köylüleri niçin öldürmeliyiz

2 /
gamsız gamsız
köylü denen kavramı çok güzel çözümleyen şiir. köyde doğmuş ve büyümüş bir anadolu yiğidiyim, düşüncelerimin ilk defa çok güzel bir şiir şeklinde ifade edildiğini gördüm.
alastironer alastironer
sanki sen çok farklısın köylülerden, senin hayal gücün deniz mk. allahın belaları.

memlekete oyun oynanmış, köyü varoşlaştırmış üretimi bitirip, vatanın onuru gururu üretim nüfusunu en aşağı tüketim toplumu yapmışlar. sanayayisi güçlenirken, anadolu köylüsünü eğitimden ve teknolojiden uzak tutmuşlar. hatta ve hatta büyük şehirleri de varoşlaştırmış, köylerden insanları varoşa katkı olsun diye buralara sürmüşler, sen köpekleri de ne acıma ne insanlık ne vatandaşlık bilirsin, senden daha az batılı diye öldür gitsin dersin. adi, düşüncesiz, çıkarcı, kompleksli insansı koyunlar sizi.

hala namus, ahlak ve insanlık az da olsa ölmemiştir köyde, şehirler gibi değildir ve dil çıkarma adiliğini kimse gösteremez. (hayatımda neredeyse köy görmemiş biri de olsam, kızdım, ve gördüğüm kadarıyla yazıyorum)
sevinç dölleyen adam sevinç dölleyen adam
şükrü erbaş'ın çok ünlü bir zırvasıdır aslına bakarsanız. şiir dediğiniz olgunun bir tınısı bir ritmi bir ahenkli yol alışı vardır. böyle ferman yazılır gibi her alt alta getirilen cümlelere, dize ve sonunda ortaya çıkan tabloya da şiir dersek, ohooo bizim şiire dair estetik algımız ve kalitemiz yerlerde sürünüyor demektir. okurken ne bi renk ne bi tını ne bi ritm katmıyor. eğer şiir bu ise bundan önce yazan, şükrü erbaş'ın abilerine hakaret etmiş oluruz. hiçbir yere konduramayacağım palas-pandıras yazılmış ve bunu yazdığı içinde omuzlarını kabartıyordur muhtemelen. şu cümleme kadar yazılanların içerğine dair bir değerlendirme yapmadım. yapı ve teknik ve estetik açıdan buna şiir diyenin alnını karışlarlar arkadaşım!

