kumral ada mavi tuna

1 /
smooth smooth
buket uzuner'in bir zamanlar çok çok satan kitabı.
sevenlerinin hala zevkle tekrar tekrar okuyabileceği nitelikte olmakla beraber içindeki aşkın acısı gözlerin dolup dolup boşalmasına sebep olmakta çok başarılıdır..
little pumpkin little pumpkin
insanda kumral olma kumral doğma isteği yaratır bu kitap.her erkek aras olamaz (bu arada kendisi itü gemi inşaat mühendisliğini kazanmaktadır kitapta)
her aşık tuna olamaz.her kadınsa ada olamaz asla.ada kumral bakar,kumral kokar.öyle bi acaip süfer bi kitaptır.baylan'da kup griye yedirtir insana.
arch angel arch angel
tanıdığım birinin kızına ada ismini koymasına da sebep olmus bir kitaptır kendileri. bambi cafe'de gördüğüm mabel sakızlarının bana çağrıştırdığı, okurken tahminimce her kızda ada olma isteği uyandıran, istediğini elde etme konusunda meriç'in azmini güzel bir örnek olarak bize sunan, tuna'nın iç savaş sırasında gerçeklikleri kabul etmemesiyle okuyucuyu fazlasıyla etkileyen ve aras'ın gidişiyle ilk aşkını kaybetmenin acısını hissettiren gerçekten güzel bir kitap.
impera impera
öyle bir svgi anlatılır ki ne aşktır ne dostluktur ne de arkadaşlıktır; şair dayı hafif atilla ilhan'ı çağrıştırır; romanın kuzguncukta geçmesi ise ayrı bir güzelliktir.
sorunsal sorunsal
romanla birlikte savrulursunuz kimin yerine koysanız kendinizi hüzne çıkar yolunuz ilk başta arasa özenirsiniz ama onun sonu ölüme çıkar ama belki de en acısız olan onunkidir tuna'nın gel gitlerinde onunla savrulursunuz acırsınız belki, meriçin yaşadığıysa kabul edilemez sevdiğin adam senledir ama kalbi başkasına aittir, ada ise çaresizdir bir yanda büyük aşkı bir yanda ne hissetiğini bilemediği karma karışık duygulara savrulduğu tuna ve bir ölümle yitip giden hayat..
(bkz: mabel)
(bkz: şair dayı)
(bkz: kuzguncuk)
(bkz: kırmızı düğme)
(bkz: iç savaş)
dengesiz çay tabağı dengesiz çay tabağı
okuyuşumun üzerinden uzun yıllar geçti ama adanın tunaya söylediği laflar halen aklımdadır.soyunup kendini tunaya sunması,tunanın bunu kabul etmeyişi ve ardından adanın sözleri..tuna sen benim biraz babamsın,arkadaşımsın,dostumsun,hiç olmamış erkek kardeşimsin,el değmemiş sevgilimsin...birebir kelimelerle olmamakla beraber buna benzer birşeydi adanın lafları ve ne derece etkilendiysem o zamanlar halen hafızamdadır.okuduğum en güzel buket uzuner kitabıdır ayrıca.
big bang big bang
(bkz: buket uzuner) okuduğum en etkileyici kitaplardan biridir. içindeki her karakterde bir parçam vardı sanki. tuna'dan, ada'dan, aras'tan, meriç'ten, doğan dayı'dan... kitabın sonundaki mektupları sanki mektupları ben almışım gibi bir çırpıda okuyarak sevindim. ben olsam napardım dedim, yer yer gözlerim doldu, boğazım düğümlendi, sevindim, üzüldüm, resmen yaşadım anlatılanları.
aşkın birçok çeşidini sunar kitap; aras ile ada'nın tutkulu aşkı başkadır, tuna ile ada'nın uçsuz bucaksız aşkı başkadır, meriç'in tunaya olan karşılıksız ama sonsuz aşkı ise bambaşkadır... süreyya mercan ve pervin gökay'ın fedakarlıklarla ayakta kalmış özenilen aşkı ile tuna'nın anne ve babasının alışkanlığa dönüşmüş aşkı arasında dağlar vardır. aliye'nin sevgisiz aşklarına bir yandan acır bir yandan söversiniz. doğan gökay ve bürkan'ın aşkıysa soğuk ama sağlamdır...
aşkın yanında yapılam toplumsal göndermeler, iç savaş olgusu, farklı dinlerin, dillerin, kültürlerin bir zamanlar dostça yaşadığı bu topraklar ne hale dönüştürülmek istenmektedir onu görürsünüz. sosyal mesajları da (bir kısmı hariç çoğuna katılmakla beraber) alttan, derinden ama sağlam ve etkileyici bir biçimde verilmektedir.

