konuşanı dinlerken sıkıldığını belli eden insan

deep thinker deep thinker
göz temasını keser, göz yuvarlar, gözlerini devirir, kafasını başka yerlere çevirir, belirgin bir şekilde başka bir şeyle (telefon vb.) ilgilenmeye başlar derin nefes alır iç çeker araya girer söz keser.

yaptığının kabalık olmadığını veya karşısındakinin bu kabalığı hak ettiğini düşünür.
anlattıklarımdan çok anlatacaklarım var anlattıklarımdan çok anlatacaklarım var
eğer samimi biriyse "ya bi sus artık" denebilir. samimi biri değilse sıkıntı orada başlıyor asdfgdsa ama esas problem ne biliyor musunuz? konuşurken, karşısındaki insanı sıktığını anlamayan insanlar. bir insan hiç mi anlamaz karşısındakinin içi mi sıkıldı, ruhu göğe mi yükseldi.
rene rene
samimi biri değilse bunu yapmayın. iki dakika vücut dilinize mimiklerinize hakim olun ve o kişiyide kırmayın iyi niyetli olan budur. ama nerde o eski istanbul kibarlığı, iletişimde detaylara önem veren inceliklere dikkat eden insanlar, öküz oldu herkes. birde bunu herhangi bir iş için gittiğiniz yerdeki kadınlar evet cinsiyetçi diyebilirsiniz yaşadığım bu çünkü kadınlar en çok yapıyor, erkekler belki ürküyor veya fazla ciddi geliyorum bilemeyeceğim ama kadınlar bu konuda favorim. hatta geçen mel ile konuşurken bunu mel yapıyormuş tabi ben farketmedim, kendi nişanlısı bunu ikaz etmiş abin konuşurken telefonu falan neden kurcalıyorsun dinlemiyorsun diye.
benim, çevremde konuştuğum iletişim kurduğum insanların ağızlarından çıkacak cümleleri veya şöyle söyleyeyim verecekleri tepkileri ve cevapları onlar daha söylemeden %95 oranda doğru tahmin etmek gibi pis bir özelliğim var. ama bir kere bile konuştuğum kişiyi kıracağımı korkarak bunu belli etmedim, aksine vücut dilim ona cesaret verir, konuyu uzattıkça uzatır ilgimi çektiğini düşünür ve rahatlardı. onu rahatlatmanın huzuru ile bende yoluma devam ederdim. nerde bu ince düşünceler değil mi? sen daha önemlisin zamanın önemli senin, senden senin günlük rutinin aynından, okuduğun kitapları aynı sırada okuyan, akşam eve geldiğinde aynı şeyleri yapan belki 10 bin insan vardır bunu biliyor musun? nedir bu kadar kendini özel hissedip kendi türünden bir başkasını umursamayıp iki kelamı dinlemeden vücut dilini salmak. öfler püfler, oraya buraya bakmalar, gözünü kaçırmalar. kardeşim o zaman söyle işim var benim de elini hafifçe uzat "dur" yapar gibi, bi işim var de, şu an acayip gazım geldi uzaklaşmam lazım lütfen de ne bileyim biraz empati kur onu kırmadan uzaklaş.
yemekten çıkan kıl yemekten çıkan kıl
bir de bunun siz bir şey anlatırken devreye 3. bir kişinin girmesi ve muhatap kişinin onla konuşmaya başlamasıyla anlattığınız şeylerin adeta pic olması, sizin de orospu olmanızla sonuçlanan versiyonu var. allah göstermesin zordur. yaşamayan anlamaz.
ms psilosibin ms psilosibin
bizim patron.

geçenlerde bir müşterimiz geldi yurt dışından, iki de bir de ofluyor pufluyor saatine bakıyor.
adama bir "çık git" demediği kaldı.
ilginç adam vesselam.
frakiyskiy frakiyskiy
açıkçası bazı insanlar o kadar bilmişler ve o kadar konuşmayı seviyorlar ki her konuda bir fikirleri ve yorumları var. böyle olunca bu tip insanlar bir süre sonra çekilmez oluyorlar. siz bildiğinizi sandığınız ama uydurduğunuz şeylerle cool olduğunuz sanıyor olabilirsiniz ama cidden itici ve sıkıcı. çok konuşmak iyi değil.

bazende elektrik alamadığın bir insanın konuşması da ilgi alanın dahi olsa sıkabilir.

bazı insanlar da gerçekten çok sıkıcılar.

bu insanlara neden katlanılmalı? ahlaki sebeplerden ötürü mü? öyleyse neden bu insanlarda biraz ahlaki sebeplere uyarak bizi boğuyorlar? ben saatlerce hiç susmak bilmeyen, sevmediğim ya da cidden sıkıcı konular konuşan insanlara neden sürekli katlanmak zorunda olayım? hadi ilk bir kaç sefer zaten mazur görülür, ama bunlar devamlılık ettikçe esas kaba olanlar sıkıldığını blli edenler değil, sürekli konuşma çabasında olan insanlardır.
nitelikli unsur nitelikli unsur
birtakım insanlara karşı yapılması gereken eylem. neden derseniz; işyerimde bir eleman var, bu adam gelip gelip soru sorar ve siz cevap verirken ona gerekli olanı aldıktan sonra sizle ilgilenmeyi keser. şöyle ki sizi odasına davet eder ve sonra bilgisayara dönüp sizi yok sayar. bu adamla buna benzer iki üç olay yaşadıktan sonra artık her defasında sıkıldığımı belli ediyorum. hoş değil belki ama 35 yaşında bir insana bunun nedenini anlatmam bence daha nahoş bir durum olurdu.
selimciğim selimciğim
sanki herkes dinlemekten ölecek, bu kalacak damızlık olarak. canı çok tatlıdır şerefsiz evladının. her türden saygısız eylemde bulunmaya hakkı var çünkü dünyanın bütün kuşlarının göç yollarını planlıyor o esnada.

hele bir göz devirme hareketi var ya hani, beni köyümün yağmurlarında yıksınlar. allahtan empati altın vuruşu yapmaya alışkın olduğum için bu senaryodaki mağdur "konuşan" olmadım hiç. ama dinleyen olduğum zaman bile tepem atıyor.
çobanyıldızı çobanyıldızı
icinde bulunulan durumlara gore farkli yorumlanmasi gereken bi mevzu bence. dinlemek iletisimin en onemli unsurlarindan biri. sadece iletisimin dogru kurulmasini saglamaz, ayni zamanda sizin hakkinizda bazi bilgiler de verir. ama karsinizda susmak bilmeyen biri varsa ve sizin ne dusundugunuzu onemsemeden sadece kendi fikirlerini aktariyorsa bi yerden sonra cekilmiyor. oyle cekip gidemeyecegim bi ortamdaysam ben cogu zaman yapiyorum boyle hareketler ama planli yapmiyorum. yani demek istedigim, boyle soylenildiginde dinleyicinin ayipli davranisiymis gibi duruyor ama konusulan kisinin de cok fazla etkili oldugu bi durum.