korku

2 /
iao iao
tüm günahların tohumudur. tüm yanlışların efendisi, aslında bir günah keçisi aynı zaman da da bir kaçış yoludur. hele kendini bilen için en güzel sığınaktır.

her türlü duygunun özüdür. sevgi, öfke, mutluluk, şefkat, hırs, tiksinme. hepsinin babasıdır. çocuklarını hem çok sever hem de çok nefret eder.

seven insanın arkasında durur her zaman. seviyordur çünkü yalnız kalmaktan korkuyordur, aşıktır çünkü kimsenin onu asla böyle anlayamayacağını bildiği gerçeğinden korkuyordur. en önemlisi herkes bir olmuşken o tektir. o yüzden sever. o yüzden yalnız kalamaz.

sevdikten sonra onu elde eder. ruhunu emer, özüyle birleştirir. ama bunun sonu nedir ki? ya bir gün o meşum an gelirse? ya ruhuyla bir olmuş bir parça oradan ayrılıp kendi kaderini tayin etmek isterse? sevdikten sonra da kendini zehirlemeye devam eder ve gene "korkar". "korkar".

onu kaybederse sevgi nefrete dönüşür. kayıp, gücün kaybı. gücü kaybettikçe kendinden korkar. kendi özünü kaybetmeyi. herkese yaydığı ihtişamlı ışığı kaybetmeyi. nefreti arttıkça ondan da korkar. çünkü o yapıcı iyileştirici güç şimdi yıkıma aittir ve kabusun ne zaman geleceği bilinmez.

daha çok korkar daha da çok.

tüylü bacaklı böcekleri görünce tiksinir, tiksinirken kusar. kustuğu sırada gerçeği bilir. bu tiksinmeden ötedir. onların bir gün boğazına yapışıp uyurken onu lime lime edip yiyeceklerini bilir. ondan korkar. çok. daha da çok.

hayatı boyunca yüzünü severler ama "gerçek" yüzünü görenler kaçarlar. o yüzden yüzüne bir katman koyar. ama o katmanla onu sevdiklerinden kendini kaybetmekten korkar. daha çok. daha da çok. en sonunda yüzünü örten o katmandan tiksinir ve onu yok edeceğini anlar.

nefret duyar.

ama aslında korkar, sadece korkar.

bunun asla böyle olmayacağına yemin eder, güveneceğine, hala inanabilecek bir şey olacağına. ama böyle olmaz. kendi hala durur. onu kaybetmekten korkar.

saçlarını severler. gene korkar. onların tutam tutam yere düşüşünü görür. geleceği görür. daha da çok korkar.

en sonunda kaçmaya karar verir. güçlü hisseder. yeni bir başlangıç yoldadır. ama acı gerçek gene kulağına fısıldanır. güçsüzlük bir kere daha kaybetti. daha da çok korkar.

sonunda sadece korku baki kalır ve yanına gelir.

"ben hepsi aynı zamanda hiçbiriyim" der şefkatle. "neden benden korktun?"

"sen korkunun ta kendisi değil misin" diye sorar esas kişi.

ufak bir kahkaha atar korku. " hayır ben senim, başkası değilim" der usulca.

"o zaman nasıl herkese hakim olabiliyorsun" der esas kişi bu sefer.

"tıpkı senin hakim olabileceğin gibi" der ve kaybolur.

korku gitmiştir. aynı zamanda hala ordadır. belki de onun içine girmiştir belki de yerdedir. değişmeyen varsa o da asla bunun bilinemeyeceğidir.
gelmir tasartir gelmir tasartir
tecavüze uğrayıp 15 yaşında anne olmak ve sonrasında töre denen lanet hayvani uygulama nedeniyle öldürüleceğini bilerek o tozlu köy yolunda attığın her adımda elini daha çok sıktığın babanın, biraz sonra elini bırakacağını bilmektir.
neverwinter nights neverwinter nights
bir özdemir asaf şiiri, aynı zamanda ilhan irem tarafından bestelenmiştir.