içeriğe gelecek olursak; bir kovanın içine taş atın, göreceksiniz ki ondan bile daha çok ses geliyor. böylesi aciz söylemlerle hiçbir haltı kurtaramaz. neden mi aciz? çünkü kendi, kendisini o kadar geliştirmiş görüyor ki kendinden olmayan insan yaşantılarına yukardan bakıyor. istediği kadar sosyalist olsun ortaya çıkardığı bu egoist ve bu zümreci bakış açısıyla azgın kapitalistten hiçbir farkı yoktur. aynı çarkı döndürür. o kent hayatı sürerek üstüne parfüm sıkarak çürümüşlükten kurtuluyor ya! köylü yanlış partiye oy veriyormuş. o okuduğu için en doğrusunu bilir. ama millet bilmez. bilemez. o yüzden kurtarılmaya muhtaçtır. bir şey söylerdim ya şimdi boşuna dilime sabah basah lekeli kelimeler sürmüş olurum.
yancaprazbag yancaprazbag
artık ülkede köylü sınıfı diye bir sınıf kalmadığı için katledilecek bir köylü de yok.köylü sınıfı hak ettiği maddi ve manevi değeri bulamayınca aynı zamanda şehir hayatının da çekiciliğine kapılıp, şehirlere aç kalmaya göç ettiler sonuç,hem köylüler hem şehirliler kaybetti çünkü köylü sınıfı azalmaya başladığı günden buyana hormonlu yiyecekler, çiftliklerdeki besi hayvanlarıyla yediğimiz her şeyin tadı kaçtı.
malabadi malabadi
bahsi geçen sınıf akp tarafından farklı gerekçelerle öldürülmüştür. şükrü erbaş'ın şiirinde geçen eleştirel durum aynen şehirlere taşınmış ve sırf bu eleştirilecek durumları parlatılarak baştacı edilmiş bir toplum yaratılmıştır. erbaş'ın yazacağı yeni şiirin başlığı sanırım 'kentlileri nasıl öldürmeliyiz' olacaktır.
dert dert
2018 de arıcağa meteor düşecek: 2018 yılında arıcağı yakıcılar ve askerler yıkacak ve köy birden yok olup patlayacak ve yakıcılar ve askerler arıcağa 2018 yılında bomba atacak ve yakıcılar da arıcağa yakacak . arıcak birden yok olacak ve arıcağa meteor düşecek 2018 yılında . sonra köyün dağı yanardağ olacak kirli suyu da yanıp ateş olacak yakıcı ve askerler köyü kül yapacak 2018 yılında . ve arıcak çürüyüp yok olacak ve çürük arıcağa hep taş düşüp yavaş yavaş yok olacak (2018 yılında önce arıcak yok olacak sonra diğer köy de yok olacak 2018 yılında) ve elektrik çakacak çürük arıcak ve köye ve arıcak yok olup patlayacak 2018 yılında her köyün ve arıcağın yeri yok olacak 2018 yılında köyler ve arıcağın ormanı da yanacak evleri ve okulları kül olup çürüyecek ağaçları ve tarlaları dağları parçalanacak ve türkiyenin köyler ve arıcağı birden yok olacak 2018 yılında . (ama istanbulun köyü yok olmayacak tek doğu anadolu bölgesinin köyü yok olacak türkiyenin doğu anadolu bölgesinin köyü yok olacak 2018 yılında)
aristoteles aristoteles
kusura bakmayın ağzımı bozmak istemezdim ama bi bok bilmeyen adamların üstüne yorum yapmaması gereken şiirdir.

köylü olmak-köyde yaşamak ayrımına vakıf olmayan adamlar kalkmış 50 liralık internet bağlantıları sayesinde şükrü erbaş'a demediklerini bırakmıyorlar. eleştiri veyahut düşünce özgürlüğü denen meret bu değil. salak salak konuşmadan önce bir düşünün, bi ölçüp biçin cümlelerinizi. "ben neyim ve ne diyorum" diye bir sorun kendinize.

şükrü erbaş bu şiirinde gayet elitist bir tavırla(elitizm kötü bir şey değildir) köylü metaforuyla avamı ve onun sorunlarını anlatmıştır. ne "köylü" diye bahsettiği adam 442 sayılı kanunla belirlenen köylerde yaşayan adamdır. ne de "köylü" metaforunun karşıtı olan "şehirli" nüfusu bilmem kaç binin üstünde olan yerlerde yaşayan adamdır.

köylülük ve şehirlilik bir bilinç halidir. köylü değişen bir dünyaya karşı kerpiç duvarlar gibi katı çakır dikenleri gibi susuz kayıtsızca direnerek yaşayan ve şiirde değinilen diğer "cürüm"leri işleyene denir. şehirli ise bunları yapmayandır.

bu ülkenin ne ücra köylerinde ne "şehirli" insanlar gördü bu gözler. metropollerde yaşayan "köylüleri" hiç söylemiyorum bile, her gün yüzlercesiyle karşılaşmayanı dövüyorlar.

velhasılı kelam; ne elit ropdöşambırlı adamdır ne de avam çarıklı adamdır. statü kıyafetle, yaşanan yerle değil; bilinçle yükselen-düşen bir şeydir.
trust me i am an engineer trust me i am an engineer
köylü milletin efendisidir.' buradan çıkarım yaparsak sonuç nereye varır peki?
milletin efendisini ortadan kaldırmak mıdır amaç köleleri özgürleştirmek için..
yoksa köylü zihniyet fakiri değil de üreten midir aslında..
peki ya şehirliye ne demeli, tüketmek başka sermayesi olmayıp yalnızca hizmet eden..
kim efendi kim köle..kimin ölmeye kimin yaşamaya hakkı var..
nerden baksan tutarsızlık..
2 /