kore dizileri

1 /
casillasmania casillasmania
efendim vardır böyle bir hakikat. gerçekten fanları müdavimleri var bu dizilerin. trt soktu hem de hayatımıza. benim açımdan olaylar şöyle gelişti. herşey hormonları beynine fazla gelen kuzenimin geçen iki bayram tatilini de evimizde geçirmesiyle başladı.kendisi trt'de yayınlanmış tüm kore dizilerinin müdavimi olarak, dizileri tv'de izlemekle yetinmeyip,bir de internetten izlemeye kalkınca acı gerçekle yüzleşmek zorunda kalmıştık. ısrarla her bölümünü büyük bir ilgiyle izlediği dizide ne anlatıldığını bir kenara bırakın kimin kim olduğunu dahi anlamazken ben, o, kız mı erkek mi belli olmayan birine ayılıp bayılmaktaydı:

kuzenim: k
ben: b

k: yul! canım benim yul!
b: iç ses: (yul mu? isme bak yul.) kim bu yul?
k: prens. canım benim yaaa...
b: bu tıfıl mı prens? prenses değil miydi bu?
k: abla ya dalga geçme. çok yakışıklı çocuk!
b: çoookkk...kız gibi maşallah.
k: ıyy.! pis şin, gıcık oluyorum bu çocuğa.
b: e demin bayılmıyor muydun sen buna?
k: hayır bu şin, şin kötü çocuk.
b: allah allah nasıl ayırt ediyorsun,bunların hepsi birbirine benziyor.
k: ya hiç de benzemiyor yul daha yakışıklı.
b: bilmem, ifadeleri bile değişmiyor bunların. neye sevinip neye üzüldüklerini bile anlamıyorum, sen nasıl anlıyorsun. valla aşmışsın ne diyeyim.hem senin yaşındakiler mtv türkiye'ye ya da fashion tv'ye bakar, sen trt'ye mi bakıyorsun?
k: o dediklerinde koreliler var mı?
b: ! *

kendisinin bu hastalıklı tutkusunu tatil bitişinde kendisiyle birlikte götüreceğini zannederken ben, o bu hastalığı anneme de geçirmiş.gerçeği, bir öğle üzeri eve geldiğimde, annemi tv nin başında sarayın rüzgarı'na bakarken bulduğumda öğrendim. kadıncağız çayını demlemiş koymuş yanına, trt'yi de açmış aynı hipnoz olmuş yüz ifadesiyle tv ye bakarken sordum:

- anne anlıyor musun sen bunları?
- üff! kızım anlamayacak ne var!türkçe seslendiriyorlar ya işte.
- hayır onu demiyorum yani nasıl ayırt edebiliyorsun bunları?
- haa, bak bu dae so. bu çocuk biraz daha esmer. bu kral, sakalı var. bu kötü adam sayhan seslendiriyor...
- vaay, isimlerini de biliyorsun.
- evet izleyince alışıyorsun.
- iyi tamam, onu sakalından bunu bıyığından tanıyorsun. ya kadınları nasıl ayırt ediyorsun? üstelik hepsi aynı kıyafeti giyiyor ve birbirlerine çok benziyorlar.
- aa... ne var anlamayacak? bak bu songena. gamzesi var. bu kraliçe, gözleri daha şehla, bu ana kraliçe...
- hııım...anladım. e dizi nasıl güzel mi bari?
- ayy hem de nasıl, bizimkiler gibi mıç mıç değiller en azından. öpüşmüyorlar bile.
- hakkaten güzelmiş.

gariptir ama bu hastalığın sadece benim ailemi değil etraftan birkaç tanıdığı da sarmasıyla beraber kore dizilerinin de artık hayatımızda yeri olduğunu kavramış bulunmaktayım. o değilde müzikleri gerçekten çok orjinal. işte bunu herkese tavsiye edebilirim.
kuroneko kuroneko
birçok kore dizisi kısadır. 15-16 bölümde biter ama tadında biter. reytingler uğruna mundar olmaz. bu yönüyle çok tebrik ederim onları.
msnobodyinacrowd msnobodyinacrowd
çoğu güzel dizilerdir.eğlenceli ve duygusaldır.bazıları saray hayatını anlatır.cinsellik ön planda olmaz kore dizilerinde.en fazla yirmibeş bölüm çekilir bir kore dizisi.bokunu çıkarmadan bitirmeleri de diziye daha çok bağlar insanı.en beğendiğim ve hiç sıkılmadan izlediğim;
(bkz: boys over flowers)
mabelelf mabelelf
benzer konular etrafında dönen eğlenceli yapımlardır.genellikle kız fakir ama şirin oğlan ise zengin ve havalıdır.bazıları saray yaşamını anlatır.
diskoda panik diskoda panik
(bkz: drama)

