konfor alanı

stylebrisbane stylebrisbane
kişinin doğumundan itibaren içinde olduğu çevrenin de katkısı ile ve aldığı eğitimlerle de biriktirdiği, alışkanlıklarının oluşturduğu fizyolojik ve çoğu zaman psikolojik, görünmez, ama kişinin içinde bulunduğu alan.

yıllık iznini hep aynı bölgede ve aynı otelde geçirmek... hep aynı sinema salonunda film izlemek... hep aynı restoranda hep aynı tür yemeği yemek. spor yapmaya karar vererek spor kulubüne bir yılılğına üye olup aidatları ödemeye başlamak ama ilk 10 günden sonra bir daha uğramamak konfor alanından çıkmaya üşenmek. aynı arkadaş ortamları içinde olmak ve kendini konforlu hissetmek çevreyi genişletmekten çekinmek, genişletmemek, yeni kişilerle tanışmaktan kaçınmak konfor alanı içinde kalmayı seçmek. karşı cinsten hoşlandığın birisine bunu belli edememek, açılamamak, konuşamamak, konfor alanından çıkamamaktır.

konfor alanından çıkmaya çalışmak, alanın dışına göz atmak veya alanın dışında bulunmak çoğu kişi için psikolojik bir ızdırap (derecesi kişiden kişeye değişir) olmaktadır. bununla beraber konunun üzerine gidip ilk acılara katlanıldığında kişi şunu görür; bu acılar tıpkı bedensel egzersize yeni başlamış olanlardaki ilk 10 günlük kas ağrıları gibidir ve dayanıldığında geçer. bu ise özgürlüğe bir adım daha atmaktır, konfor alanının genişletilmesidir...

dünya ne sanıldığı kadar küçük ne de sanıldığı kadar büyüktür keşfedilmek için burada bizi beklemektedir.

dünya bir adım ötemizde değildir, biz onun üstündeyiz ve adım attığımızda o da bize doğru bir adım atar. konfor alanımızdan çıkmamız için pasaport isteyen gümrük memurları da yoktur varsa bile bu ancak kişinin kendisidir. konfor alanlarından çıkmayan kişiler kendi hayatlarının sınırlarını çizmekte ve kendi gümrüklerinin memurluklarını yapmaktadırlar. konfor alanından dışarı doğru atılan her adım kişisel sınırlırı aşmaktır, ama fizyolojik ama psikolojik olsun özgürlüğe doğru atılan birer adımdır.
ardıçdede ardıçdede
bülent ortaçgil'in pencere önü şarkısını dinlediğimde aklıma gelen kavram

pencere önünde arkadastan ayrı
porselen saksıda bir süs çiçeği
evin hanımı her akşamüstü su ve güneş sunar entellektüel...

pencere önü çiçeğine
ne ansızın yağmur ne gökkuşağı
ne dipdiri sabah, gökkuşağı

ne şebnem görmüştür
ne kırağı tanır
ama iyi konuşur kitap gibi...
rastgele çiçeklere arada bir bakar
cansız cam ardından
tül perdelerden...

pencere önü çiçeğine
ne mecburen güneş
ne kara kış
ne dopdolu bahar ürpertisi...

zorlu bir rüzgarla boynu hiç kıvrılmaz
haylaz çocuklarca hiç koparılmaz
gece çökünce açılır lambalar
öteki çiçekler ayışığındalar...

pencere önü çiçeğine
ne ansızın yağmur ne gökkuşağı
ne dipdiri sabah, gözyaşı...