edit: romandaki şair dayının attila ilhan, ada'nın anne ve babasının da çolpan ilhan ve sadri alışık'tan ilham alınarak yaratıldığı iddia edilmektedir. gerçekten de birçok ipucu vardır kitapta bu yargıya varılmasına sebep olan.
mabel mabel
"bela tohumlarını taşır elma kendi çekirdeğinde

bundan önce ve bundan böyle ne yapsa ne etse

insanın en büyük düşmanı

sessizce kendi derisinin içinde

susuyorum ada

sen orada soruyorsun

ve nerede nerede nerede .."
kurufasulyepilav kurufasulyepilav
tüylerimi diken diken eden, bana duygularımın renklerini, kokularını aratandır. bulduklarımın siyah olmasından korkutandır.

" uzaktaki sevilen yosunlu deniz kokar. rengi turkuvazdır."

" anne özlemi fırından yeni çıkmış ev kurabiyesi kokar. rengi yeşildir. "

" baba özlemi tütün kokar. bu özlem deve tüyü rengindedir. "
purplemurple purplemurple
tunanın "hayatımda hiç onun kadar kumral bir şey görmemiştim." ve de "yorgun gulumsedi. o zaman huzun sacildi her yana. ustume bulasti. elledim. kumral renkteydi" dediği satırları tekrardan defalarca bile okuduğum zaman ilk okuyormuşcasına hüzünlendiren,hüngür hüngür ağlatabilen bir buket uzuner başyapıtı.buket uzuneri her ne kadar pek sevsem de bundan daha iyisini asla yazamayacağını inandığım,tek kelimeyle muhteşem kitabı.kanımca buket uzuneri buket uzuner yapan eserdir,mutlaka okunmalıdır,mutlaka.
portia portia
okunası kitap. 360. sayfasından mı ne, başlayan bir bölüm vardı. açıp açıp okumalık. içi eriyordu insanın böyle.
yilan tislak yilan tislak
güzel kurgu, kötü edebiyat. hakkını vermeliyim ilk kez okunurken olayların heyecanından kullanılan dilin ne kadar kötü olduğunun farkına varamadım. ancak 2. kez okumaya çalıştığımda cümlelerin düşüklüğü, basitliği, anlatım bozuklukları gözlerimi öyle rahatsız etti ki çok istediğim halde tekrar okuyamadım.
deget deget
oldukça etkileyici bir kitap olmasının yanısıra bir kadının olayları erkek bir karakterin ağzından anlatması da takdire şayandır. ve bu durum hiç sırıtmaz kitabı okurken. satır aralarına iliştirilmiş bazı tespitler de ilgi çekicidir. benim en çok meriç karakteri ilgimi çekmişti. sessiz ve derinden giderek istediklerinin tümünü elde eden meriç kitabın sonunda da kendi ağzından " sessizliğin gücü ile kazandığım zaferle alay edenlere sessizce güldüğümü söylemek isterim." der. bir sürü dandik kitabın filminin çevrildiği son yıllarda, sağlam bir yönetmenin elinde güzel bir film olabileceğini düşünüyorum.
demilan demilan
yapmacık diyaloglardan oluşan kitap. nasıl oluyor da gerçek hayatta asla iki kişi arasında geçmeyecek diyaloglar okunurken insanda gerçeklik duygusu uyanabilir hiç anlamam. peki bu durumda o kitaptaki hikayeye ve aşka inanılır onu hiç anlamam.
(bkz: kendimizi kandırmayalım)
1 /