbiyem de müsaade etmez. aslında kurt içimizde, dışarıda değil. aslında böyle yapılarak soruşturma yönlendiriliyor. basına falan şey yapmaya gerek yok, basına servis yapan belli gruplar var. basın gidip de kasayı açıp da çıkarmıyor bunları. yargıya bu kadar karışmak hiç kimsenin işine yaramaz. hiçbir grubun yararına değil. yarın es kaza iktidar değişirse bunun hesabını başkaları sorar. daha kötü sorar. bu hiç kimseye yaramaz. kimse bundan kar ummasın.

***
ergenekon hakimi isyan etti mahkeme başkanı şengün bu iddiaya çok sert tepki gösterdi: bir mahkemenin üstüne bu kadar gidilmez. birileri savaş açtı. ama iktidar değişince hesa... mynet haber


irlandalılar iyidir. mesele içimizdeki yavşakları temizlemekte. hakim öyle diyor. o kurt demiş ama orada kastettiği şey "yavşak".
fulsac fulsac
1993 yılında verdiği bazı ifadelerle dgm hakimlerinin bir uyuşturucu davasında rüşvet aldığını ortaya çıkaran, 2008 yılında zekeriya öz'ün de aralarında olduğu istanbul cumhuriyet savcıları tarafından yürütülen ergenekon soruşturması sonucu açılan davanın mahkeme heyeti başkanlığını yapan kişidir.

(bkz: saygılar)