korkut eken

scar scar
1945 yılında ankara'da doğan korkut eken, 1963 yılında kara harp okulu'na girdi ve 1965'te mezun oldu.

komando tugayı, hava indirme tugayı, kıbrıs türk kuvvetleri alayı gibi birliklerde takım ve bölük komutanlıkları yaptı.

kıbrıs barış harekatı öncesi, ada'daki mücahitleri örgütleyerek harekat öncesi alt yapının oluşturulmasında aktif görev aldı. hava indirme tugayı'nda görevliyken, 20 temmuz 1974 sabahı paraşütçü birliklerle kıbrıs'a havadan atlayarak kıbrıs barış harekatı'na katıldı ve şerit rozet beratı ile ödüllendirildi.

1978 yılında üstün eğitimli subay ve astsubaylardan oluşan özel harp dairesi özel birlik komutanlığı'na atandı ve özel birlik komutan yardımcılığı'na kadar yükseldi. bu görevdeyken çeşitli yurtdışı kurslara katıldı.

1980 yılında diyarbakır'a kaçırılan thy uçağının kurtarılması operasyonuna tim komutanı olarak katıldı. türkiye'de ilk defa gerçekleştirilen uçaktan rehine kurtarma operasyonunda teroristleri etkisiz hale getirip yolcuları kurtardı, başarısı zamanın genelkurmay başkanı orgeneral kenan evren tarafından ödüllendirildi.

1982 yılında polis özel timlerinin kurulmasıyla ilgili görev aldı ve rehineli harekata yönelik 40 kişilik özel bir tim yetiştirdi.

pkk'nın 1984 yılında eruh baskını ile başlayan eylemlerine karşı, birliği ile birlikte siirt ve sason bölgelerinde görevlendirildi. 1986 yılına kadar devam eden bu görevi sırasında sayısız sıcak çatışmaya girdi. sözkonusu operasyonlarla birçok üst düzey pkk'lı teröristin ölü veya diri yakalanmasında önemli rol oynarken, kendi timinden de çok sayıda şehit verdi. bu mücadele sırasında türk silahlı kuvvetlerinin en önemli madalyası olan üstün cesaret ve feragat madalyası ile başarı madalyası ayrıca çok sayıda takdirname aldı.

özel harp dairesi'ndeki 1981-1986 yılları arasındaki görevi sırasında emniyet genel müdürlüğü polis timlerinin oluşturulması ve eğitiminde görev aldı. bu çalışmalardan dolayı, zamanın başbakanı turgut özal tarafından ödüllendirildi.

1987 yılında yarbay rütbesindeyken türk silahlı kuvvetleri'nden kendi isteğiyle emekliye ayrıldı ve mit güvenlik dairesi başkan yardımcısı olarak göreve başladı. bu görevi süresince çok gizli operasyonlara katıldı. basına sızan ünlü mit raporunu hazırlayan dairede görevli olduğu için soruşturma geçirdi ve 1988 yılında kendi isteğiyle mit'ten ayrıldı.

mit'ten birlikte ayrıldığı güvenlik daire başkanı mehmet eymür ile birlikte 1988 - 1990 yılları arasında serbest ticaret yaptı, ardından 1990 yılında müfettiş olarak botaş'a girdi.

1993 yılında emniyet genel müdürü mehmet ağar'ın daveti üzerine emmniyet genel müdürlüğü bünyesinde özel harekat timleri'nin yeniden teçhizatlandırılması ve eğitimi çalışmalarının organizasyonunu gerçekleştirdi. 1993 - 1996 yılları arasında , müşterek operasyonların organizasyonu yaptı. aynı dönemde, güneydoğu'daki etkin aşiretleri pkk'ya karşı mücadele için silahlandırdı ve eğitti.

1996 yılındaki susurluk kazasının ardından "cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak ve bu teşekkülü yönetmek" suçundan 6 yıl hapse mahkum edildi ve 1 mart 2002 tarihinde cezaevine girdi.

samsun terme nüfusuna kayıtlı korkut eken, evli ve 3 çocuk babası.

