köyde yaşamak

1 /
ofsaytadüştümgelicem ofsaytadüştümgelicem
güzeldir. ineklerle uğraşır; sütünü içersiniz, tavuklarınız olur; yumurtalarını yersiniz, bostanınız olur; marul yersiniz. sonra topraktır her yer ayağınız pek ağırmaz ve günlerce top oynasanız da yorulmazsınız. rüzgar eser elektrik gider, azıcık kar yağar elektrik gider, bişey olmaz bazen kendiliğinden gider. lüküs yakarsınız beş taş, masal, bilmece türlü güzellikler. gerçeğe yaklaşırsınız. yaşamak gibi yok dersiniz. ayağınıza giydiğiniz lastikleriniz olur içine çamur doldurur arabacılık oynarsınız, elinize aldığınız bir dalla araba oluverir koca boşlukta ileri geri iki saat dönmeye çalışırsınız ve kardeşiniz gelir: "çabuk yap ben da döneceğim" der. sonra beş kiloluk yağ tenekeleri bitince -bazen bitmesini beklemeden bir yere boşaltırsınız- karnından ikiye böler ve içine kiremit doldurup kocaman bir tır olursunuz. güzeldir. sokaklara çıkarsınız anneniz endişe etmez bütün gün hatta akşamlar sizindir. ve dünya gerçekten köyde büyüyen için gittikçe çirkin ve zevksiz bir yere dönüşür. büyürsünüz.
eacsky eacsky
yıllarca çalışmak, evden tarlaya tarladan eve gitmek, arada bir de kahve ya da biraneye gitmektir köyde yaşamak.zordur be bu insanların hayatları.çocukluktan okumaları kolay kolay istenmez, büyürler biraz abilerinden gördükleri sigaraya başlamak çok basit bir şeydir onlar için.on iki yaşında başlar çoğu.ana baba zaten cahil, e yönlendiren de yok ilerisi için bir şey yapamaz köyde yaşayanlar.şanslı olanları okula gider belki on yedi yaşına kadar..orda da öğretmenleri takmaz.takan da olur tabi ; ama tayini gelince ilk fırsatta unutur o tutulmayı bekleyen elleri..liseden çıkar sınava girer belki bi umut diye barajı bile geçemez.çünkü öğretmenleri ona bir şey öğretmemiş, sadece tayinlerini beklemiştir.tabi okumak da hayallerde kalınca başlar tarlaya gidip gelmeye bu insanımız.20'sinde tarlada bi kızla bakışır, iki aya evlenir ve üç yılda üç çocuk yapar..yalnız bunlara kızmamak lazım. çünkü zamanında öğretmenleri bilinçlendirmedi onları..anne babası için bir şey demiyorum zaten durum ortada.. gel zaman git zaman çocukları da büyür bu insanların.belki zamane biraz değişir çocuklarına öğretmenleri daha fazla şey katar..en azından öyle umuyoruz..elli yaşına gelmiştir köylü insanımız birden ölür. cenazesinde birkaç işçi arkadaşı, ailesi, çocukları..birkaç güne de unutulur..böyledir köyde yaşamak..
1
kilciklitazefasulye kilciklitazefasulye
sabah saat 7 de ananenin kuzinede pişirdiği çörek ve tarhana çorbasının kokusuyla açmaktır gözlerini, üstelik hiç olmadığın kadar dinç uyanmaktır güne...
evden inekleri alıp yola koyulmaktır, terla çalışanlara selam vermek, hal hatır sormak, hatta yardım etmektir...
meyveyi dalından yemektir...
öğlen yemeğini gördüğün ilk bostandan yürüttüğün domates ve soğanla yemek, üstünü közlediğin mısırla cilalamaktır...
balık tutmaktır ırmakta ve gün batmadan dönmektir evine...
çocukla gibi şen olmak, hatta çocuk olmaktır yeniden ananenin dizlerinde...
vel hasıl güzel şeydir köyde yaşamak
guagua guagua
en güzel kahvaltıyı yapmak, en güzel yürüyüşlere gitmek, en güzel havayı içine çekmek, yazları evin yapısına göre, ya damda yatmak ya da evin önünde bulunan bahçede yatmak ve yıldızları daha net görebilmektir.
rana dalmatina rana dalmatina
kocaman olsanız da hergün öğle uykusu uyumaktır. annem; okuyor benim yavrum diyerekten hep uzak tuttu beni bu köy işlerinden. birgün hayvan otlatmadım, süt sağmadım, tarlada çalışmadım. yaz tatillerinde annem tarlada çalışırken yemeğini yaptım her gün. öğle yemeğinden sonra ikindi vaktine kadar her gün uyudum. ben bu yüzden midir bilinmez hiç uyku problemi çektiğimi hatırlamıyorum. başımı yastığa koymadan bayılabilirim. en dertli tasalı olduğum zamanlarda bile böyledir bu durum.

