kültür

1 /
fempusay fempusay
hars olarak da isimlendirerek bir topluluğun yaşamını biçimlendiren örf, adet, gelenekler ve kurallar bütünüdür dersek yanılmış olmayız.
harakiri harakiri
bir çok kavramı içine almayı başarabilmiş bu sayede zihin tembelliği yaratan kelimelerin önde gideni. (sanmıyorum ki anavatanında bu kadar kullanım alanı olsun). sahiplendiği birçok olgu elle tutulur , gözle görülür olmadığı için bu işi sinsice başarabilmiştir. bu ve benzeri kelimelerin aşırı kullanımı ve şişirilmesinin türk dili ve düşüncesine vuracağı darbenin, "pırasa", "lahana", "havuç" vb. sözcüklerinin hiçe sayılarak alayına "sebze" diye hitap etmenin türk mutfağında yaratacağı deprem kadar yıkıcı olacağı kanaatindeyim.
zaknafein zaknafein
yazılı eserlerin anlaşılabilirliği ile ölçülen birim.

cümle içinde kullanımı : "x ülkesindeki insanlar 1000 sene önce yazılan eserleri anlayabiliyor , bu yüzden çok kültürlüdürler , kültürlerini yitirmemişlerdir"

(bkz: ben bugün bunu gördüm)
thedewil thedewil
emperyalizmin ilk hedefi. bir milletin kültürü yerine kendi kültürünüzü kabul ettirebilirseniz, istediğiniz her şeyi yaptırırsınız. politik nedenler, ekonomik nedenler, hepsi bunun sonucu.
santiago santiago
açıklanması tanımlanmasından daha kolay olan kavramdır şeklinde de ifade edilebilir. bireyler dünyaya belirli kalıplarla gelmezler, bireyler dünyaya nötr olarak gelirler. bizler zaman içinde yaşadığımız ortamla bütünleşir ve kültürel ortamlara uyum sağlar ve ortama uygun davranış kalıplarını öğreniriz. dünyaya geldiğinde en az gelişmiz olarak doğan insan yavrusu zamanla gelişerek kendine özgü bir kültür yaratır. diğer canlılar ise böyle bir yeteneğe sahip değillerdir. hiçbir zaman kedi köpek veya aslan kültüründen bahsedildiğini duymamışınızdır. insan oğlu yarattığı kültür sayesinde bilim ve teknolojiyi geliştirmiş, bilinmezleri keşvetmiş ve çevresindekileri etkileyerek kendine özgü bir kültür yaratmıştır. işte bu paylaşılan kültür sayesinde toplumsal yaşam ortaya çıkmış ve dolayısıyla kültür şekillenmeye başlamıştır. şimdi bir örneği birlikte inceleyelim; hindistandan yeni gelmiş bir bayanle tanıştığınızı düşünün. bu hintli bayanın daha ilk bakışta bizden farklı bir kültüre sahip olduğunu hissedersiniz. ilk dikkatinizi çeken şeyler onun giyisileri, mücheverleri, saç biçimi veya makyajıdır. ikinci olarak konuştuğu dilin bizim konuştuğumuzdan farklı olduğunu anlarız. daha sonra tavır ve davranışları, selam verişi, teşekkür edişi farklılık taşır. ortak bir dille konuşmaya başladığımız zaman ise dünyaya bakış açısının, dini inançlarının, değerlerinin farklı olduğunu görürüz. işte bütün bu karakteristikler onun kültürünün bir parçasını oluşturur. o halde kültür nedir? nasıl tanımlıyoruz? - genş bir anlamda kültür dil, inanç, norm, davranışlar ve nesilden nesile aktarılan maddi ve manevi öğelerden oluşan bir bütündür. daha kısa ve daha geniş bir anlamda baktığımız da ise, kültür bir toplumun genel yaşam biçimi veya bir toplumda yaşayan insanların öğrendiği herşeydir şeklinde ifade edebiliriz.