gerçek türk......
com90 com90
amerikan hükümetinin "ranger" eğitim programını çalıp türkiye'ye getiren ve bu programı bizim coğrafyamıza uyarlayıp ilk türk özel timlerini eğiten efsanevi subay.ayrıca zamanında apo'yu imha operasyonu yönetecekken operasyon siyasiler tarafından iptal edilince "apo bizim elimizden ölecek" demiştir. *
dünyayı kurtaran adam dünyayı kurtaran adam
emniyet müdürlüklerinde, ordu komutanlıklarında, mit'te görev alıp başarılı operasyonlara imza atmış ve birçok polis ve askerin( özellikle özel timcilerin) eğitimlerinde başrol oynamış kişi. 28 şubat sürecinden hemen önce kendisi ve ekibi tasfiye edilmiştir. kontrterör konusunda uzman bir kişidir. ha bu ülkede terör neden halen bitmiyor deniliyorsa, tsk'nın en kıymetli madalyası olan üstün cesaret ve feraget madalyası alan bu ve konularında başarılı kişilerin neden cezaevlerine gönderildiği veya sürgün yerleri olarak da bilinen köprü koruma şube müdürlüğü gibi yerlere atandığını araştırmak gerek.
wondrous wondrous
biyografisinden anlaşıldığı kadarıyla 1993'e kadar olan geçmişinde başarılı bir çizgi çizse de bu tarihten sonrasında insanlarla girdiği fazlaca kafa kol ilişkilerde birçok şaibeli yan olduğu açık.

bu ülkede milletvekillerinin bile yargı karşısında dokunulmazlıkları meclis üyelikleri süresince devam ederken, korkut eken'in fi tarihinde bilmemne yaptığı için aldığı üstün cesaret ve feraget madalyası onu yargı karşısında dokunulmaz mı kılıyor ben bunu pek anlamlandıramadım.

az evvel ben de merak edip korkut eken gibi vatanına milletine büyük faydaları dokunan bir insanın neden cebren ve hile ile cezaevine konduğunu araştırdım. (bkz: tecahül i arif) 32 kısım tekmili birden karar metni aşağıdadır:

http://www.belgenet.com/arsiv/susurluk/karar_120201.html

okuyalım, öğrenelim. şartlar müsaitse şu "devlet için kurşun atan da yiyen de şereflidir" mantığından vazgeçelim.
wondrous wondrous
korkut eken'in yargılaması sonrası cereyan eden olaylar da bir hukuk devleti nasıl guguk devletine dönüştürülmeye çalışılır konusunda doktora tezi konusu olabilecek cinsten:

kerameti kendinden menkul efsane yarbay korkut eken, yargıtay'a kararın düzeltilmesi için başvuru yapmıştı. bu açıklamaları takiben emekli generaller gazetelerde eken'in başarılı bir subay olduğu, aldığı emirleri yerine getirdiği, eylemlerinin komutanlarının bilgisi içinde gerçekleştiği, komutanlarının denetiminde hareket ettiği, kendisinin bir kahraman olduğu, mahkum edilmesinin anlaşılmaz, bu tür kahramanlar mahkum edilirse ileride vatanı savunacak insan bulmakta zorluk çekileceği gibi aynı sözlükte yazanlar paralelinde sözler ettiler. (bkz: hoca durur mu yapıştırmış cevabı)

bu noktada konuyu deşmek gerekir:

bir: anayasa'nın 138. maddesi "hiçbir organ, makam, merci ve kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz" derken, bu generaller söz birliği etmişçesine yargıtay'a yapılan başvurunun ertesi günü korkut eken'i bu denli öven, sırtını sıvazlayan açıklamalar yapmış olmaları yargıyı etkilemeye çalışmak değil midir?

ne mutlu ki yargıtay'a yapılan bu karar düzeltme istemi yargıtay başsavcısı tarafından reddedilmişti de hukuk devletimize bu noktada bir zeval gelmedi. peki generaller hakkında bir soruşturma yapıldı mı? hayır.

iki: arada bir korkut eken hakkında yazılan metinlerde "korkut eken ne yaptıysa üstlerinden bu şekilde emir aldığı için yaptı. kendisi özünde çok iyi bir insandır" şeklinde yorumlar görüyorum. bunun üzerine sinirli bir cumhurbaşkanıymışçasına 137. maddesinin üstünü fosforlu kalemle çizip kitapçığı ağzınıza fırlatıyorum:

“kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, tüzük, kanun veya anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz.”

aramızda tartışma büyüyor ve ben de ağzıma o anda “askerî hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır” şeklinde şeyler söyleyen maddenin devamını yiyorum. o anda yine korkut eken ve saz arkadaşlarını mahkum eden kararı okuyup mahkumiyet sebeplerinin askeri hizmetlerle pek de ilişkisi olmayan şeyler olduğunu anlıyoruz.

