kul hakkı

1 /
serpigral serpigral
öyle bir şeydir ki müslüman birisi için korkutucudur. asla ödenmeyeceğini bilmek 'acaba hakkı kaldımı üzerimde' diye delirecek derecede düşünmene yol açar.
easy company easy company
istismara açık bir konudur. misal çoğu ufak yazılımcıkta görmüştüm. 'hakkında' bölümünde de 'bu programın izinsiz çoğaltılması kul hakkını ihlaldir' diye son derece dokunaklı bir uyarı vardır. yazar * burada dini konularda hassasiyeti olanlara sesleniyor. bu yazılımları hepsi de belli ki ufak çaplı kişisel emeklerle ortaya çıkarılmış şeyler. ama adama sorarlar. senin bu kodu yazarken kullandığın program lisanslı mı? 'hayir çok yetenekliyim notepad'de yazdım' diyorsan kullandığın windows lisanslı mı? sonuçta bunun adı kul hakkı, müslüman hakkı değil. müslüman olmayanın hakkını yiyebilirsin diye bir şey yok. sen programlama dilini, işletim sistemini kopya kullan, microsoft'un, borland'ın, sun microsystems'in hakkını ye, sonra da benim programımı kopyalamak kul hakkını ihlal de.
ha bir de kopya windows'larıni kullanarak sözlük gibi ortamlarda kul hakkı hakkında atıp tutanlar var. onlara değinmeyelim şimdilik.
kurabiye kurabiye
allah yolunda şehid olanların tüm günahlarının bağışlanacağını müjdeleyen yaratan ancak kul hakkı istisnadır der. yani kendi yarattığı kulun hakkını ancak o bağışlarsa bağışlar aksi halde kullarının hakkına yarattığı halde müdahele etmeyecek kadar yüce allah olur.
bee veil bee veil
kul haklarını;

ödenecek borçlar, emanet, gasp, sirkat (çalmak), ücret ve bey’ (bunu anlamadım) sebebi ile verecekler ve dövmek, yaralamak, haksız olarak kullanmak gibi “beden hakları” ve sövmek, alay (istihza), gıybet, iftira gibi “kalp hakları”dır.

şeklinde belirtmiş hanefî alimlerinden imâm-ı birgivî’ cilâ-ül-kulûb adlı eserinde. (“tam ilmihal”de yazıyor) (kalplerin parlaklığı (faideli oldu bu çeviri di mi john))

şirk ve kul hakkı’nın dışındaki bütün günahlarını, cenab-ı hakkın, dilediği kulları için af, hatta mağfiret edeceğini işitip, mutlu olmuştuk o gün.

kul haklarının öbür dünyada ödeştirilmesi -hallü faslı- konusunda demişler ki; cenab-ı hak, kul hakkına tecavüz edenin sevaplarını, mîzan’da (+/- tartısı) kararınca alıp hakkına tecevüz edileninkilere yazabilir; mütecavizin sevabı kalmadı ise de diğerinin ölçüsünce günahını berikine sevkedebilir. muhasebeleştirme gibi.

hani yukarda geçen beden hakları az çok insanın aklında kalıyor, vicdanını tetikliyor ama kalp hakları çoğu zaman hiç farkına varılamıyor. halbuki mesela arkadan 3. kişi’yi, hoşuna gitmeyeceği şekilde anmak olan gıybetin (mesela sühandan dese ki: “sezai mi? yakışıklı değil ama sempatik” (benim hoşuma gitmez, hiç gitmez)) zina’dan daha büyük bir günah derecesine sahip olduğu belirtilmiş. ("ama öyleğe" diyip geçemiyoruz, gıyabında dahi kimse üzülmemeli)

kestirilemeyen artılar nereden geliyor, eksiler nereye gidiyor, işte mahlukatına önem veriyor yaratıcı. benim yarim çok güzel gız annem azıcık boydan gısa da diyemiyorsun, taş başka yere gidiyor endirek olarak.

bi de bazen kadir mevla, hakkı yenene dermiş ki sana cennette bir köşk versem şu kuluma hakkını helal eder misin? o da evet dermiş. ama hak yiyen zat nasıl olmuşta cenab-ı hakkı kendisine ara buluculuk yapar bulma şerefine istihkak kesilmiş? kurak bir günde kuyudan suyunu içtikten sonra, dili dışarıda kuyu çeperlerini yalayan köpek için bir kez daha eğilip ayakkabısıyla hayvancağıza su veren “kötü kadın”, cennetle nasıl olmuş da müjdelenmiş?
el cevap: sen mevlayı sevende/ mevla seni sevmez mi / rızasını ivende / hak rızasın vermez mi / (demiş)
kramerica kramerica
kul hakkının allah tarafından affedilmeyeceği tamamen uydurmadır.kur'an'a göre allah şirk dışındaki tüm günahları affeder.bunun yöntemini elbette en iyi allah bilir.
1 /