aldanacaksın sevgilerinle
i̇nsanların yalancı gururlarına..
kalacaksan parlak sözlerin etkisinde
kelimelerinle onlara kapılacaksan
yaşama!

oyun yapıp oynarlar seni, geceleri aralarında.
şarkı yapıp söylerler dostlarına,
roman gibi okurlar boş zamanlarında.
masal yapıp anlatırlar çocuklarına

aladanacaksan gecelerinde, kara gecelerinde
aydınlık dünyaların şen insanlarına.
yannılıp içini açacaksan,
derdini gizlemeden durmayacaksan,
yaşama!

saklarlar dinlediklerini
en zayıf zamanında vururlar seni.
uyduramazsın fikirlerine başıboş hareketlerini,
tefe koyup çalarlar seni.
sanki cazorla sanki cazorla
bir an gelip de adamın elini kolunu bağlayan. ne yapacağını, ne düşüneceğini şaşırttıran, afallattıran.
olduğun yere çakılma sebebin.
nedeni olduğun yerde kalakalmalarının..

tanım üzerine tanım yapma ihtiyacı bazen..
apansız,
öyle...
vampirella vampirella
babanın, belki de birkaç ay sonra öleceğini bilmektir.kardeşinin hayatının ise; senin gözlerinden akacak bir damla yaşa bağlı olduğunu hatırlamaktır.annenin, seni çaresizlikler içerisinde bırakmasıdır.
korku nedir ? biliyor musun?
parçalanmaktır.
öylesine yaşamaktır.bir yaprak misali...rüzgar nereye eserse; oraya gitmektir.
taşıyamayacağın yüklerin sırtına yüklenmesidir.
(anne tut elimden...yoksa tökezleyip,düşeceğim)
nott nott
sizi yer yer rezil edebilecek duygu. hele de paranoyaklaştıysanız:

arkadaşın evine hırsız girmiştir ve nott bunu dinledikten sonra evde tek duramamaktadır. şans bu ya, o gün evde kimse yoktur, hatta uzun süre kimse olmayacaktır. arkadaşının hırsızla burun buruna geldiğini ve şoka girip ayakta kaldığını hatırladıkça daha da korkan nott en son paranoyak bir hal alır.

nott: n
komşu arkadaş: k

n: (iç ses: kapı tıkırdadı sanki, kapı açıldı mı yoksa, ya içeri girdiyse biri, ya evde olduğumu fark edip lavaboya girdiyse, ya karşılaşırsam...)

msn'de yarın sınavı olan komşusunu gören nott,

n: k napıyorsun?
k: napim ders çalışıyorum, sen?
n: korkuyorum.
k: neden?
n: kapı zorlandı gibi. evde biri mi var ne?!
k: yok canım imkansız o. korkuyor musun cidden?
n: evet! arkadaşımın evine hırsız girmiş zaten geçen, anlattı çok korktum.
k: bişi yoktur merak etme.
n: ya varsa? not yazdım şimdi, panoma asacağım. bana bir şey olursa tüm sorumlusu sensin.
k: olmaz bir şey.
n: ya olursa?
k: gelip bir bakayım istersen. (bıkmıştır artık)
n: geel !
k: tamam sen aç kapıyı.
n: açamam kalkamıyorum yerimden.
k: e ben nasıl girecem içeri?
n: bilmem! sen gelince çal kapıyı ben açmaya çalışayım.
k: peki.