mevsimlerden yazsa bahçeden süt mısır koparıp ekmek yapılan fırının közünde kavurmaktır köyde yaşamak. ama bunu öyle zevkli bir durum sanmayın. mısırı kavururken köz söndüğü için kadınlar ekmeğim pişmeyecek deyip kovarlar genelde sizi. kovmasalar da istemez bir ifade hep yüzlerinde asılı olur.

alışkanlıkların kolay bırakılamayacağını evlere su geldiğinde kadınların inatla çeşmeden su taşımalarından anlarsınız. yani o su inatla beğenilmez. temizlik için kullanılır. yemek için çeşme suyu tercih edilir.

bir eve yeni bir elektronik eşya alındıysa diğer evlerde de hummalı bir kocanın başının etini yeme çalışması başlar. ta ki o eve de alınana kadar.

imece vardır köylerde. ama buna yardımlaşma olarak bakmak epey iyi niyetli bir yaklaşım olur. mantık şudur bugün bana yarın sana. yardım etmezsen kendi işinde yalnız kalırsın. mecburi hizmet gibi düşünün.

ama ilkbaharda çok güzeldir köy. erik ağaçları çiçek açar ilk sonra diğerleri. ağaçların çiçeklenmesine hasta olmayan kaç insan var? bence hiç. sebepsiz mutluluk deriz ya. olur mu hiç sebepsiz. yani o çiçek açmış ağaçtır sebep. baharın geldiğinin habercisi yol kenarında açan mor menekşedir. sarı papatyadır kötü kokan ama müthiş güzel olan. eteğini açıp silkelenen duttan nasibini almandır. ellerini boyayan böğürtlendir. şimdi unuttuğum çok şeydir.

kışın kar yağdığı sürece güzel ama karın kalkmaya başladığı zamanlarda kötüdür pisliği.

köyün dedikodusu kavgası eksik olmaz. ama ben bunu köyde yaşayanların kötü niyetlerine fesatlığına bağlamıyorum hiç. iç içe insanlar. sürekli bir iletişim içindeler. şehir hayatındaki gibi karşı komşusunu tanımaz gibi bir kültürle büyümüyorlar ki kavgadan uzak kalsınlar. iletişiyorlar köydeki insanlar. siz köydeki insanları kavgacılıkla suçlarken karşı komşusunu tanımayan yaşantılarınızda onlar evet kavga ediyorlar sıklıkla. çünkü birbirlerinin tavuğuna varan kadar tanıyorlar. yani iletişiyorlar onlar.

medeniyet diyorsanız eğer. çokları metropolün suyunu içmiş insandan daha medeni, daha kibar, daha naif. ben bunu bilir bunu söylerim.

o kadar da kötü değil anlayacağınız.
spacetusubozulanadamındramı spacetusubozulanadamındramı
oğuz atay'ın gerçekleştiremediği hayali..

"...bir gün, bizim evde konuşurken oğuz'un, ülkenin içinde bulunduğu durumdan yeise kapıldığını, özge'yi yanına alıp ücra bir köyde inzivaya çekilmek, kızını kendi eğitmek ve kasabaya inip öteberi almak için de bir eşek satın almak istediğini söylediğini hatırladım. o esnada oğuz'u dinleyen kayınpederim hikmet bey'in(mimar arif hikmet koyunoğlu), her zaman yanında bulundurduğu bloknotuna bir şeyler çizdiğini gördüm. hikmet bey, oğuz için bir köy evi planı ve evin cepheden görünüşünü çizmiş ve sepya skeçte, iki oda, sofa, hayat, banyo ve tuvaletten oluşan hımış bir köy evi ile bu evden bir geçitle ulaşılan mutfak betimlemişti. şimdi oğuz dosyasında bu skeç."

altay gündüz / eylembilim /oğuz atay
potansiyelsafa potansiyelsafa
her ne kadar şehir hayatı yaşamak istesem de yaşamak istediğim hayattır.

bir köy vardı hayalimde, hani hep istediğim, derdin sıkıntının olmadığı bir köy hayatı.
çocukluğumu güzelce geçirdiğim,komşu kızına aşık olduğum, güzel köy akşamlarında arkadaşlarımla saklambaç oynadığım. düşüp dizimi yara bere ettiğim bir köy.

akşam erkenden yer döşeğinde uyuduğum,sabah erken mis gibi kuş sesleriyle uyandığım, arkadaşlarımın tahta kapımıza neşeyle vurup beni çağırdığı, tamamen organik bir yer sofrasında kahvaltı yaptığım bir köy.

oyun oynarken yorulduğum, çiçek dolu penceremizden annemden salça ekmek aldığım, arkadaşlarımla bölüştüğüm,güldüğüm,oynadığım,düştüğüm,ağladığım ama yinede herşeye rağmen mutlu olduğum bir köy.

film, çizgifilm nedir bilmez, okuduğum çizgi romanlarla büyüyen, milyonlarca hayal gücüne daldığım.damda masmavi gökyüzüne bakıp hayallere maceralara daldığım bir köy.

