korona

drdolantin drdolantin
bu giride sizlere kısa bir bilim kurgu hikayesi anlatacağım. umarım beğenirsiniz. hikayenin adı;

"korona"

korona dünya evreni henüz oluşmamışken ortaya çıkmış ve uzayda hep dönerek seyahat etmiş uzun saçlı, siyah gözlü bir kızmış. ayağını basabileceği bizimki gibi bir dünyası hiç olmamış. annesi babası yokmuş. kardeşi, arkadaşları da yokmuş. facebook hesabı, instagramı yokmuş. watsons önünde beklerken "öfff.. :/" diye sıkılan bir erkek arkadaşı da yokmuş. onun için var olan tek şey uzayda anlamsız bir biçimde sürüklenmekmiş. nefes de almaz, yemek de yemezmiş. günleri karanlıktaki yıldızlara bakmakla geçmiş. derken etrafında daireler olan garip bir gezegen görmüş. acaba buraya bi baksam mı demiş ama yuvarlak hatlar beni kilolu gösterir deyip yönünü en sevdiği renge sahip olan mavi bir gezegene çevirmiş. korona bu gezegene yaklaşınca bir şeyin onu aşağı çektiğini farketmiş. hızla dünya denilen bu gezegenin içine doğru sürüklenmiş. sonra büyük bir hızla bir evin bacasına düşmüş. ev boşmuş neyse ki. korona hemen banyoya geçip duş alıp saçlarına fön çekmiş, ojelerini sürüp, dişlerini iki dakika boyunca fırçalamış. sonra üzerine bi şeyler giyip evi gezerken kapının açılma sesini duymuş. gelen kişi coronayı karşısında görünce sen de kimsin demiş. korona konuşamamış. sonra siyah gözlü adam ben dolantin demiş. drdolantin. elini uzatmış. korona da elini uzatmış ve tokalaşmışlar. hala soruma cevap vermedin demiş adam. korona sadece bakmış. mutfağa geçip mısır patlatmışlar sonra. torrentden indirdikleri araba olabilen robot filmini açmışlar ve film yarıya bile gelmeden uyuyakalmışlar.....
ropte ropte
dünya evreninden sonrasını okumadığım hikaye. şaka şaka okudum da dünya evreni nedir dfagshj

sanki hikayenin geri kalanı normalmiş gibi benim takıldığım noktaya bak monaco agshds
mantı makarna mantı makarna
sanırım yazar burada korona'nın dünyaya düştükten sonra ne kadar çabuk adapte olabildiğini anlatmaya çalışmış. bizler de hepimiz aynı şeyleri yapıyoruz aslında gün içinde ve düzene çok çabuk farkında olmadan adapte oluyoruz, her birimiz kendimizi özel ve farklı sansak da aslında farkında olmadan aynı sürünün parçaları oluyoruz. demek istemiş bence yazar. belki de bir şey demek istememiştir; öyle içinden geldiği gibi yardırmıştır. i̇lla demek istedi ise mesaj bu olabilir diye düşünüyorum.
drdolantin drdolantin
(bu başlığın altından fantastik hikayeme devam..)




uyandığımda korona yoktu yanımda. bumble bee ekranda hala yaramazlık yapıyordu. battaniyeyi üzerinden atarken daha önce hiç duymadığım bir kokunun da battaniye ile birlikte odanın havasına karıştığını gördüm. gördüm diyorum çünkü daha önce böyle parıldayan bir kokuya, ya da kokunun parladığına şahit olmamıştım. mutfaktan gelen sesler üzerine mutfağa gittim. i̇smin yok mu dedim. her zamanki gibi anlamadı. sadece bir iki adım attı bu sefer, daha yakınlaştı. saçını kenara çekti. altında bir yazı. korona yazıyordu. aynı şekilde söyledim. gülümsedi. üstümüzü giydik. evdeki benim kıyafetlerden verdim üzerine, biraz bol oldu ama idareten işte. dışarı çıkarken nerreye der gibi baktı. sonra çimlere basarak yürüdük. komik görünüyordu üzerindeki gömleğimle. konuşmadan nasıl iletişim kuracaktım ki? sadece ismiyle mi? yürüdük. küçük bir kasabaydı burası. evim de kasabanın en uzak yerindeydi. birkaç hafta önce iğrenmeye başladığım şehir hayatından buraya kaçmıştım. her gün daha da kendi içime çökmüş ama henüz patlamamıştım. beklediğim ya da umduğum bir şey yoktu. korona dışında. yüksek bir tepenin yamacındaydı evim. kendimce yaptığım merdiven patikadan tepeye bir yol yapmıştım. geceleri yıldızları buradan teleskobumla izlerdim. koronayı oraya götürdüm. ben bayırdan dolayı nefes nefese kalmışken korona sanki hiç o bayırı çıkmamış gibi gülümsüyordu. sanırım sigarayı bırakmalıyım diye düşündüm. korona teleskopu gösterip bu ne dedi. konuştun mu sen dedim. evet dedi. şimdiye kadar niye sustun dedim. omuz silkti, gülümsedi. burada yıldız yok mu dedi. olmaz mı dedim. olur mu dedi. yıldızlar geceleri çıkar dedim. benim geldiğim yerde yıldızlar hep vardı dedi. çıksınlar diye beklemezdim dedi. "o zaman oraya git.." demedim. sonuçta kaba bir söz olur ve alakasız bir gerilime sebebiyet vermiş olurdum. peki ama sen nerden geldin dedim. yukarıdan dedi. yukarıdaki kasabadan mı dedim. parmağıyla gösterdi burdan dedi. leylekler getirdi seni o zaman dedim. leylekler mi dedi. o da ne dedi. gösterdiği tepki aynı ben yumurta yapmayı bile bilmem deyip instagramdan kafasını kaldıramayan kızlarınkiyle aynıydı. kuş dedim. kuş ne dedi. o sırada pençelerinde bir yılan olan büyük bir kartal tepemizden geçti. i̇şte bu dedim. vaay efsoymuş dedi. efso? o ne dedim. efsanenin aslı bozulmuş hali dedi. güldüm, güldük..
astral gay astral gay
bu gün aklıma geldi, şimdi yaz mevsimi yaklaşıyor ve hali hazırda sivrisinek belası başımzıda, ya bulaştırma konusunda canlanan sivrisineklerin de büyük bir etkisi olursa?
örneğin virüs taşıyan birisini ısıran bir sivrisinek, yumurtaları ile ya da başkalarını ısırarak bu hastalığı daha büyük kitlelere taşımaz mı?
1