öyleyse, korkut eken’e bu emirleri veren generaller “o emirleri biz vermiştik” diyerek suçlarını kabul etmiş olmuyorlar mı?

üç: türk ceza kanunu’nun 215. maddesine bakıyoruz:

“işlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

generaller alenen bu maddeye de muhalefet etmiş olmuyorlar mı?

bu generaller hakkında herhangi bir soruşturma yapıldı mı? yapılmadı.

(giriyi yazdıktan sonra o dönemki dinamikleri güzelce özetleyen bir yazı buldum:http://www.medyakronik.com/arsiv/140302m.htm

***

peki sonra ne oldu ben size hatırlatayım:

aradan 7 yıl geçti, tuttuğunu koparan süper general yaşar büyükanıt, doğuda bir yerleri bombalarken işi yüzüne gözüne bulaştıran biri için “tanırım, iyi çocuktur” dedi.

hadi iyi çocuklar, göreyim sizi.
dünyayı kurtaran adam dünyayı kurtaran adam
korkut eken'i anlamak için önce terörün ne olup olmadığını bilmek gerekir diye düşünuyorum. hukukun üstünlüğü tartışılmaz tabii ama şunu göz önünde bulundurmalıyız. 27 mayıs sonrası asılan adnan menderes ve ekibi ile 12 mart sonrası idam edilen deniz gezmiş, hüseyin inan, yusuf arslan idamları zaten türkiye'de hukuk sisteminin zaten ne kadar işlevsiz ve laçka olduğunun göstergesiyken, mesnetsiz karanlık ilişkiler ile bir terörle mücadele uzmanını yargılamayı doğru bulmuyorum.

eğittiği polis ve askerlerin bir kısmının dürüst bir biçimde çalıştığını, bir kısmının ise mafyatik ilişkilerde bulunduğunu herkes biliyor. birkaç sene önce bursa'da bir barda öldürülen oğuz yorulmaz da efsane subayın öğrencisidir. ama öğrencilerinin ilişkileri ile korkut ekenyargılanmamalıdır. korkut eken ve ekibi tasfiye edilmiştir çünkü şu an amerika'da yaşayan sözde bir kontrterör uzmanı(emekli bir mitçidir kendileri) kendisi ile ilgili tüm bilgileri doğu perinçek'e vermiş aydınlık gazetesinde tüm bu bilgiler yayınlanmıştır.
wondrous wondrous
öyle bir intiba oluşmuş ki sanki korkut eken adına birileri suç uydurmuş da zorla yargılayıp hapse tıkmış gibi gözüküyor.

syllogism’de üzerimize yok:

öncelikle verilen örnekler çok mesnetsiz: önce 1960 ihtilalı sonrası oluşturulan ve amacı zaten oluşturuluşundan belli bir askeri bir mahkemeden, sonraysa yine 12 mart muhtırası sonrası atmosferde işleyen bir mahkemeden bahsediliyor. menderes yargılamasının zaten temel hukuk ilkelerini bile katlettiği bilinen bir gerçekken, deniz gezmiş ve saz arkadaşlarının yargılandığı mahkemenin de bundan aşağı kalır yanı yoktur. ancak yıl 90’ların sonuyken korkut eken’in yargılandığı devlet güvenlik mahkemesi’ni diğer ikisiyle aynı kefeye koymak nasıl bir mantığın havsalanın ürünüdür anlamak çok güç. sözkonusu mahkemenin tarafsızlığını sorgulama hakkını savunuyorum ancak bu sorgulamayı yaparken neye dayanıldığı belli değil. "terörle mücadele eden şerefli bir askerimizi yargılayıp cezalandırdılar, öyleyse bu mahkeme işlevsiz ve laçkadır" minvalindeki sözler, üzerine üflesek yıkılacak bir jenga tepeciğinden herhangi bir fark arz etmiyor.

o halde türkiye hukuku iki noktada hatta bir de benden olsun, 1980 sonrasını da sayarsak üç noktada çuvalladıysa bundan sonraki tarihlerde ülkede gerçekleşecek tüm yargılamaları işlevsizlik ve laçkalıkla mı nitelendireceğiz?

bakın efsane yarbayınız korkut eken’in memlekete ve kendine ne kadar faydası olmuş bilmiyorum ancak kendisini mahkum eden karardaki şu cümlenin altını çiziyor, gerekirse etrafını yaldızlıyorum:

"ünvanı, görevi, sıfatı, siyasi yada sosyal konumu ne olursa olsun suç işleyen herkes derhal ve en kısa zamanda yargı önüne çıkartılıp hesap vermesi sağlanmalıdır."
abcçdefgğhıijklmnoöprsştuüvyzkızlargeveze abcçdefgğhıijklmnoöprsştuüvyzkızlargeveze
saygı öztürk'ün madalyalı mahkum adlı kitabında gayet iyi tanıtılmış kişidir.her gördüğü bıyıklıya faşist diyen arkadaşlara selam ederim.

terörü yok etmek için çıktıkları yolda dış güçler tarafından 'wanted' ilan edilenlerden.

demek ki neymiş her ülkücü kötü değilmiş.okuyalım,öğrenelim.bir yerimizden kimlik uydurmayalım.
cool cool
kendisini ilk olarak diyarbakır'da kaçırılan uçağa yapmış olduğu başarılı kurtarma girişimi ile tanıdık. daha sonraları adı bir çok mafya babası ile anılmaya başladı. alaattin çakıcı ile birlikte sheraton otelinde silahlı olay çıkarma, restorantta beklerken geç gelen servise sinirlenip havaya ateş açma ve malumunuz susurluk ve sonrası.
askeri kaynaklara göre; vatansever, cesur, çalışkan ve dürüst bir insan olarak tanımlamıyor. zaten bir şekilde asker olarak vatani görevini yerine getiren ve korkut eken'i tanıyan kişiler bu yarbay'ı yere göğe sığdıramıyor.
kendisi medya'da bu üstte yazılan mafya profiline uygun lanse edildiği için çoğu insan tarafından ön yargı ile bakılır. lakin olayları biraz analiz edince emir- komuta zincirinde yetişmiş bir kişinin bir süre sonra kendi kişiliğine ters gelse bile üstlerinden aldığı emri yerine getirme mecburiyeti hissetiğini anlıyorsunuz.

kendisi 80'lerin sonu 90'ların başında askerlikten emekli olup milli istihbarat teşkilatına geçmiş. bunda hiram abas ve mehmet eymür 'ün büyük katkıları olmuş. kendisinin mit'e girmesindeki amaç ise pkk terörüne karşı daha etkin ve daha sert mücadele edecek bir ekip yaratmak ve bu konuda somut sonuclar almak. zaten kendisi bölgeyi çok iyi bilen birisi, ordu içinde başarıları ile efsane olmuş, adeta mit için biçilmiş kaftan. zaten 2937 sayılı kanunu okudugumuz zaman mit mensuplarının 4 e ayrıldığını görürüz.
- istihbarat memuru
- mit'e bağlı çalışanlar
- sözleşmeli memurlar ve
- t.s.k da çalışıp mitte görevlendirilenler
olduğunu görürsünüz. korkut eken'de bu kontenjandan yaralanıp mit ile ilişkisini kabul etmiş. ahmet cem ersever örneğinde olduğu gibi korkut eken'de operasyonel bir ekipten yana.
güneydoğu'da bulunan aşiretlerle ilişkiler, pkk'ya yardım eden iş adamlarının belirlenmesi ve önlemler alınması, korucular meseleleri ile bizzati ilgileniyor. buraya kadar her şey normal. yasadışı hiçbir şey yok.
olayın koptuğu bölüm hiram abas ve mehmet eymür'ün mitten ayrılması ile oluyor. nuri gündeş ve ekibinin istanbul bölge başkanlığını almaları, 1.mit raporu, ve hiram abas- korkut eken, mehmet eymür üçlüsünün mit ile irtibatının kesilmesi. sonrasında hiram abas'ın şehit edilmesi, mehmet eymür ve korkut eken'in ticarete atılması ve ticari kaygıların ağır basması sonucundan biten dostluklar.
akabinde ve detayında devreye memmet ağar- abdullah çatlı- korkut eken kader birlikteliği giriyor.
yine pkk ile mücadele esas fakat amaçtan sapmalar çoğunlukta. pkk'ya yardım eden iş adamlarının öldürülmesi, kürt kökenli bir çok gazeteci, avukatların öldürülmesi v.s rant mücadeleleri.
şimdi burada korkut eken'in rolüne bakalım. kişisel olarak sanmıyorum ki korkut eken'in rant amacı olsun. ama olsa olsa kendisi arkadaş ve beceriksiz bir devlet adamının kurbanıdır. abdullah çatlı'nın tony montana gibi davranması ve büyüdükce büyümek istemesi ve girişimleri muhakkakkı bu insanı zor durumda bırakmıştır. mehmet ağar'ın bu kişileri finanse etmesi, lojistik destek sağlaması ve sırtını sıvazlaması ve arkasında böylesine büyük bir desteği gören kişilerin ruh hali..

