köyden kente göç

kendini düşünen hayalperest kendini düşünen hayalperest
bir ülkenin gelişmesi açısından son derece gerekli olmasına rağmen - emeğin tarım odaktan sanayi odağa yoğunlaşması- çok hızlı ve plansız yapıldığında, iş alanlarındaki arz talep dengesi kaale alınmadığında bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır.

gelişmenin sancılı olması biraz da bu sebeptendir.
ertesi sabah yine ben ertesi sabah yine ben
türk sosyal bilimciler tarafında determinist bakış açısıyla tahlil edilen sosyolojik vaka.

türkiye tarihi açısında köyden kente göç hareketine baktığımızda pek çok yazıda şu şekilde ifadelere rastlıyoruz:

"makineleşmenin artmasıyla..."
"üretim araçlarının modernleşmesiyle...."
"tarımda makine kullanımının yaygınlaşmasıyla..."

hayatının bir döneminde köyde yaşamamış köy hayatının ne demek olduğu hakkındaki fikirleri bayramlardaki akraba ziyaretlerinden ileri gitmemiş bilim insanları 50 li ve 60 lı yıllardaki köyden kente göç hareketinin temeline bunu koyuyor. ""makineleşme"" çünkü çok kolay daha önceden 5 kişiyle üretim gerçekleştirilen bir sanayi sahası olan bağ-bahçe-tarla şimdi makineleşmenin bu üretim sahası içine girmesiyle bir kaç kişiyi veya aileyi boşa çıkaracak bunun sonucunda da kişinin veya ailenin kente göç etmesi için koşullar hazırlacak.

afedersiniz ama tr de herhangi bir köyle gidip bunu söyleseniz önce bir güzel gülerler daha sonra da bir çay ısmarlayıp dertlerini anlatırlar. nereden geldi bu kolaycılık anlamak gerçekten çok zor.

önce belirtelim türk usulü tarım da makinenin kullanılması (özellikle 50 ve 60) hiçbir insanı üretim sahası dışına itmez hatta daha ceberrut tabirle itemez. bu batı usulü tam istihdam tarım politikasının hayata geçirilebildiği ütopik bir ülke de ancak olabilir. zira makinelerin artması özellikle bizim gibi daha topraklarının ancak yarısını tarıma açan bir toplumda dışarıya değil içeriye doğru bir istihdam etkisi yapar. yani sadece bu veriyi kullanırsak tarım alanları genişleyeceği için kentten köye göç olması gerekir. bildiğimiz gibi durum tam tersi.

ayrıca bazı mahsulleri dışarıda* bırakacak olursak tarımda makineleşmenin artmasıyla marjinal bir işçinin eksilmesi gerekmez çünkü tarla fabrika değildir. üretim bandı bulunmaz. fordist üretim mantığıyla tarımdaki istahdamın etkisini salt makineleşmeye bağlayamayız.

eğer ülkedeki arazilerin ekilebilirliğini yüzde yüze getirseydik ve buna ek olarak her bir hane tamamen toprağa bağlı geçimini sağlasaydı tabii ki bir de hangi ailenin ya da kişinin hangi tarla da çalıştığı tam olarak bilinseydi; işte o zaman makineleşmenin göçler üzerindeki etkisini görebilirdik.

ama hiç etkisi yok mudur? tabii ki vardır. menderes'in amerika'dan ithal ettiği traktörler çoğu türk köylüsünün hayatını bir daha eskisi gibi olmayacak derecede keskin bir şekilde değiştirmiştir. ama küçük bir kullanım değişikliğiyle. traktörler tarım için değil köyden kente göçte ulaşım amaçlı kullanılmıştır.

makineleşmenin etkisini salt ele alamayacağımızı anlatmaya çalıştım. peki bu insanların göç kararı vermesinin temel etmeni ne idi?
bu sorunun cevabını köyün insanları itmesinde değil; şehirlerin insanları çekmesinde yani cazibesinde aramalıyız. özellikle doğu illerinden göçlerin temel nedeni ağalık sorunudur. bu konuyu makineleşmeyle açıklamak intihar olur. batı illerindeki göçlerin sebebi ise tamamen cazibe. özellikle almanya'ya göç edenlerin şehirleri daha sonraki nesillerine anlatmaları almanya'yaya gitmede durumu olmayanları i̇stanbul'a çekmiştir.

hatta daha sonraki dönemlerde ne olursa olsun köşeyi dönmeliyim mottosunun dilden dile dolaşması ve popüleritesiyle köyde durumu iyi olanlar bile daha iyi imkanlar elde etmek kim bilir belki de sınıf atlamak için büyük şehirlerimize göç etti.
screaming in digital screaming in digital
türklerin kavimler göçünden kalmış alışkanlığıdır. bir oturduğu yerde mutlu olmayı beceremediler anasını satayım. bir de diş fırçalarını orta asya'da unutmasalar iyiydi.
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
"bedevi töresinin yaygın olduğu coğrafyada 20. yy'da kurulmuş laik tandanslı, çağdaşlaşmacı rejimleri (türkiye, i̇ran, mısır, pakistan vs.) yıkan ve tasfiye bir numaralı gücün köyden kente göç edip bedevice politikleşen köylüler olduğunu görüyorum. köylüler: orta çağlılar."

"politika, "polis"in işidir: yani kentin. 20 yy'da yakın doğu ve orta doğunun kentleri, kente göçle tarumar oldu.
3-4 bin yıllık kent kültürü ve birikimi bir kaç on yılda yok olup gitti. "polis" bağcılarlaştı dolayısıyla politika da bağcılarlaştı."

"bağcıların i̇stanbullaşamaması, i̇stanbulun bağcılarlaşmasına neden oldu. aynı durum kahire, tebriz ya da beyrut için de aynıdır. bu devasa sosyolojik yıkımın yanında batı/abd'nin etkisinin esamesi bile okunmaz. bedevici bir şeyler zaten geliyordu, batı/abd üstüne tüy dikti."

twitter.com