kredi çekmek

2 /
purge me purge me
ortadirek aileleri janti gösteren çılgın olay. kredi puanı 1400 veya üzeri olan herkesin, bir şekilde rahatça yaptığı şey. hele bi de mayış o bankaya yatıyorsa daha da kolay. onlar seni sms yağmuruna tutar zaten sen onlara gitmeden.

50 bin ile başlar her şey. bi çekelim diyorlar, öderiz 36 aya allah büyük lafları eşliğinde. allah büyük de, kredi işlerine bankayı vekil tayin etmiş, kendisi ilgilenmiyor maalesef lsdkjf. kredili yaşam döngüleri böyle başlıyor insanların.

mağazalar da süper artık, online. toplu iğne almaya giriyorsun, bari dikiş makinası da yenilensin diyorsun. oradan, ses çıkaran çamaşır makinasının da süper modelini görüyorsun. onlar da taksitle. hesap kitap yapıyorlar, ödenir bir şekilde diyorlar.

her şeyde de yüzde 60 indirim var sepette ve yanar döner bir pop-up ekranında önüme düşüyor. son 20 adet diyor ve kampanya yarın 00.00 da bitiyor. sayaç koymuşlar akıyor o da. 13 saat 56 dakika kaldı diyor. o şekilde alacalı gökkuşağı renklerinde döne döne giden bir ekranda at yarrağı koysalar, bir an düşünmeden alası geliyor insanın. aman allahım, at yarrağı 250 liradan 90 liraya düşmüş ve yarın bitiyor, ihtiyacımız yok ama dursun bir köşede alalım bari diyorsun.

kredi dediğin meretin ödemelerini düzgün yap, gününde öde, kredi puanında azalmadan ziyade artma oluyor. kredi kartı kullanan insanlar için de durum aynı. kredi puanı yüksekse, yeni krediler çekebiliyor insanlar. mecbur çekecekler çünkü bir zaman sonra ilk çektiği kredinin taksitlerini ödemekte zorlanmaya başlıyor kişi. "ya şu dünyaya bir kere geldik be hanım, bir kere de biz tatil yapalım bari" diye karta böldürdüğü 8000 lira da var daha.

çare ikinci kredi. yine veriyorlar 30-40-50 allah ne verdiyse. şansa artık. onun bir kısmını eski krediye gömüyor şahsımız. oradan rahatlıyor eli. kalanı ile yine "öderiz allah büyük" diyerek iphone da alıyor. onu da böldürüyor faturasına ek 3 taksite.

tabi tüm bunları yaparken maaş 4000'se kağnı hızında artıyor o maaş. 4150, 4300 şeklinde. bu aralarda kredi kartından nakit avanslar da baş gösteriyor. onları da 6 ya bölüyorlar.

bu model kardeşimizin aylık hesaplarında her biri kendi arasında 10 parçaya bölünmüş, sol fraksiyonu gibi kol gibi borçlar oluyor ay başı artık. bu bölük bölük borcun da bölünmesi oluyor. şöyle izah edeyim :

(bkz: yapılandırma)

sihirli kelime. banka bu kişiye üzülme diyor darlanınca. onu da böleriz diyor. 15 bin kaldıysa borç, onu da yapılandırıyor. 25 oluyor tabi yeniden. sonuçta bölündü işte yine.

üçüncü krediye hevesleniyor, nasıl olsa o bölündü diye. babayı veriyor bankalar tabi kredi tarihçesinde görülen bir kaç geç ödeme veya borç/varlık oranı yüzünden. o an gerileme dönemi başlıyor sdlkjfs.

bu örnek kardeşimizin adı, böle böle ilerlediği hayatı yüzünden benim şimdi uydurduğum pinçik olsun. pinçik artık bakıyor ki, avans hesaptan aldığı x lirayı y kredisine, ordan da geri çektiği z lirayı karta basarak ilerleyemiyor. kimse buna kredi kartı da vermiyor, kredi de vermiyor. az daha ödeyemezse kara listeye girecek adı.

eee ama yani şimdi piçcik bey size de teessüf ederim. oğlanın ayağında nike, kızın elinde ipad, dünyaya bir kere geldik diye alaçatı'da paralar ezildi, evde her tür alet edevat tam takır. e şimdi sana 2 hanıma 2 toplam 4 kredi kartı veren bankalar suçlu elbet. sistem de suçlu da tabii sen de sütten çıkmış ak kaşık değilsin işte canım ya.