korkut eken kayıp silahlar olayından mahkum edilmiştir. bu silahların akıbetinin ne oldugunun bilinmemesi sebebiyle zan altında kalmıştır. dönemim emniyet genel müdürü mehmet ağar korkut eken'e silahları kendisinin verdirttiğini söylemişse de bu olay yargı sürecinde dikkate alınmamıştır. ve kendisi mahkum edilmiştir.
lakin bır zamanlar mehmet ağar ile korkut eken arasında yaşanan soğuk savaş bugun yerini tekrardan arkadaşlığa bırakmıştır. daha geçtiğimiz gün eken'in kızı ile bir yargıtay üyesinin oğlu evlenmişler ve bu düğüne mehmet ağar'da teşrif etmiştir.

şimdi geriye dönüp baktığın zaman bu ilişkiler insana normal gelmiyor, bazen akıl sır ermiyor ama bu nasıl bir hukuk ise bugun herkes hiçbir şey olmamış gibi hareket edebiliyor. ben pek birşey anlamadım. keşke korkut eken her zaman efsane yarbay olarak kalsaydı, kitap çıkarsaydı okusaydık, senin ne işin var mafya liderleriyle, öyle tahmin ediyorum ki kendisi de bir süre ne olup bittiğini anlayamamıştır. neyse fazla kasmamak lazım. belki bi gün yüzyüze tartışırız u konuları. şimdilik esen kalın.
just call me daydreamer just call me daydreamer
bizimkiler yada bizim çocuklar. ne kadar enteresan tanımlar. bundan sonra korkut eken ve arkadaşları için bu tanımı kullanmak uygun görülmüştür bu satırların yazarınca ve öyle de devam edilecektir.

önce olayı bizim çocuklardan yada ahmet-mehmet ekseninden çıkarıp daha net ve gerçekçi bakmakta fayda vardır.

''devletler kurulurken yada yaşarken kan kaybederler. bu kayıp özellikle kurulum aşamasında çok ağırdır'' derdi sovyet rusya hayranlığına da haiz sol görüşlü abiler yada dostlar. peşinden devamını getirirlerdi. '' bu da onlara korurken kan dökme hakkını tanır''

neden durduk yerde bu şekilde salak salak konuşuyorlardı diye soranlara cevap verelim arada bir parantez açıp. ajitasyonlarına müteakip sorulan '' rusya da nasıl olmuş bu iş, çinde hatta fatsa da? bak dökülen kanın haddi hesabı yok. üstelik ölenlerin çoğu küçük burjuva bile değil. elin rus u çinli si bir gece topa tutuvermiş tekmil çiftlikleri devrim yapıyoruz diye. ölenin haddi hesabı yok deyince bu şekil bir cevap verirlerdi. yani onlarda özgürleştirme yolu için bush abi den pek de farklı bir yol seçmemişler.

o zaman faşist bu lavuklar demiştim kendi kendime. bir de solcu geçiniyorlar demiştim.

sonra okumaya, araştırmaya başladım ve gördüm ki; tüm insanlık tarihi bu anlayışla geçmiş. eski yunan, roma, fransa, ingiltere, abd, osmanlı, rusya 32 kısım tekmili birden, kaybettiklerinden fazla kan dökene kadar doymamışlar kana.