dünyaya gelen her canlı dilini, dinini, yemeyi, içmeyi, çoçuk yetiştirmeyi, bilgi kurallarını, değerlerini, sevmeyi sevilmeyi bir kültür içerisinde yaşayarak öğrenir. hatta bunları içseleştirerek bunların doğru olduğunu benimser ve bunun dışındaki şeyleride hep yanlış olarak niteler. işte kültür ile toplum arasında da bu açıdan değişmez bir ilişki vardır. çünkü bazen kültür kavramı ile toplumu; toplum kavramı ile kültürü ifade edriz. bu iki kavram birbirleri yerine kullanılabilmektedir. kültür bir toplumda paylaşılan ortak ürünlerden oluşur, toplum ise bu ortak ürünleri paylaşan ve etkileşimde bulunan insanlardan meydana gelir. o halde insanlar kültürü yaratmaktadırlar, kültür de insanın gelimesine bir ölçüde katkıda bulunmaktadır. bu nedenle her ikiside birbirlerine bağlı olarak yer alırlar. kültür hakkında bilinmesi gerekli üç temel özellik vardır;

-kültür, toplumsal bir üründür ve dil aracılığı ile taşınır.
-kültür genetik bir ifade değildir, babadan oğula geçmez. öğrenilerek aktarılır.
-üüncü özellik ise her toplumun kültürü kendine özgüdür. bazı toplumlarda doğru ve istendik olan davranışlar, bir başka toplumda istenmedik davranış biçimlerini oluşturur.

insan oğlu kültür sayesinde yaşadığı çevreye uyum sağlar. sahip olduğumuz özellikler, norm ve değerler bütünü herhangi bir kültürde benzer olmayabilir. örneğin insanlığın en doğal gereksinimi olan yiycek alışkanlığı bile bakın bir toplumdan başka bir topluma göre nasıl değişiklik göstermekte; örneğin amerikalılar istiridyeyi severek yerler ama salyangoz yemezler, fransızlar salyangoz yer ama çekirge yemezler, güney amerikada yaşayan zular çekirge yer ama balık yemezler, museviler balık yer ama bizler gibi domuz eti yemezler, hint kültürü ise domuz yer ama dana eti yemezler, ruslar ise dana eti yer ama yılan yemezler, çinliler ise yılan yer ama insan eti yemezlermiş, buna karşılık yeni ginede yaşayan bir kabile olan yelev kabilesi de insan etini pek lezzetli bulurmuş. işte bu farklılıklar bazı toplumlar için doğru ve değerli, bazıları içinse akılsızlık olarak nitelenebilir.
ceyus ceyus
kültür, bir toplumun duygu,düşünce ve yargı birliğini sağlayan değerlerin tümü olup, gelenek görenek gibi toplumun geçmişten getirdiği ve kuşaktan kuşağa aktarılan maddi ve manevi tüm değerlerini kapsamaktadır.
yesilcuppelipenguen yesilcuppelipenguen
kültürel ekonomi alanının en önemli araştırmacılarından biri olan david throsby üstadımız, kültürün tanımı üzerine şöyle buyurmuş:


“a broad-based interpretation, encompassing two distinct constructions. the first is a specific interpretation of culture as a set of activities, including all those activities undertaken within “the arts” and more broadly within so-called “cultural industries”, the latter term embracing areas such as publishing and the media as well as the core artistic fields. ın short, culture in this functional sense can be thought of as being represented by the “cultural sector” of the economy. the second interpretation of culture is seen as a set of attitudes, practices and beliefs that are fundamental to the functioning of different societies. culture in this sense is expressed in a particular society’s values and customs, which evolve over time as they are transmitted from one generation to another”.


throsby, d. (1995). "culture, economics and sustainability." journal of cultural economics vol. 19, issue. 3, p. 199-206.




benim koca kafamsa insana ait her şeyin "kültür" olduğunu düşünüyor, savlıyor.

kafamda ve yüreğimde her şey insana ait ve ona dair...
çilem82debaşladı çilem82debaşladı
“edebiyat dışındaki bütün güzel sanatlar, resim, müzik, dans, heykel, mimari, vb. kültürü oluşturduğu gibi, güzel sanatların dışında insanoğlunun elinden çıkma eşya, yiyecek, içecek, elbise, silah, araç gereç vb. de kültürün parçasıdır.”
1 /