kulüp

1 /
thedewil thedewil
insanlar kendilerini doğrulamak istediklerinde gözleri dönüyor olsa gerek, ne bulsalar mal bulmuş mağribi gibi atlıyorlar gördükleri şeye.

---

ara bilgi: büyük türkçe sözlük dediğimiz şey, türkçe'de bir şekilde kullanılmış her türlü kelimeyi, doğru-yanlış kullanım gözetmeden listeleyen bir sözlüktür. yazım kılavuzuna göre hazırlanmamıştır.

örneklerimizi verelim:

yawuşan otu: (bkz:http://www.tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=verilst&ayn=bas&kelime=yawu%FEan

türkçe'de w harfinin olduğunu iddia etmeyeceksin sanırım? yoo dostum, bunu yapma.

pürüzma: (bkz:http://www.tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=verilst&kelime=p%FCr%FCzma&ayn=tam

atatürk'ün kaleme aldığı geometri kitabında önerdiği bir terim olup, günümüz kullanımı prizma şeklindedir.

---

dolayısı ile, büyük türkçe sözlük'te klüp diye bir kelime olması, bu yazımın "şu anda" kabul edildiği anlamına değil, bu kelimenin bir dönem kabul edildiği anlamına gelir.

güncel türk dil kurumu sözlüğü'nden, yazım kılavuzu'dan, ya da dil derneği sözlüğü ve yazım kılavuzundan, ya da herhangi bir alternatiften klüp yazımının "kabul edildiğini" kaynak gösteremediğinize göre çok özür dileyerek, türk dil kurumu'nu pipimizin keyfine göre kullanmamamız gerektiğini belirtip kaçıyorum.

esen kalın.
driving einstein driving einstein
netflix türkiye'nin yeni dönem dizisidir.

i̇lk bölüm aşırı güzeldi... batırmazlarsa netflix türkiye kedi olalı bi fare tutmuş olacak. salih bademci şov yapmış. tek dezavantaj fazla karakter ve as oyuncu var. konu bağladı beni.

müzikler, atmosfer, sanat yönetmenliği falan fevkalade ama netflixe güvenmiyorum hala... 50'ler türkiyesinden ve yahudi ya da gayrı müslimlere daha fazla yoğunlaşılması lazım. yahudileri ana hikayeye alan yapım yürüyor. (bkz: the marvelous mrs maisel)

aklıma bu kitap geldi. hikaye gerçeğe yakınsar mı bilmem ama bu romanın da filmi ya da mini dizisi çekilebilir. gayet hoş olur. kitap bu:

bi bakın derim, tavsiye ediyorum.
ophelias ophelias
i̇lk bölümünü izleyip baya beğendiğim dizi. yalnız tek bir şeye takıldım. yahudi olan kesim kendi aralarında ispanyolca konuşuyorlar fakat mathilda "bonjour" ve "merci" yi de kullanıyor. acaba zamanında fransızcanın popüler oluşundan mı? neden ispanyolca fransızca birlikte kullanıyor bu kadın? sadece o kullanıyor bu arada. anlamadım.
birfincancay birfincancay
dizinin afişinde salih bademci'den fena halde eddie redmayne elektriği aldım. özellikle de the danish girl'deki halleri.





belki her baktığım yerde eddie redmayne'i görüyor oluşumdan olabilir. orası ayrı.

konusu oldukça klişe. aslında işleyişi de öyle. verilen mesajlar; "aslında hepimiz aynıyız, yaşadıklarımız bir, kardeşiz" imaları hep üstünkörü geçilmiş. yahudi kültürüne uzak ellerden gelen bir yapım olduğu çok belli oluyor. adamların yaşayışlarına dair elimizde dini törenlerinden ve iki üç popüler şarkılarından başka hiçbir şey yok. selim songür karakterinin sahnede söylediği şarkılar da yeterince vurucu değil diye düşünüyorum. kıyafetler elbette eski döneme uygun ancak kombinleme mi hatalı, seçilen renklerde mi sıkıntı var tam çözemedim, ne eskiyi ne yeniyi yansıtan bir hali var. onun dışında dış çekimlere çok özen gösterilmiş. sahneler, mekan çok güzel organize edilmiş. görüntü yönetmeninin başarısı hissediliyor.

eksisi artısından fazla. benim "türk dizilerinde devrim yaratacak nitelikte yapımlar" sıralamamda ilk 5'e bile giremez. bunu götürürse salih bademci, gökçe bahadır ve fırat tanış götürür. başka şansı olduğunu sanmıyorum.

son olarak: neden barış arduç ya neden? neden hâlâ bu adamda ısrar? mümkünse kimse bu adama bu sektörde ekmek vermesin.
6
1 /