konsensüs

dumrul dumrul
bireyler ve kurumlar açısından mümkündür ama toplum açısından net bir yanılsamadır. bu yanılsamanın yaratılması için üzerinde uzlaşılması beklenen şey ya kadimleştirilir, ya kitleselleştirilir. bunlar meşruiyet aracı olarak kullanılan palavralardır.

hemen örnek verelim. türk silahlı kuvvetleri kaç yaşında? tskya göre en az 1000 yaşında. bunun gerçeklikle ilgisi ne? kurumsal yapısı en fazla ikinci mahmuta kadar gider. bu kısa bir süre mi? kurumsal geleneklerin oturması ve o kurumun güçlü - zinde kalması için 200 yıl yeterli bir süre değil mi? elbette yeterli bir süre. modern devletin dolayısıyla modern ordunun ve modern kurumların ortaya çıkışı zaten dünya çapında taş çatlasın 250 senelik bir olay. bizde geç kalınmış bir şey sayılmaz. ama toplumu bir şeyin etrafında birleştirmek için bütün bir geleneği kapsamanız gerekiyor. hele ki siyasete her dönem müdahale edip duran bir yapı etrafında konsensüs sağlamak daha da zor.

kurtuluş savaşında ve cumhuriyetin kuruluşunda ordunun meşruiyeti güçlü olmasa zaten her şey baştan yatardı. sonrasında ise darbeler aklımıza gelmeli. iyi kötü toplumun seçtiği, meşruiyetini seçimlerden alan hükümetleri deviriyorsan "cumhuriyeti ordu kurdu" demekle olmuyor. hele hele 12 eylül gibi cumhuriyetin temel dinamiklerini bozguna uğratan bir darbede bu kadimleştirme çok daha önemli hale gelir. şimdiye bakalım. geleneksel ordu yapısı belli teamüllere göre ortaya çıkıyordu. harp okullarından al teşkilatlanmaya ve yükselme koşullarına kadar her şeyi ikinci mahmuta uzatmak mümkündü. bu zincir 2007den itibaren akp ve fetö tarafından bozuldu. 2011 yaş toplantısı bu dönüşümün en önemli noktalarından biriydi ama hala eski kurumsallığın kalıntıları vardı. onu da 15 temmuz sonrası askeri liselerin, harp okullarının, gatanın kapatılmasıyla tamamen hallettiler. teknik olarak bugün bir parti aparatına dönüşen tsknın da o gelenekle hiçbir ilgisi kalmamıştır. pekii bahsettiğim kadimleştirme olayı olmasa akpnin aparatına dönüşen tsknın meşruiyeti nasıl sağlanacak? sağlayamazsın.

kadimleştirmeye ikinci önemli örnek islamdır. dünyadaki en eski yapı kabe imiş. ilk din islammış. allah ademe çiftçiliği öğretmiş falan filan. tamamı deli saçması lan, gerçekle en ufak bir ilgisi olmadığını kolayca kanıtlayabileceğimiz bu söylemlerin amacı ne? hadi genel olarak islamı değil de türklerin islamlaşmasını ele alalım. konsensüse dayalı meşruiyeti sağlamak için bize anlatılan masal ne? türkler zaten tek tanrı inancına sahiplermiş. sonra islamla tanışınca "aaa biz zaten buna inanıyorduk hadi müslüman olalım" demişler... gerçek ne? eski türk inancı zebil gibi tanrı kaynıyor. türkler katledile katledile müslüman yapıldılar nihayetinde de geleneksel kültürleri tamamen yok edildi. türk mitoloji atlası başlığına bakın.

aksi doğruysa her satırından pagan inancının unsurları fışkıran dede korkut hikayelerine allah, kitap, azrail vs vs niçin dolduruldu. burada bariz bir yıkım var. bunun aracı da işte türklerin geçmişte bambaşka ve muhtemelen çok daha güzel bir hayat yaşadıklarını unutturmak.

kadimleştirmeden sonra ikinci manipülasyon aracı çoğunluk illüzyonudur. bunu da en net şekilde din hususunda görürüz. türkiyede dinin toplumsal yaşam üzerindeki gerçek etkisi nedir? yanlış hatırlamıyorsam 2012de yapılan bir araştırmaya göre dünyada pratikan dediğimiz dini ritüelleri aktif olarak yerine getiren dindar oranı açısından dünyada en az dindar olan 5 ülkeden biri türkiye.