bilemedim işte. ayda 4-4 karı koca 8000 eline geçen, açlık sınırı altında yaşaması gereken bu aileye bir anda 100-150k parayı sayan bankalar günahsız demiyorum. fakat insanın doğası gereği bunu görünce harcama eğilimi var ve bu da insanın adaletsiz ortamdaki anlık isyanı olarak görülebilir.

böyle bir pr çağında ve tüketim çağında, gösteriş çağında, senin tv'lerinde günde 500 kere "trendyol'da inanılmazın ötesi indirim" reklamları dönerse, getir'inden çiçeksepetine herkes her şeyi satarsa insanlar da gider harcar amk. bok gibi bir hayat zaten, harcamasın da napsın adam..

gecekondudan, tarabyadaki villaya çıkamıyorlar zaten o meblağlarla. oturdukları yerleri güzelleştiriyorlar. çocuklarını orta karar özel okullara gönderiyorlar, insani güdülerle gidip geziyorlar. aslında tam olarak yaşamaları gerektiği gibi yaşıyorlar 2-3 seneliğine.

sonrası batış tabi. düşünceler, bitmeyen icra tehditleri, boşanmalar, alkole başlamalar.

yaaani....almıcan canım işte büyük ucuzluktaki o fırını. fırın zaruri ise bari 3 dakikada her tür meyveyi sıkan o aleti almasaydınız be hocalarım, ahh. ucuzluktaydı di mi ama? yüzde 70. hı-hı, öyledir evet.

"bizim enişte dogecoin'den köşe olmuş passat almış" diyerek kredi çekip kriptolarda batanları hiç saymıyorum. çiftlik bank'a tavuk mavuk almak için çekenler vardı onları zinhar anmıyorum. sövmeden bitireyim yani. o mağdurlar; sanal tavukları, arıları, inekleri ile yaşasınlar. imar bankası mağduru türünde insanlar onlar. köşe olmak isterken, haksız kazanç peşindeyken, çakallık düşünürken düdüklenene acımam daha. işci iken lord gibi yaşamaya çalışana kızsam da bir yerde içim kıyılıyor yine, insanca yaşamak herkesin hakkı diyerek.

krediler insanlara, aslında yaşamaları gereken, gelir adaleti olan, herkesin emeğinin verildiği bir ülke ütopyasını sunuyor geçici olarak. standart insanlar görüyoruz o yüzden artık.

beymen, versace giymese de, orta karar bir şıklıkta oluyor. 2 lahmacuna 500 verilen yerde oturmasa da, oralara yakın bir yerde 2 lahmcuna 100 veriyor ve story atıyor. benzer telefonlar var herkesin elinde. benzer arabalar, benzer perdeler, çamaşır makineleri, dev ekran 4k tv'ler.

zengin kendini belli ediyor elbet ama orta ve alt sınıfı birleştirip standart modele çevirdi bu hiç olmayan bir parayı 36 ay vadeli satın alma işleri. bunların yüzde 70'i bunu borçla yapıyor ve bir yerde patlıyor. batık borçlular mezarlığına giriyorlar. şanslılar kendini kurtarıyor, iyiler zaten iyi kalıyor. akıllılar, bu döngüden hasarsız çıkıyor. çaresizler tefecilere kadar uzuyor, bacağa kurşunu yiyor.

suçlu sistem klileşinde değilim işin lakin öyle görünüyor. en başa döndüğümde olay yine "insan doğası".

asgari ücret ile bir okulda temizlik görevlisi olan kadrolu kişiye sen 30 bin kredi çıkarıp eline 15000 limitli kart verirsen, o adama gidip "harcamasaydın hemşerim" diyemezsin. insan değil mi lan o adam? canı, nefsi yok mu?

normal şartlarda günü çevreye özenerek geçen, bu vizyondaki kişiye o parayı verirsen durmaz. d-u-r-m-a-z. vermek en büyük hata zaten. gerisi kişinin savurganlığında biter elbet.

nusr-et olmasa da gidiyor yiyor yemeğini güzel bir balıkçıda. yapıyor tatilini eşiyle. maxx royal olmasa da gidiyor bir yere. önünde tinercilerin kol gezdiği devlet okulu yerine, kıytırık özellerden birine vereyim çocuğu kafa rahat olsun diyor, 45 gün sonraya mr tarihi veren devlet hastanesini bekleyeceğine, 400 lira fark verip anında çekiliyor o mr'ı. olmazsa eşine kredi çektiriyor geçici nefes almak için.. o para eriyor sonunda arkadaş. erir yani. matematik diye bir şey icat etmişler, belli durum.

