komedi

nasreddin i haha nasreddin i haha
güldürerek mesaj vermeyi amaçlayan tiyatro türüdür.
özellikleri aşağıdaki gibidir.

* konu günlük hayattan ve sosyal olaylardan seçilir
* kahramanlar sıradan insanlar, eğitimsiz veya sonradan görme kişilerdir.
* üslupta kusursuzluk aranmaz, argoya bile yer vardır
* çirkin, kaba olaylar seyirci önünde sergilenebilir.
* yer- zaman- olay birliği kuralına uyulur.

komedi tiyatro türü üçe ayrılır.
karakter komedyası: insanın gülünç, eksik yanları anlatılır.
töre komedyası: toplumun gülünçlüklerini anlatır
entrika komedyası: olayların merak uyandıracak şekilde anlatılması.

en ünlü komedi yazarları;
eski yunan'da, aristophanes
fransız edebiyatında, moliere
karyoka karyoka
şu anda sözlükten izlediğim, her perdeyi adım gibi ezbere bildiğim konusu cilveleşmek olan bir tür komik gösteri.
hadi bakalım hayırlı işler!
ultras lan ultras lan
türkiye'de en sevileni bol küfürlü olanları. sokaktaki adam sik taşak muhabbeti çevirdiğinde "abazan", ünlü biri bir şey dediğinde "hehehe". ne hehehe mına koyim?
fark ettim fark ettim
yeni çıkan fragmanlara ve son dönem yerli komedi filmlerine bakıyorum da hepsinde aşağı yukarı aynı denklem kullanılmış.

ferhan şensoy'un kitabında mizahın özünün tekrar olduğunu okumuştum. evet mizah yapmak istiyorlar ve güldürsün diye durmadan aynı durumu, aynı kelimeleri, aynı cümleleri tekrarlıyorlar. hem film içinde hem de tutmuş bir espriyi başka filmlerde... berber dayamasına güldük bitti gitti. yok artık iki de bile kullanıldı yuh!

bir de tokat var. hangi filmin fragmanını izlediysem tokat da tokat! tokatla bir başlıyor fragman, insanların üzerine atlama, bağırma, yumruklar, kalabalık tayfaların birbirine girmesi... artık fragmanlardaki "şak şak şak" tokat seslerinden şüpheleniyorum, yönetmen acaba komik film yaptım diyerek kendini mi tatmin ediyor?

aydemir akbaş'ın olaylı videosundan sonra kendisini biraz araştırdım. hakkında hiçbir şey bilmiyordum, mektepli oluşunu dahi yeni öğrendim. avam filmler çekmiş, ibo ile baya dizi yapmış; ama sokaktan çevrilen gel de oyna denilen alelade bir insan değilmiş. kariyeri kendi tercihidir, küfürbazlığı ve sinirliliği kişiliğidir, sevilir sevilmez bir şey diyemem. şu sözünü beğendim "komedyenlik bakmaktır, tiptir. bir kere sıcak tiptir, elektriği yoksa olmaz. bizim de üstadımız şarlo'dur. ezilmiş, hor görülmüş, itilip kakılmış, toplum dışı edilmiş, işsiz bir tiptir" doğru bir söz daha önce başkası tarafından söylendiyse bilmiyor, ilk kez röportajında okudum. recep ivedik tipine girmeyeceğim, seveni sevmeyeni tartışmaları aldı başını gidiyor. cem yılmaz'dan örnek verecek olursak arif karakteri de böyle ve çok sevildi, ali baba ve yedi cüceler filmindeki karakteri de böyle pek sevilmedi. ama illa bir yerde hor görülme, itilip kakılma var. bu hor görülme kör göze parmak sokar gibi olmasına gerek yok "feyk bunlar" gibi arif'in tutuklu olması gibi... insanlar kendilerini daha çok bağdaştırıyor. tamam yapılsın yapılsın da artık olaya şive ve alaturka katacağız diye bunun da içine etmeye başladılar. bir karakter görüyorsun, çağdaş da denmez modern de denmez ne bileyim uygun bir kelime bulamadım alafranga bir özelliği olan diyeyim, "ben o hareketi onun için yapmadım" minvalinde sözlerle komik yapılmaya çalışılıyor. az önce bir fragmanda gördüm "ayağımı onun için oraya koymadım" diyor. bir de şive kat tamamdır. alaturka alafrangayı yendi. hacivatla karagöz olmuyor bu maalesef yahut kavukluyla pişekar... artık insanlar birçok ulusun medeniyet için yaptığı sanat, bilim, estetik konularıyla dalga geçer oldu.

son olarak bir iki senarist ve yönetmen var özellikle onlar, birisi iyi eğitim aldığı için diğeri de açıktan okuduğu için öğretmenlerle baya dalga geçiyor. yapmayın yahu! cinsiyetçi espriler gibi bu esprilere de tepki göstermek gerekli. zaten eğitim kalitesi diplerde, zaten atamayan gencecik insanlar intiharın eşiğinde, eğitimli insanlar başka işlerle uğraşırken alakasız tipler okulda öğretmen... sen bir de öğretmenlerle dalga geç. aferin açıktan okudun, hayat okulu seni adam etti, öğretmene ne gerek var para kazanıyorsun işte. aferin köy öğretmeni ile dalga geçtin ahahahahahaha çok güldüm(!)

bu işleri kaliteli yapanlar var. sanat yönetmeni, görüntü yönetmeni, müzikler, efsane oyuncu seçimleri... emek, para, zaman harcanıyor. kimisi de yüzüne bakılmaz halde. komedi filmleri için hep aynı denklem ortada dolanıyor hep aynı matematik işliyor gibi.

ne tokat bitiyor, ne doğu-batı çatışması adı altında belli konularla dalga geçme bitiyor, ne şive/ağız ile dalga geçme bitiyor (en son ülke sınırlarını aştık azerbaycan şivesi ile dalga geçen film geldi), ne de farklı tatlar pek deneniyor.

mizahın özü tekrar da on yılda yüz küsur komedi filmi vizyona girdiyse eğer çoğunluğu aynı şeyi tekrarlıyor. komedi filmlerinin hali sanırsam daha komik.
lö şuhane lö şuhane
acziyete-aptallığa gülenlerin kibirlerine teslim edilmemesi gereken, mutluluk hormonunu tetikleyici bir opsiyondur.
(bkz:ofansif mizah) (bkz: alay).


-refleksi gülmeleri yumuşak huylu görüp- nelere güldüğümüz veyahut gülmeye alıştığımıź şeyler; kendimizi bize satacak tecrübelerdir.



zekanın doğurduğu komik, saldırgan olmayan ama taş-gedik ikilisini tatmin eden, aşağılayıcı kelimeler yerine yüceltici kinayelerle tatlandırılan mizaha gülmeye başladığımda kendimi iyi hissediyorum. bakın bu da kibirdir. kibrin kişiye faydaları kısmında işlenmesi gereken.