sonra daha modern çağlara geçilmesiyle, ki modern denmesinin nedeni, zannımca kan dökmenin daha modern cihazlarla yapılmaya başlanmasıdır, bu işler daha özenli, daha gizli saklı, daha kitabına uydurarak yapılmaya başlanmış. insanlığın en büyük hamisi fransa 2000 li yıllarda afrikada nüfusun çoğunu sivil insanların oluşturduğu şehirleri bombalıyor ne bm de gündem dışı, içi oturum, konuşma ne de basında tek makale, tek kare fotoğraf yok. teknoloji çağındayız değil mi?bir allahın kulunda yok mu bende bile olan kameralı telefonlardan. rusya eski istihbaratçı ajanını türkiyede zehirliyor ve bu zehir onu fransa da öldürüyor. eski sovyet cumhuriyetlerinden birinin amerikan yanlısı başkanını aylarca yavaş yavaş zehirliyorlar, 1 yılda 10 yaş ihtiyarlaştırıyorlar, adamın kendisi bile anlamıyor. ingilterenin hala özerk bölge yada tapulu arazi adı altında afrikanın, asyanın bilimum yerlerinde o ülkelerin asker yada polisinin bile giremediği, girene çıkana kimliğini soramadığı devasa tesisleri yada arazileri var. bak yazıyor mu bir allahın kulu. bu mekanların hepsi stratejik yerlerin, stratejik mekanlarında mevzilenmiş hemde. almanya hala kendi ülkesi dışında özellikle güney amerika da en çok üniversite öğrencisine sahip ülke. tüm dünyada bir numara bu dışarıya öğrenc, yollama işinde ,enteresan bir şekilde. bu almanların kendi ülkelerinde üniversite kuracak kafası mı yok, yoksa yurt dışında tahsil yaptırmak daha ucuza mı gelmekte.

bu örnekler çok daha arttırılabilir. pek de önemi yok gerçi. devam edelim biz.

o halde bizim çocukların suçu nerde diye sorardık o eski abilere yada dostlara. cumhuriyet kurulurken kan kaybetmemiş mi eski ittihatçılar? çok can vermemişler mi toprağın altına? o zaman onlara niye kızıyoruz, yok şöyle oldu, yok bu şekilde yargısız infaz olmuş vs. vs. diye. öle mal mal bakarlardı tam yüzünüzün ortasına doğru, ne gözlerinize ne ağzınıza. yüzünüze öle dağınık bir şekilde.

tüm dünyanın egemen ve insanlığı tanımlayan yada yazan medeniyetleri yada güçleri bu hareket tarzında olduğuna göre, bizimkilerin suçlanmasının nedenini anlamak gerek. nedir bizim çocukların hatası, yada nerde yanlış yapmaktalar?

meseleye bu mihvalden yada mevziiden yaklaşınca işin rengi değişmeye başlıyor haliyle.

bu bir kesimce kahraman bir kesimce adli hata olarak algılanan bizimkilerden 2-3 tanesiyle, özelliklede biriyle bir müddet aynı ortama girip çıkmıştım mecburiyetten. mecbur olduğum onlarla aynı ortamda olmak değil sadece orada fiziki olarak bulunma zorunluluğuydu..onlarda da benzerbir psikoloji hakimdi. mcburiyet. biz ne yaptıysak memleketimiz için yaptık. emirle yaptık. şudur, budur diyorlardı. bir yandan da operasyonel istihbaratı övmekteydiler. emir-komuta zinciri ve operasyonel istihbarat pek bir arada yürümez dendiğinde, bilgi dahilinde diye düzeltirlerdi. çok ketumlardı o yaptıklarının ve yapmakta olduklarının ne olduğu konusunda, ama ortamdakilerin ekserisince kimliklerinin bilinmesinden pek bir hoşnutlardı. benimle gözükme dışarda derdi bir tanesi, seni bizden sanmasınlar. zaten sizden değilim dememe de önce asabice bakıp sonra kahkahayla gülerek karşılık verirdi.

neyse dağıtmayalım konuyu neyde bizim çocukların hatası.

yaptıklarına baktığımızda onaylayalım yada onaylamayalım, her devletin yaptıklarının ifasında rol oynayan adamlardı. görev diyorlardı. takdirler almışlardı, ödüller.

açık olmaları mıydı? popüler kültürün öğesi haline gelmeleri miydi? yada harekat alanlarının dışına mı çıkmışlardı? karşılarındaki adamlarla yıllarca kelle koltukta mücadele etmişlerdi.açık olmamışlardı. tukaka olmamışlardı. neden bir anda çorap söküğü gibi çözülmüşlerdi, deşifre olmulardı, hepsinin resimleri, rütbeleri, adları, görevleri, faaliyetleri gazetelerde çarşaf çarşaf çıkmıştı? kimin ayağına basmışlardı? kimin tavuğuna kışt demişlerdi? dış mihraklara hizmet mi etmişlerdi farkıda olmadan. ekip içi, ekipler arası yada daha yukarılarda tasviye mücadelesi miydi? maddi yada belki de ağır basacak şekilde manevi tatmin amacıyla birbirlerinin üzerine mi gitmişlerdi?