akşamları ailelerin güzelce sohbet ettiği, soğuk leziz karpuzların kesildiği, dedemin yaptığı oyuncaklarla saatlerce oynadığım, çikolata alması için babamın peşimi bırakmadığım bir köy.

teknoloji nedir bilmez, bilmek istemez, arkadaşlarımla dereye kadar koşup kurbağa yakaladığım, hacivat ve karagöz'ü neşeyle izlediğim, komik şakalar yaptığım maruz kaldığım bir köy.

organik taze sıkılmış portakal suyunu,üzüm suyunu içtiğim, kola nedir bilmez,cips nedir anlamaz sağlıklı ve mutlu bir çocukluk geçirdiğim bir köy.

bir köy vardı hayalimde; komşularımız yaptığı mis gibi börekleri,yemekleri paylaştığımız, akşamları sadece sohbet ettiğimiz, güldüğümüz eğlendiğimiz,yardımlaştığımız bir köy.


fakat...

bir köy yok hayatımda. yaşayamadığım,içimde kalan..apartmanlar arasında kalmış geçirdiğim çocukluğum, yaşadığım yalnızlıklar,ihanetler,daha tadamadığım çocukluk komşularımın olduğu, teknolojiye,bilgisayara bağlı, sağlıksız, dertlerle dolu bir hayat...


uyanmak isterdim..
8 yaşında,bir köy evinde, kuş sesleriyle mis gibi bir yer döşeğinde, temiz bir köy sabahında...
anaesthetize anaesthetize
dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olan kesmin sık sık dile getirdiği bir iç geçirme..

ne köy köy gibi ne şehir şehir gibi artık.. başka yaşamlara özenmek yerine yaşadığın hayata sahip çıkar, güzelleştirmek için dört elle sarılır çalışıp çabalarsan köy de senin kasaba da ..

ah o gözler yok mu o gözler..hani daha kendi penceresinden kafasını uzatmayanların karşı köydeki bahçenin kirazında olan gözler..hah! ışte o gözlerden öpüyorum ben (!)
simay simay
yakın bir zamanda bol bol geçirdiğim zaman dilimine konu olmuş köydür.kuş sesleriyle uyandım.gün sonunda başımı koyar koymaz uyuyakaldım.pencereyi açtığımda mis gibi temiz hava aldım.yaprakların hışırtısı ruhumu doyurdu.kendimi dışarıya attım hemen.az ötede bulunan doğal çeşme suyuyla yüzümü yıkadım.çeşmenin soğuk suyu uykumu açtı.kırık dökük boyaları çıkmış o eski çeşmeyi bile özledim.
fikir yüce fikir yüce
köy yaşamını bilmeyenlerin fantezisi, gerçekten yaşamayı göze alanların macerası, yaşayanların eziyetidir.

şehirde yaşayanlar, yaşadıkları hayatın tadına varabilse, yılda en fazla bir hafta tahammül edecekleri yaşam şeklidir. tıpkı köy yaşamını "eziyet" olarak görenlerin şehir yaşamına en fazla bir hafta dayanabilecekleri gibi.
jacckk jacckk
itü sözlük'te ki arıların bohem bir yaşam tarzı zannettiği ama bi bok bilmedikleri yaşam tarzı. köye geldikten en fazla 2 hafta sonra topuklayıp kaçmazsanız bende bir bok bilmiyorum. bunu nereden mi biliyorum köyde görev yapan bir öğretmen olarak söylüyorum sevgili arı kardeşim şimdi aç gözünü iyi oku yazdıklarımı.
köyde yaşamak demek zorluklarla mücadele etmek demek.
1-sabah saat 5'te kalkmak demek ne sandın yaprağam? köyde hayat erken başlar.
2-kalktıktan sonra kömür sobasını yakacaksın. dışarı git kömür sobasını doldur tekrar yak falan.
3-köylü milleti sabah kahvaltısını yaptıktan sonra doğru tarlaya gider işine koyulur ve akşam dörde beşe kadar çalışır. bu fitness salonlarına benzemez nişantaşı çocuğu.

4-doğunun bir köyündeysen yaprağı yedin kışın kar yolları kapar iki metre kar olur.

5-güneydoğunun bir köyündeysen yazın +40 derece sıcak olur pamuk toplarsın.

6-tifo, salmonella, hepatit, brucella kapma riskin vardır.

7-kızlarla bir arada görünmen bile dedikodu, kavga sebebidir.

8-çamurlu yollarda bata çıka yürümek demektir.

9-bozuk yollarda torosla sarsıntılı bir yolculuk yapmak demektir.

10-çocuğunun 5 km uzakta bir okula yaz-kış yürüyerek gitmesi demektir.

11- o çok sevdiğiniz internetin olmaması demek.

daha aklıma gelen bunlar arılar. siz siktir edin köyde yaşamayı. gidin facebook'ta merve ne yapmış ona bakın, twitter'da twit atın. sıtarbaksa gidin kahve için biranızı yudumlayın. "köyde yaşamak çok güzel yeeeaaa." demeyin. istesenizde şehir hayatından kopamazsınız.
1 /