koku

2 /
surrealkedi surrealkedi
her insan için farklı olan ve farklı hissettiren şeydir.

mesela anneler ; masal gibi kokar.en sevdiğiniz,elinizden bırakmaya bile kıyamadığınız bir kitabın sayfaları gibi kokar.eski ama hiçbir zaman eskimeyen bir kitap gibi.kitabın arasında kuruttuğunuz en güzel çiçek gibi,kurusa bile kokusunu asla kaybetmeyen,mis gibi ...

babalar ; şehir gibi kokar.şehrin dumanı,yorgunluğu gibi ama bunun yanındaki deniz gibi kokar.babalar ; istanbul gibi kokar.

anneanneler/babaanneler ; yemek kokar,emek kokar.naftalin gibi kokarlar kimi zaman,zaman onlardan geçtikçe hala hoş kokusunu koruyan.

kardeşler ; küçükken sarılıp uyuduğunuz o en sevdiğiniz oyuncaklarınız gibi kokar ya da koruyucu bir meleğin olduğuna inandığınızda omuzuna dokunan o el gibi,melek gibi kokar.

sevgili ; tanımlaması zor kelimelerin kağıdınızda bıraktığı izler gibi kokar.okyanuslar gibi kokar,belki sizin olan ama asla teslim olmayan o büyük okyanuslar gibi.en sevdiğiniz anılar gibi kokar,alışılmış ve vazgeçilmesi zor.


herkesin farklı kokusu vardır yani,insanı anlatır.
luto luto
kullandığınız çeşitli kişisel ürünlerinin kimliği gibidir.
bu ürünlerin taklitlerini aslından ayırmanın en kolay, kesin yoludur. düzenli kullanılan, kaliteli markaların ürettiği deterjan, şampuan, krem, deodorant, tonik vb. ürünlerin kıvamı, ambalajı, etiketi, görünümü çok iyi taklit edilebilir ama kokusunun taklit edilebilmesi çok ama çok zordur.

ilave;
orijinal ürünün seyreltilip, kıvam, renk ayarı yapılarak piyasaya sürülmesi bile sağlıklı bir burundan kaçmayacaktır. koku maddesi seyrelmiş olacağı için bu durum anlaşılabilir.
herkesin bildiği üzere; bir üründeki bozulma da kokusu ile anlaşılır.
sanki cazorla sanki cazorla
"bileklerinde, parmak uçlarında, yanaklarında ve dudaklarında taşıyordu o kokuyu. her çığlığında, her seslenişinde ve her fısıldayışında kulağıma tatlı sözler, kokusunu üzerime bırakıyordu.

ne fenaydı.
ne acımadan yoksundu bu tavrı.
hiç düşünmüyordu o'ndan sonrasını.

o kalkınca oturduğu koltuktan, uzaklardan izlediği televizyondan çevirip de başını, televizyondan daha uzağa gidince, o kokuyla başbaşa kalan ben'in neler çektiğini bilmiyordu ki. gidiyordu ve geride bırakıyordu sadece.
bense şehrin sokaklarına atıyordum kendimi, hava soğuktu biraz daha soğuk'tan. kokusunun sindiği yerler üzerimdeydi, üzerim o kokuyordu, üstüm başım o'ydu.

gel zaman git zaman, zaman ne gitti ne de geldi. onu da getirmedi zaman.
ben her aklıma düştüğünde kokusunu duydum, her rüzgar üzerimi yalayıp estiğinde.. "
recai pengül recai pengül
hastalık hastası olma yolunda ilerlediğimi gösteren bir duyu. sonbaharın başlarında yolda yürürken sık sık aniden güzel bir koku almaya başlamıştım. etrafıma bakıyorum, kokuya sebep verebilecek bir şey yok, yanımdan parfüm sürmüş birisi geçse bile her gün aynı parfümü süren birisi geçiyor olamaz. ben de direkt teşhisi koydum kendime, hipokampus civarına yerleşmiş bir tümör eski güzel kokuları hatırlatıyor bana. teşhisi koydum ama bundan nasıl emin olacağım? vurayım kafama 3-4 defa sert bir şekilde, kokuda değişiklik ya da kaybolma olursa hemen koş acile.

neyse ki bir şey olmadı; sonbahar, şehrin her tarafında olan kestaneye benzer bir ağacın güzel koku saçma mevsimiymiş. kafama vurduğumla ve bana o dönemden yadigar kalan tümör korkusuyla kaldım ben de.
pelagos pelagos
beş duyudan biri.
insan hayatındaki önemini insanın evrimiyle bağ kurarak açıklamak mümkündür. şu an çevremizde bize kötü ya da iyi gelen kokuların hepsi bugüne kadar insanlığın nasıl bir süreç izlediğiyle alakalıdır. kokuya bilimsel olarak yaklaştığımızda kokunun tarihini incelemek, toplumsallıklarla bağını kurmak, fizyolojik olarak anlamını kavramak gerekiyor elbette.