nüfusunun yüzde 50 - 60ının ateist, agnostik ve deist olduğu ülkelerden bile daha az bir dindar nüfusumuz var. çünkü oralarda kendini dinli olarak ifade eden nüfus gerçekten dinli olabiliyor. bizdeki gibi çakma dinli değil. şimdi böyle bir ülkede kurumları, devlet politikalarını, eğitimi filan nasıl dine göre düzenlersin? konsensüs palavrasıyla düzenlersin. ülkenin yüzde 99u müslüman diye bir palavra uydurursun. bunu mutlak gerçek gibi yutturursun. böylece yüzde 99 sopasını sallaya sallaya bu yapay konsensüs üzerinden dilediğin her boku yersin.

bizim ev zencilerinin düştüğü tuzak da budur. dinimiz amin. bitti... siyaset yapan herkes artık bu yüzde 99a oynar. her kesimin söylemi dinselleşir ve böylece konsensüs palavrası daha kolay satabilir hale gelir.

yani senin din sanki çok süper bir şeymiş gibi takılman bu sürecin olmazsa olmaz bir parçasıdır. bunun sana dönüşü ne? bir avuç zırtopoz senin hayatına ve yaşam biçimine her şekilde müdahale edebilir hale geliyor.

bunların sesi nasıl böyle yüksek çıkabiliyor hiç düşünmüyor musun?

en ama en basiti türkiye de konser yasaklarının yaygınlaşması olayı. bunun arkasında ne var?

twitter.com

şunu da okuyun:

twitter.com

sonra şunu okuyun:

"diyanet i̇şleri başkanlığı, 15 ağustosta tüm müftüleri 'acil' ankaraya çağırdı. basına kapalı gerçekleşen toplantıda müftülere ''burada konuşulanlar sızarsa hepiniz sorumlusunuz'' ve "seçime az kaldı, herkes sahaya insin. kaybedersek hepimiz kaybederiz" denildiği iddia edildi."

twitter.com

sen artık şunu seve seve düşünmezsen bunlar sana başka şekilde düşündürecekler: "bu dinin sana ne faydası var? bu din senin hayatına ne katıyor? bu din senin hayatından neler çalıyor? sana, topluma, ülkeye, insanlığa zerre kadar faydası var mı? bak güvercin bokundan çok güzel gübre olur ve oradan bir hayat yeşerir. bu dinin insanlığa güvercin boku kadar bir faydası var mı? siz bir ülkeyi yok etmek isteseniz onun nelerini sabote ederdiniz? eğitim ilk sırada değil mi? ana okulundan üniversitesine her okul imam hatipleştirilerek eğitim sahası din aracılığıyla tamamen tahrip edilmedi mi? bilim diyelim. evrime savaş açarak neyin bilimini yapabilirsin? kültür - sanata ne oldu? lan ekonomiyi al. nas mas diyerek ülkenin batırılmasında yine bu islami sözde hassasiyetlerin rolünü göremiyor musun?

en aptal insanın bile kolayca görebileceği gibi bu ülkenin yıkımında, türk kültürünün tamamen yok edilmesinde koç başı olarak kullanılan şey islamın kendisi değil mi? o zaman senin yapman gereken şey hiçbir kaynağını okumaya tenezzül etmediğin, hiçbir kuralını hayatına uydurmaya yanaşmadığın islamı kimlik olarak kendine yapıştırmaya devam etmek mi yoksa onunla hesaplaşmak mı?

şu hayatın üstüne, şu ülkenin başına gelenler hakkında bir düşün artık be kardeşim. celladına bu kadar yapışmaktan ne karın var senin? 21 yılda 35,5 milyar dolar gömdüğümüz diyanet işleri teşkilatının bütünüyle akp propagandası için sahaya indirilmesini dahi dinden bağımsızmış gibi yansıtmaya devam mı edeceksin? o cemaatleri, tarikatları, islami terör örgütlerini filan ona buna ittirmeye ne kadar devam edeceksin? kırbaç sırtında şaklamaya başladığında hala "gerçek işlam bu değil" diye bağırmaya devam mı edeceksin?

bu konsensüs oyununu bozmadan bu ülkede neyi nasıl onarmayı düşünüyorsun?
bu başlıktaki 9 giriyi daha gör