işledikleri suçlar kendilerini bağlar, mesuliyeti buyunlarınadır ama açık olmaları neticesi tasviye olmalarındaki hatayı asla kendilerine bağlamıyorum. ama yöneticileri yada yönlendiricileri çok acemiymiş. harcamış hepsini açık ederek. yerine yeni organlar koymadan yapmış hemde.

bakın bir ilin belediye başkanı karşısına kameraları alıp devlete savaş ilan ediyor. bizde canlı yayında seyrediyoruz. hayırlara vesile olmasını dilerim.

üniverisetelerde öğle yemeğine ayrılan saatlerde dakikalarca ellerimiz patlayana kadar alkış tuttuk, akşamları tüm ülke anlaşmış gibi aynı saatte ışıkları kapatıp açtık, tencerelere kepçelerle vurduk. maçlarda tezahuratını yaptık. meydanlarda avaz avaz bağırdık. sonunda başardık, çok özgür bir ülke olduk, tebrik ediyorum kendimi ve hepimizi yüksek müsaadelerinizle.

sokaklarımızda güpe gündüz 5 kiloluk ağırlık atılıyor annemize, yere düşürüp sesi çıkamadan çantasını alıp kaçmak için. taksimde gece 12 den sonra yanlız gezecek, ayakta bile işeme potansiyeline sahip hatun göremiyorum artık. evimize hırsız giriyor, onunla boğuşurken 2. kattan beraber düşüyoruz, 6 aylık bebeğimizi düşürüyor eşimiz tüm bu hengamede,3 günlük esnafa satırla girilip gasp ediliyor, ama suç üstü yoksa ceza da imkansız. cmuk ağırdı değil mi? bakın en kralından yesyeni bir cmuk' umuz var, kim kimi dürterse hesabı? şartlı tahliye, kefaletle serbest kalma hakları var, tıpkı komiser kolombo da gördüğümüz gibi. güney illerimizde, istanbulun göbeğinde, aksarayda, lalelide, taksimde terör örgütü bağlantılı adamlar haraç topluyor, gasp, kapkaç yapıyor. ama bizim cillop gibi yasalarımız var.

tebrik ediyorum herbirimizi ayrı ayrı yanaklarımızdan, ellerimizden ve gözlerimizden öperek. ellerim patlayana kadar alkışlar geliyor bendenizden hepimize.

böyle göte böyle don muhteşem oldu bence de.
ve tanrı kendini bu sefer affetmedi ve tanrı kendini bu sefer affetmedi
ülkeye yararlı olabilecek nadir insanları içeri tıkmak gibi bir huyumuz vardır. korkut eken'de bundan nasibini almıştır. sokakta, evde, kahvede, sözlükte vs. herhangi bir yerde bu insana işkenceci ve katil diyen varlıklar, ya kör cahildir yada art niyetlidir. mükemmel yeteneklere sahip olan bu yarbayımıza imkân verilseydi, şuan o dağlardaki köpekler bu kadar rahat rahat adım atamazdı. ama olur mu ? hiç kolay yoldan birşeyi halledebilir miyiz biz ? elbette hayır bebeğim.
penguenlere yamuk yapan şerefsizoğlu şerefsizdir penguenlere yamuk yapan şerefsizoğlu şerefsizdir
terörle sadece sahada mücadele edilmez, terör bitirilmek isteniyorsa terörün arka plandaki destekçileriyle de mücadele edilmesi gerekir. bu adamların zamanında yaptıkları benim görüşüme göre buydu, fakat aralarından bazıları tahminimce bir zaman sonra kendi ceplerini doldurmayı düşünmeye başladılar. aralarında çıkar anlaşmazlıkları oldu, birbirlerini satmaya başladılar, bunun üstüne bir de devlet terörle mücadelede strateji değiştirip bunlarla uğraşmaya başlayınca açığa çıktılar.

ha bu yaptıkları operasyonlar doğru mudur, yanlış mıdır tartışılır fakat böyle şeyler dünyanın her yerinde olmakta. kgb'nin, mi6'in, mossad'ın vs vs örgütlerin yaptıklarını da biliyoruz. o yüzden bana göre gayet doğru ve arkasında durulması gereken operasyonlardı bunlar.

özet: çok güzel siktir çekmişin paşa, ağzına sağlık.