"kokunun tarihi" kitabını almama neden olacak derecede önemli gördüğüm lanet olası duyu aynı zamanda.
insan ilişkilerinde ciddi bir öneme sahip olduğu için sürekli kokuların peşinden koşmak zorunda kalabilirsiniz. somut bir şeyden ziyade o kokunun duygusal anlamıdır önemli olan. sevgili kokusu, arkadaş kokusu, anne kokusu diye sıralanır alt alta. en beteri sevgili kokusuna alışmaktır. insanı psikopatlaştırır ayrıldıktan sonra.
yolda yürürken etrafı koklamak gibi,
yanınızdan geçen bir insanın kokusunu ona benzetip o insana yaklaşmak gibi,
onun kokusuna benzeyen bir kokuyu duyumsadığınızda sinirli sinirli çevreye bakarken çıldırmak gibi
garip şeyler yaşattığı görülmüştür.
timulze timulze
öğrenci evlerinde çok fazla gelişen duyulardan biri.

-çamaşırın kirli olup olmadığı çok önemlidir ve koklayarak anlaşılır.
-yemeklerin bozulup bozulmadığını anlamak için gerekir.
-kirli bardağın içinde en son hangi içecek vardı anlamak için gerekir falan işte.
belki de bunlar yanılsama lan belki de bunlar yanılsama lan
etkileyici bir zardanadam şarkısı.

ilk başta sen kokulu sabahlar ismi düşünülüyormuş şarkı için ama daha sonra koku yeterli demiş herifler.

eveet, bu boş bilgiyi de verdikten sonra şarkının sözlerini verebilirim.*

deli gibi özledim bugün,
ama söylediklerin bir kördüğüm.
seni kaybetmekten korkmasam,
umurumda bile değil ölüm.

deniz gözlerinde huzur bulduğum,
sıcak nefesinde kaybolduğum,
masum bir bebek gibi koynunda uyuduğum,
bir sevgili istedim bugün.

köle gibi çalıştım bugün,
ama hiçbir şey yapamadım öğündüğüm.
geriye ne kaldı diye sorarsan,
bu yalnızlık içine düştüğüm.

deniz gözlerinde huzur bulduğum,
sıcak nefesinde kaybolduğum,
masum bir bebek gibi koynunda uyuduğum,
bir sevgili istedim bugün.

ve aklımı başımdan alıp giden, sen kokulu sabahları özledim.

deniz gözlerinde huzur bulduğum,
sıcak nefesinde kaybolduğum,
masum bir bebek gibi koynunda uyuduğum,
sevgilimi özledim bugün.
kazein kazein
koku.. bnence kişiye özel bir şeydir. herkesin kokusu bir midir ? ya da herkes aynı kokuyu aynı güzellikte taşıyabiliyor mudur ? kimisinde beğendiğin parfüm belki de sana hiç yakışmayacaktır ha ? ten uyumu.. herşeyden önemlisi kendi kokun. insanın kendi kokusu kadar çekici ve masumca bir şeyi var mıdır ? bence kesinlike hayır. kim sevdiğinin kokusunun bilinç altına kazımıyor ki ? kim sevdiğinin kokusunu içine içine çekmiyor, zamanın bir an için durmasını istemiyor ? işte böyle bir şey bu koku.. tamamen özel ve insanı kendisi gibi yapan bir şeydir. onu özel kılandır..
madeleine akaino madeleine akaino
bir kitap ve bir filmdir.
(bkz: perfume)

ayrıca, nedense hoşlandığım insanın iyi bir arkadaş, takdir ettiğim bir insan olması yerine benim için o tahta kurulmasının sebebi kokudur.
bir şekilde beni etkisi altına alır o koku, o adamın yanından ayrılmak istemem, pek çok kişinin arasında onu ayırt etmemi sağlar.
ayrıca kokunun en çok yoğunlaşacağını bildiğim boyun bölgesi üzerinde hain planlarım, kaçamak bakışlarımın oluşmasını sağlar.

(bkz: çaktırmadan bir adamı koklamak)
(bkz: hani insanlar konuşa konuşaydı ya)
anlat bakalım şehrazat anlat bakalım şehrazat
burnu normalden biraz daha hassas olan bireyler için hayatı zorlaştıran şey.
özellikle yazları toplu taşıma araçları kabus olur. burnuma ıslak mendil bile tıkmışlığım vardır bu yüzden.

herşey koku ile hatırlanır.
her insan, her nesne koku ile misafir olur hayatınıza.
kar kokusu, fırtına kokusu, sabah ayazı kokusu, huzursuz bir evin kokusu, kahve kokusu, frezya, beyaz gül (kırmızı olmayacak, illa beyaz)
hep birilerini, bir şeyleri anımsatır, ağlatır, güldürür, hüzünlendirir.
koku insanın geçmişidir peşinden yürüyen.
trink trink
bazen sizi alıp götüren mucizevi his.

böyle bir koku gelir. tanıdık mı ne?
daha bi çekersin içine, kapatırsın gözleri...
"neresi burası? neyi hatırlatıyor bana bu koku?" diye düşünürsün. bazen tam tamına bulursun bazen de cevapsız kalır; ama sebepsiz yere mutluluk verir.
pipelette pipelette
dünü bugün yapabilme yetisine sahip olan, bir çeşit ilkel zaman makinesi. koklarken hafıza ırmağınızdan dalgalar taşar ve gözlerinize kadar uzanır. olmak istediğiniz yer bir göz kapımı uzaklıktadır sanki ama asla gidilemeyecektir. güzel bir ânı izleyen üzücü bir anı...
2 /