film gibi dizilerdir. yani, belirli bir konuyu anlatır ve bitirirler. dizinin başında kız ve çocuğun aşkı anlatılıyorsa, dizi onların aşkıyla biter. kavuşurlar-kavuşamazlar ayrı, ama türk dizileri gibi iki sezonda 10 sevgili değiştirmezler. hatta ikinci sezonu bile çekmezler. tadında bırakırlar.
melankolikbuzagı melankolikbuzagı
insanda alışkanlık haline gelirler. sonunu görmeden uyuyamam dedirten cinstendirler. az çok tahmin edersiniz aslında sonunda ne olacağını ama bu yine de bitirmeden uyuyamama/bırakamama duygunuzu bastırmaz. ayrıca şahsi fikrim olarak kore insanlarının toplumsal ahlak anlayışlarından ötürü de bir sempati duyarsınız çünkü türklerin anlayışına oldukça yakındırlar.
höboo höboo
kısa süren, sevimli mi sevimli,sonu güzel biten,aşk dolu dizilerdir.her dizide mutlaka erkek kızı sırtında taşır ,en başta birbirlerinden nefret ederler, tesadüf zinciriyle birbirlerini tanırlar.aa sen* denilir hatta ve ya gene mi sen * .bir şekilde birbirlerini her gün görme durumunda yaşamaya başlarlar.bir süre sonra da birbirlerine ilginç geldikleri için aşk olurlar.kızlar genelde tatlı mi tatlı,kısa boylu zayıf mi zayıf hafif etli yanakları olan ota boka mutlu olan ,bakışlarıyla bile erkeği kendilerine aşık edermiş gibi davranan kızlardır.özlerinde hep iyilik yatar.erkekleri ise genelde yakışıklı uzun boylu kaslı bir vücutları olan erkektir.ya çok çapkın olurlar ya da gruplarının en soğuğu şeklinde bir izlenim verirler.
ne kadar çok şey anlattım.neden bunları paylaştım bilmiyorum da zaten.ama ne yapayım izliyorum seviyorum paylaşmak istedim .
yukinohana yukinohana
kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz sıcacık dizilerdir onlar. 16 bilemedin 25 bölüm kadar olurlar sadece ve özünde bırakıp bitirirler diziyi. dizi bittiğinde genellikle kocaman bir tebessüm olur yüzünüzde.
meyzen meyzen
ortamlarda ve literatürde "kdrama" diye geçen dizilerdir. buyrun burdan da yakın (bkz: kdrama)

kore dalgası'nın (`hallyu) başlatıcılarındandır bu diziler. güney kore popüler kültürü dünyaya bu diziler sayesinde bilinir hale gelmiştir. henüz genelleyebilecek kadar fazla dizi seyretmedim ama izlediğim kadarıyla `kore sineması` ne kadar sofistikeyse bu diziler de kendi çaplarında öyledirler. izlediğimiz türk ve amerikan dizilerinde artık görmezden gelmeye başladığımız mantık hataları yoktur mesela bu dizilerde. en ufak ayrıntıya bile geri dönülür beş ya da on bölüm sonra, şaşıp kalırsınız. hani temayı, senaryoyu filan geçtim, bu haliyle bile takdire şayandır çünkü seyirciyi mal yerine koymazlar. kısa sürdüklerinden (15-25 bölüm) olsa gerek, çok da özenli çekilir her bölüm.
sinematografi açısından da epey fark atmışlardır diğer ülke dizilerine, diyalogları unutsanız da dizideki atmosferi pek unutmazsınız izledikten sonra. uzakdoğu'nun her bi şeyinde olduğu gibi bu dizilerde de sembolizm ön plandadır ve o sembollere devamlı atıfta bulunulur (bu semboller çok derin anlamlar taşımasa da). seyircinin aptal yerine konmadığı noktalardan biri de budur zira. bazı şeyler söylenmez, seyirci anlar.
"yaptım oldu" mantığından ziyade "şuna şuna dayandırdım" mantığına dayalıdır. bu hem dizilerin konusu hem de karakterlerin davranışlarının açıklanması açısından böyledir. mesela kötülük yapan karakterlerin bile kötülükleri bir temele oturtulur, karakterlerin geçmişlerine atıflar yapılır.
genel itibarıyla konular klişedir evet, ama işleniş bakımından klişe yaftasını yapıştırmamanızı öneririm - mazallah bir kdrama hayranı çıkıp alnınızı karışlayabilir. alttan alta bir masal havası sezilse de bazen gerçekler öyle bir vurulur ki yüzünüze, ona da şaşırıp kalırsınız. (bu konuya işin ehli olduğumda geri döneceğim.)

lafı daha fazla uzatmayayım, zira ben de yeni girdim bu dünyaya. zaten bir sene önce antropoloji derslerinde bile işlendiğini gördüğüm bu kdrama meselesine böylesine geç uyandığım için şu anda kendimi tokatlamaktayım.
özetle, ilk izlenimim - dizi izleyenlerin - bu dizilere kesinlikle bir şans vermesi gerektiği yönünde.
1 /