k gelir, nott kapıyı açar, k etrafı ve lavaboyu kontrol ettikten sonra,

k: bak yok işte kimse, zaten kapı kilitli nasıl gelecekler?
n: ya bilmiyorum bugün arkadaşım başına gelenleri anlattı, ben tek duramam şimdi.
k: iyi de çok tek kaldın sen.
n: olsun duramam.
k: iyi misin sen?! gel biraz otur bakayım. (bildiğin sorunlu muamelesi, oysa sadece korkağım.)
n: hayır değilim, korkuyorum, gitmesen olmaz mı? (acınacak bir yüz ifadesi, büyütülmüş gözler, yalvarır gibi bakma efekti)
k: sınavım var, hem düşündüğün şey imkansız, binanın kapısı kilitli zaten. (hiçbiri işe yaramamış evet)
n: olsun.
k: benim gitmem lazım, yarın sınavım var.
n: burda çalış, çay yaparım sana saat başı. söz çıkarmam sesimi. ("uslu bir çocuk olacam söz" der gibi, o kadar çaresiz yani.)
k: olmaz çalışamam.
n: gitmee! (hala aynı yüz ifadesi)

tabi ki faydasızdır bu yakarış. bir süre sonra nott rahatlamış, normale dönmüştür, ama bu şekilde çok güzel rezil olmuştur. ilerde mutlaka aleyhine kullanılacaktır.
twinkle twinkle
mükemmel bir guy de maupassant öyküsüdür.

"dünya bir zamanlar ne kadar etkileyici, ne kadar gizemli bir yerdi. bilinmezliğin üzerindeki örtüler kaldırıldıkça, hayal güçleri de yok oldu. sizce de geceler, hayaletler terkettiğinden beri, fazla boş ve anlamsızca karanlık değil mi?"
z string z string
korkak olanlara bu sıfatın verilmesini sağlayan duygu olmakla birlikte korkaklar korktukları için korkak değildirler. kaçtıkları için korkaktırlar. en cesur kişiler bile korkarlar, korku cesaretin mayasıdır. korka korka korkuyu tanırsın ve onu altedersin. her neyden ise ona karşı...
ama korku gölgelidir. gölge eder, parlaklığı örter. insanı söndürür. yararı sadece eğiticidir ve bir dönem için geçerlidir. fazlası berbattır.
korkusuz kişiler aşık olunası kişilerdir hep. ama patavatsız veya pervasız demiyorum. sallapati veya ciğersiz de demiyorum. hepsi ayrı şeyler, bazen karışırlar da ayırasım geldi.
mabel mabel
"korkmamalıyım.

korku akıl katilidir.

korku toptan yok oluşu getiren küçük ölümdür.

korkumla yüzleşeceğim.

içimden geçip gitmesine izin vereceğim.

ve geçip gittiği zaman geçtiği yolu görmek için gözümü ona çevireceğim.

korkunun gittiği yerde hiçbir şey olmayacak.

yalnızca ben kalacağım."



(bkz: dune)

(bkz: frank herbert)
berrak berrak
sorgu sualler, kaygı, endişe kelimeleriyle yan yana. istemeseniz de yaşayabileceğimiz bir his. bir "dert" sayılabilir mi ya da dermana ihityacı var mıdır? değişkendir. her an olabilir.
eğer korkudan bahsedilecek olursa savaş denir, felaket denir, acı denir. savaşın ortasında kalmış minicik insanların bakışlarındaki anlar gelmelidir akla. içlerinde hep olan ve onların insiyatifine bırakılmayan ürpertiler, kabuslardır korku. korkmaları için bir sürprize ihtiyaçları bulunmayan karambolde nefes alıp verişlerdir.
eleanor eleanor
bazen hayatın kendine karşı da duyulandır.

hayat akar gürül gürül görürsünüz. içinizde kocaman fırtınalar kopar sebebini bilirsiniz ama itiraf bile edemezsiniz kendinize o kadar alışmışsınızdır ki ; saklanarak o küçücük dünyanıza adına yaşam dediğiniz nefes alma dışında hiç bir özelliği olmayan kabusunuza. korkarsınız. alışkanlıklar çepeçevre sarmıştır etrafınızı , korkarsınız kendinizden . çünkü tüm sistematiğiniz yalanlar üzerine kuruludur . içten içe bilirsiniz. çok güçlü sandığınız o temeller o kadar zayıftır ki ; bir fiskeye bakar ancak . bilirsiniz. korkarsınız kendinizden , yapabileceklerinizden . peki faydası var mıdır bunun ? zaman gösterir ancak
2 /