sen bu adama sosyal devlet olarak bok gibi imkanlar veriyorsan "harcamasaydın sen de canım" diyemezsin.

burada kırmızı çizgi, çok açılıp açılmamak ve kredi kullanım amacı. "at yarışında ikiye katlarız bacanak" diye çeken veya pavyonda ruslara gömen varsa kara listedeyken de rusları düşünür masturbasyon yapar. beni bağlamaz. sistem falan değil de komple herkes suçlu galiba. ayarını bilcen demiş bir bar filozofu. ayarı bilmek mühim. drink responsibly misali spend responsibly tarzında uyarılar eklensin beyaz yaka, işci, memur ve küçük kobilere verilen kredilerin şişesine. sigara paketlerinde olduğu gibi fotolar koyulsun kredi paketlerine. çok savuran - işini bilip biriktiren gibi kolajların olduğu gerçek insan, gerçek hayat kareleri... ben o kısımlarda akıl veririm. seviyom böyle neşeli olayları.
ophelias ophelias
(bkz: uzmanlık alanım)
her durumda ve koşulda çekerim. canım mı sıkıldı yine çekerim. çok mı sıkıştım e o zaman çekmek allahın emri. kafama mı esti, çekerim. hep çekerim, durmadan çekerim.

tabi bazı sonuçları oluyor bu kadar çekmenin. üzüntüden sıkıntıdan ağlayasınız geliyor. pişmanlıktan perişan oluyorsunuz. ama yetiyor mu? yetmiyor! bir daha çekerken buluyorsunuz kendinizi.
acarabi acarabi
30 yılı geçkin kredi kartı kullanırım ve tüm harcamalarım ile sabit ödemelerimi otomatiğe bağlarım.
şimdiye kadar yanlış emekli maaş çekiminden dolayı 11.000.000 milyon (şimdinin 11 tl sı yani) fark ödedim.
bunca yıldır tek kuruş ne kart aidatı ne de hesap işletim ücreti v.b ad altında para ödemedim.
kredi çekmek mi? o nedir yahu?
notos: findeks kredi notu üst sınırı son 1900 olup, şahsımın findeks notu1839 ve işçi emeklisiyim. yani ayağımı yorgana göre değil,yorganı ayağıma göre uzatırım.
notos: kanımca, gelirinden fazla harcama yapmak için kredi çekmek düşüncesizliğin ve sorumsuzluğun tavan yapmış halidir.
editos: asla birden fazla kart kullanmam ve tüm kart harcamalarımın tamamını gününde kapatırım.
the cekat the cekat
en son 2017'de çekmiştim. son üç yıldır da hayatımda yok. öyle bir şey ki bu, senin bankaya verdiğin faizden dolayı banka devlete gelir vergisi verir. tamam burada sorun yok. ancak sırf faiz veriyor diye verdiği faizin yüzde 15'i tutarında bsmv ve fon adı altında devlet tarafından bir de tüketiciden para alınır. (konut kredilerinde bu yok)
abcd02561 abcd02561
0,64 ten çekip ev falan aldıysanız şu an ihya olmuşsunuzdur. doğru zamanda yaptığınızda harika bir şeydir. işe yeni başladığım zamanlardı güvenemedim girmedim krediye. peşinatım falan da yoktu zaten. ah salak kafam keşke çekseydim şu an zaten kira geliri evin kredisini kapatıyor olurdu muhtemelen. türkiyenin en şanslı kesimiydi o zaman çekenler.
harmonai harmonai
nakit param varken de yaptığımdır. uygun faizli ve ödeme planlı kredi gördüysem affetmem sdjdj sıcak para her daim yatırım yapmak için köşede bekleyebilir. tabii ki kredi kartı ödemeleriniz, borçlarınız bu duruma el veriyorsa bu tarz eylemlere girmek gerekir. bizim ülkenin ekonomik durumları yüzünden, genelde bir borç deliğini daha büyük borç deliğiyle kapatmaya çalışınca sonsuz bir borç döngüsüne giriliyor. borçla borç kapatmak diye bir şey teorik olarak mümkünse de pratikte işler öyle yürümüyor.
boşalançaycı2 boşalançaycı2
yatırım yapacaksanız ve işiniz garanti ise düşünmeden çekin. bugün 300 e aldığınız şey seneye 500 oluyor para biriktireyim diye beklemenin anlamı yok bence...
2 /