kurana masal diyenler

güse güse
maalesef içimizde çokça olan insanlar.

sevgili dostlar, kuran her devre, her topluma, her soruya, her konuya ışık tutan bir harika!
herkes kapasitesince bir şey öğrenir. garanti. yeter ki iyi niyetli yaklaş. aşağılama ve nefretle değil.

şimdi kuranda azgınlıkları sebebiyle helak edilmiş toplumlar ve bunlara yollanan peygamberler ya da uyarıcılar anlatılır.

ve allah der ki biz hiç bir toplumu kendi içlerinden bir uyarıcı göndermeden helak etmedik.

arkadaşlar, prof. dr. oktay sinanoğlu neydi sizce? prof. dr. ahmet aydın, prof. dr. canan karatay…bunlar sizin kendi içinizden çıkmış, sizi farklı konularda uyaran insanlar değil miydi?

neden ağlaşıyorsunuz?

neden birilerine nefret kusuyorsunuz?

canan hocamı, değerli bir sinema sanatçımızla kıyaslayarak kendilerince aşağılamaya çalışanlar işte bu azmışların bizzat kendileri.

nebahat çehre çıkıp canan hocanın söylediklerini söyleseydi de " bu kadının parası var, zengin, sıkıntı çekmemiş konuşuyor, eğitimi ne? ne anlar? " derdiniz. yani ona da bahane bulur ve burun bükerdiniz.

ne kadar da kusur arayan bir toplumuz, farkında mısınız?

sevgili dostlar biri bir şey mi söylüyor? şüpheyle yaklaşın. babanız olsa hemen kabullenmeyin. ama akıl imbiğinden bir geçirin, üzerine düşünün ve doğruysa, isterse bir çaycı söylemiş olsun… doğrudur. kabul edin ve uygulayın. söyleyene değil söyletene bak diye boşuna mı demiş atalar?

sizin iyiliğiniz için konuşan birine düşmanlık etmek o insanın kalbini kırar. allah "kalbi kırık kullarımın yanındayım" der. ayrıca sizin iyiliğinize olacak bir şeyi reddetmek, düşman kesilmek, dalga geçmek nasıl tanımlanır? lütfen kendinize gelin.

şu anda ülkeyle ilgili yakındığınız her şeyin bizzat sorumlususunuz.
sizi defalarca bir sürü değerli insan uyardı, hepsine de bir bahane buldunuz.

helak olmak istemiyorsanız, kendinize çeki düzen verin.

gidin oktay sinanoğlu, canan karatay, ahmet aydın kitaplarını alın. başlayın okumaya. hepsini okuyun.
güzel bulduğunuz kısımları buraya yazın. bizler de faydalanalım.

ebru şallı vardı hatırlıyor musunuz? kadın sağlıklı yemekler yapıyor, başlangıcında pilates yaptığı kadın programları hazırlıyordu.
ben televizyon izlemem ama çevremde, asla pilates yapacağını düşünmediğim kadınların pilates yaptığını, ebru şallıyla bilinçlendiğini görmüştüm bir zamanlar.

ne oldu? kadın güzel diye, kendine bakıyor diye, seviyor ve seviliyor, mutsuz olduğu yerde durmuyor diye kıskançlıklarından kin kusa kusa bu programları bizzat kendileri kaldırttılar.
şimdi ne izliyorsunuz? dedikodu mu? kavga mı?

izlediğiniz, dinlediğiniz şeylere dönüşürsünüz.

hemen televizyonları kapatın. çocuklarınıza da izletmeyin. ne yapıyorsunuz?

size silah olarak tasarlanmış dijital platformları hayrınıza kullanın. ebru şallının eski programları varsa açın spor yapın. kitap okuyun. hiçbir şey yapamıyorsanız yürüyüş yapın.

her gün en az 1 saat yürüyün.

zahmet olacak ama kuranı da her gün biraz biraz anlamaya çalışarak okuyun.

kolay gelsin.
8
randolph carter randolph carter
kuran hakkında yapılabilecek en doğru benzetmeyi yapmış olan insanlardır.

kuran, ortaçağ'da yaşayan arap toplumuna hitap eder. yazıldığı dönemin bazı sorunlarına çözüm getirmiş olabilir. fakat 21.yüzyılda masal hükmündedir.

islam, zamanımızda yitik ve geçersizleşmiş bir paradigmadan başka bir şeyi ifade etmiyor. zaten müslümanların son iki yüzyıldır dinlerini ayakta tutmak ve modern zamana adapte etmek için denemedikleri şey kalmadı. kimileri marksizmin metotlarını ve yöntemlerini benimseyip iktidarı ele geçirmeye çalıştı, kimileri sosyal demokrat ekonomi modelini islam'a uyarlamayı denedi. sonuç, hepsi hüsran.

mesela en basitinden, bir sürü islam ülkesi var. bunlardan herhangi birinde, islam ile uyumlu bir biçimde işleyebilen bir ekonomi modeli var mı? banka hesaplarından zorunlu zekat bedeli kesip bunları denetçilere dağıtan "islami" sistemleri kast etmiyorum tabi :)
kaldı ki ekonomiden pek anlamam, bilerek en zayıf olduğum konudan sordum.

ekonomiyi falan geçtim, islam günümüzde sosyal bir istikrar sağlamaktan da aciz. demokrasi, laiklik gibi "batılı" addedilen değerler olmasa, müslümanı müslümandan korumak mümkün değil. afganistan'ı görüyoruz işte, a cemaati b cemaati'nin cuma namazı kıldığı camiyi bombalıyor.

kuran, 21.yüzyıl insanına hitap etmek konusunda aciz kalıyor. islam, özgün bir model üretmekten aciz olduğu için islamcılar batı'dan gördüklerini uyarlamak dışında hiçbir şey yapamıyorlar. ya da mistik modellere sığınıp gerçekliği tamamen reddediyorlar. üçüncü bir seçenek yok.

olivier roy'un siyasal islam ın iflası kitabını okumanızı tavsiye ederim. doğrudan dini hedef alan bir kitap olmasa da, islamcılığın ekonomik, sosyolojik, siyasi ve kültürel alanda nasıl iflas ettiğini anlatıyor. eh, bu "islamcılık" meftumunu da kuran'dan ayrı ele almak mümkün değil.

velhasıl, kuran'ın içinde bulunduğumuz zamanda masal hükmünde olduğunu düşünüyorum. zira okudum ve bende masal hissi uyandırdı.

beyin, insana istediği her şeyi verme kabiliyetine sahiptir. eğer ulvi anlamlar yüklemek amacıyla okursanız kuran'dan da, nostradamus kehanetlerinden de, stephen king romanlarından da ilahi mesajlar çıkarabilirsiniz. kimilerinin müthiş anlamlar çıkarması bu anlamların bir gerçekliğe sahip olduğunu göstermez.
acarabi acarabi
masal değildir ancak, yazdırıldığı devre göre çok sağlam hikayeler barındırmaktadır.
nedense bu hikayeler incildeki ve tevrattaki hikayeler ile o kadar benzeşiyor ki günümüzden binlerce yıl evvel yaşamış olan sümer yazıtlarına kadar gidiyor.
yoksa çok akıllı bazı adamlar ve kuranı kağıda döken gurubun başında bulunan bazı etkili kişiler incili ve tevratı sular seller gibi biliyor olmasınlar.
çok sağlam hikayeler barındırmasına rağmen yazmanların masal tadında yazmalarını engelleyememişler.
nedense...